Teksas'ta erken oy kullanma sürecinde 4,5 milyondan fazla seçmen sandık başına gitti. Bu katılım, Cumhuriyetçi aday Ken Paxton ile Demokrat rakibi Julie Talarico arasındaki ABD Senatosu yarışının ne kadar kıyasıya geçeceğine işaret ediyor. Anketler, yarışın başa baş olduğunu ve seçmen ilgisinin yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Erken oylama, 2026 ara seçimlerinde Teksas'ın ulusal siyasetteki kritik konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Erken Oy Patlaması ve Seçmen Davranışı
Teksas'ta erken oy kullanma dönemi, 20 Ekim'de başladı ve 30 Ekim'e kadar sürdü. Eyalet genelinde 4,5 milyondan fazla seçmenin oy kullanması, 2018 ara seçimlerindeki erken oy sayısına göre kayda değer bir artışı temsil ediyor. Uzmanlar, bu artışın hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi seçmen tabanında eşzamanlı bir hareketliliğe işaret ettiğini belirtiyor. Özellikle Harris, Dallas, Travis ve Bexar gibi büyük ilçelerde erken oy oranları dikkat çekici seviyede. Seçim yetkilileri, pandemi sonrası dönemde erken oy kullanma alışkanlığının kalıcı hale geldiğini ve seçmenlerin uzun kuyruklardan kaçınmak için bu yöntemi tercih ettiğini vurguluyor.
Demokrat Parti stratejistleri, yüksek erken oy katılımının Talarico'nun lehine olabileceğini savunuyor. Zira erken oy kullanan seçmen profili, genellikle daha kararlı ve siyasi olarak daha aktif bireylerden oluşuyor. Ancak Cumhuriyetçi analistler, kırsal bölgelerde de erken oy kullanımının arttığını ve bunun Paxton'un tabanını harekete geçirdiğini gösterdiğini öne sürüyor. Her iki taraf da anketlerdeki dar farkın, son haftalarda yapılacak kampanya harcamaları ve yerel mobilizasyon çabalarıyla değişebileceğini kabul ediyor.
Paxton ve Talarico: İki Farklı Siyasi Profil
Ken Paxton, 2015'ten bu yana Teksas Başsavcısı olarak görev yapıyor ve Cumhuriyetçi Parti içinde güçlü bir tabana sahip. Ancak hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve hukuki soruşturmalar, siyasi kariyerini gölgelemeye devam ediyor. Paxton, özellikle sosyal muhafazakâr seçmen nezdinde popülerliğini koruyor ve eski Başkan Donald Trump'ın desteğini almış durumda. Kampanya söylemini göçmenlik, eyalet hakları ve federal hükümetin aşırı erişimi üzerine kurmuş durumda.
Julie Talarico ise Demokrat Parti'nin umut vaat eden isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Eğitim ve sağlık alanında uzun yıllar çalışmış bir teknokrat profili çizen Talarico, özellikle banliyölerdeki ılımlı Cumhuriyetçiler ve bağımsız seçmenlere hitap ediyor. Kampanyasında ekonomik adalet, iklim değişikliğiyle mücadele ve sağlık hizmetlerine erişim gibi konuları ön plana çıkarıyor. Son anketler, Talarico'nun Teksas'ın büyük şehirlerinde ve banliyölerinde Paxton'a göre daha güçlü olduğunu, ancak kırsal bölgelerde Paxton'un açık ara önde olduğunu gösteriyor.
Ulusal ve Küresel Yansımalar
Teksas, ABD'nin en kalabalık ikinci eyaleti ve 38 seçici oya sahip. Bu nedenle Senato yarışı sadece eyalet içinde değil, ulusal düzeyde de büyük yankı uyandırıyor. Cumhuriyetçiler, Senato'daki çoğunluklarını korumak için Teksas'ı kilit taşı olarak görüyor. Demokratlar ise uzun süredir Cumhuriyetçi kontrolünde olan bu eyaleti kazanarak Senato'da dengeyi değiştirmeyi hedefliyor. Seçim sonucu, ABD'nin iklim politikası, göçmenlik reformu ve federal yargı atamaları gibi konularda belirleyici olabilir.
Küresel açıdan bakıldığında, ABD Senatosu'ndaki güç dengesi, dış ticaret anlaşmaları, NATO'ya yönelik tutum ve küresel iklim müzakereleri gibi alanlarda da etkili. Teksas'taki seçim, Amerikan siyasetinin kutuplaşma düzeyini ve seçmen davranışlarındaki değişimleri yansıtması bakımından da önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Özellikle Latin kökenli seçmenlerin oy verme eğilimleri, bu seçimde belirleyici olabilir. Her iki aday da bu demografik gruba yönelik yoğun kampanya yürütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Teksas'taki Senato yarışı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir konu olmasa da ABD siyasetindeki olası değişimler, Türk-Amerikan ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Senato'da çoğunluğun değişmesi, özellikle savunma ihaleleri, F-16 satışı ve Suriye politikası gibi başlıklarda Türkiye'nin pozisyonunu etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin iklim ve ticaret politikalarındaki yönelim, küresel ekonomik dengeler üzerinden Türkiye'ye yansıyabilir. Seçim sonucu, ABD'nin NATO içindeki tutumunu ve Avrupa güvenlik mimarisini de şekillendireceği için Türkiye'nin bölgesel hesaplarında dikkate alınması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.