Tayvan, Papua Yeni Gine’nin başkenti Port Moresby’deki temsilcilik ofisini kapatma kararının ardından, bu ülkeyle olan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) anlaşmasını gözden geçirme sinyali verdi. Uzmanlar, Tayvan’ın bu hamlesinin ekonomik baskı aracı olarak sınırlı bir etki yaratacağını, ancak diplomatik açıdan önemli bir mesaj olduğunu belirtiyor. Tayvan Dışişleri Bakanlığı, Papua Yeni Gine’nin kararını ‘üzüntüyle karşıladıklarını’ ifade ederken, enerji şirketi CPC Corporation’ın uzun vadeli LNG alım sözleşmesini askıya alabileceği konuşuluyor.
Gelişmenin Arka Planı
Papua Yeni Gine hükümeti, geçtiğimiz hafta Tayvan’ın Port Moresby’deki ticari temsilciliğini kapatma kararı aldığını duyurdu. Kararın gerekçesi olarak ‘tek Çin politikasına bağlılık’ gösterildi. Çin Halk Cumhuriyeti, Papua Yeni Gine’nin bu adımını memnuniyetle karşılarken, Tayvan yönetimi kararı ‘Çin’in baskısı altında alınmış bir karar’ olarak nitelendirdi. Papua Yeni Gine, 1976’dan bu yana Çin Halk Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkilerini sürdürüyor; Tayvan ile ise 1990’ların sonundan itibaren ticari ve kültürel bağlarını geliştirmişti. Temsilcilik ofisi, iki ülke arasındaki balıkçılık, tarım ve eğitim iş birliklerinde kilit rol oynuyordu.
Tayvan’ın Papua Yeni Gine ile olan ekonomik ilişkileri özellikle enerji alanında yoğunlaşmış durumda. Tayvan’ın devlet enerji şirketi CPC Corporation, Papua Yeni Gine’den yılda yaklaşık 1,2 milyon ton LNG ithal ediyor. Bu miktar, Tayvan’ın toplam LNG ithalatının yaklaşık yüzde 5’ine denk geliyor. Tayvan, enerji ihtiyacının neredeyse tamamını ithal ettiği için bu tedarik hattı stratejik önem taşıyor. Ancak uzmanlar, Tayvan’ın alternatif tedarikçiler (Katar, Avustralya, ABD) bulabileceğini, dolayısıyla LNG kartının sınırlı bir koz olduğunu vurguluyor. Öte yandan, Tayvan’ın Papua Yeni Gine’ye yönelik kalkınma yardımları ve yatırımları da bulunuyor; özellikle tarım ve balıkçılık sektöründe. Bu yardımların askıya alınması, Papua Yeni Gine ekonomisi üzerinde göreceli bir baskı yaratabilir, ancak ülkenin Çin ile olan ticaret hacmi Tayvan’ı gölgede bırakıyor.
Uzmanlara göre, Tayvan’ın temsilcilik kapanmasına tepkisi, daha çok sembolik bir hamle. Tayvan, son yıllarda artan Çin baskısı karşısında diplomatik müttefiklerini kaybediyor. 2016’dan bu yana yedi ülke Tayvan ile ilişkilerini keserek Çin’i tanıdı. Papua Yeni Gine, bu zincirin son halkası oldu. Tayvan, ekonomik kozlarını kullanarak Çin’in diplomatik izolasyon politikasını kırmaya çalışsa da, uluslararası sistemdeki ağırlığı sınırlı. Yine de Tayvan, LNG anlaşmasını gözden geçirerek, diğer ülkelere ‘ekonomik bedel’ mesajı veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Papua Yeni Gine’nin kararı, Pasifik Adaları’nda artan Çin etkisinin bir göstergesi. Çin, son on yılda Pasifik ülkelerine altyapı yatırımları ve kredilerle nüfuzunu artırdı. Solomon Adaları, Kiribati gibi ülkeler Tayvan’dan koparak Çin’e yöneldi. Papua Yeni Gine ise stratejik konumu ve doğal kaynaklarıyla bölgede önemli bir aktör. Çin’in bu ülkedeki yatırımları, özellikle madencilik ve balıkçılık sektörlerinde yoğunlaşıyor. Tayvan’ın temsilcilik kapanması, Çin’in ‘Tek Çin’ ilkesini dayatma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. ABD ve müttefikleri, Pasifik’te Çin’in artan etkisini dengelemek için Tayvan ile ilişkileri güçlendirme arayışında. Ancak Tayvan’ın resmi diplomatik kanalları sınırlı olduğu için, ekonomik ve kültürel bağlar öne çıkıyor. Tayvan’ın LNG kartını kullanması, enerji güvenliği açısından riskleri de beraberinde getiriyor; zira tedarik çeşitliliği her zaman mümkün olmayabilir. Bölgesel uzmanlar, Tayvan’ın bu hamlesinin uzun vadede diplomatik bir kazanım sağlamayacağını, aksine enerji maliyetlerini artırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayvan ile Papua Yeni Gine arasındaki bu gelişme, doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, uluslararası alanda ‘tek Çin’ politikasının dayatılma biçimi ve ekonomik baskı araçlarının kullanımı açısından dersler içeriyor. Türkiye, benzer şekilde Kıbrıs meselesinde uluslararası tanınırlık ve diplomatik izolasyon konularında zorluklar yaşıyor. Çin’in ekonomik gücünü diplomatik hedefler için kullanması, Türkiye’nin dış politikada karşılaşabileceği baskı türlerine örnek teşkil ediyor. Ayrıca, enerji tedarikinde çeşitlilik ve bağımlılık riskleri, Türkiye’nin doğal gaz ithalat stratejileriyle paralellik gösteriyor. Türkiye, benzer durumlarda ekonomik kozları kullanırken dikkatli olması gerektiğini bu örnekten çıkarabilir.