Tayvan'da muhalefet partileri, hükümeti Güney Çin Denizi'ndeki uzun süredir devam eden hak iddialarını savunmamakla suçladı. Suçlamaların odağında, Filipinler'in tartışmalı bir resifte deniz yetki alanları belirleme girişimlerine Tayvan'ın sessiz kalması yer alıyor. Ana muhalefet Çin Milliyetçi Partisi (KMT) ile Tayvan Halk Birliği (TFP), iktidardaki Demokrasi İlerleme Partisi'ni (DPP) 'sert söylem, zayıf eylem' politikası izlemekle eleştiriyor.
Filipinler'in atılımına Tayvan'ın tepkisi yetersiz bulunuyor
Geçtiğimiz haftalarda Filipinler, Spratly Adaları'ndaki Itu Aba (Tayvan'ın kontrolündeki Taiping Adası) yakınlarındaki bir resifte sözde 200 deniz mili münhasır ekonomik bölge ilan etti. Manilla yönetimi, 2016'daki uluslararası tahkim kararına dayanarak bu adımı attı. Ancak Tayvan Dışişleri Bakanlığı yalnızca kısa bir yazılı açıklama yaparak 'ilgili tarafların görüşmelerle çözüm bulmasını' umduğunu belirtti. Bu açıklama, muhalefetin sert tepkisini çekti; KMT sözcüsü 'hükümetin anakaraya karşı yüksek sesle konuştuğunu, ancak Filipinler karşısında sessiz kaldığını' ifade etti.
Muhalefet milletvekilleri, Tayvan'ın Güney Çin Denizi'ndeki hak iddialarının Çin Halk Cumhuriyeti'ninkiyle örtüştüğünü, ancak DPP hükümetinin Çin karşıtı söylemleri nedeniyle bu konuda etkili bir diplomatik mücadele yürütemediğini savunuyor. KMT'li vekil Lin Wei-chou, 'Bölgedeki tüm taraflar haklarını korumak için adımlar atarken, Tayvan'ın sessizliği egemenlik haklarımızdan vazgeçmek anlamına gelir' dedi. TFP başkanı ise hükümeti 'ulusal çıkarları siyasi ideolojilere feda etmekle' suçladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlıklarının yeniden alevlendiği bir döneme denk geliyor. Filipinler'in yeni yönetimi, Çin ile ikili ilişkileri gerginleştirme pahasına deniz hak iddialarını genişletme politikası izliyor. ABD ise Filipinler'e askeri destek verirken, bölgedeki deniz devriyelerini artırmış durumda. Tayvan'ın bu krizdeki konumu, hem Çin'in 'Tek Çin' politikası hem de uluslararası hukuk bağlamında karmaşık bir görünüm arz ediyor.
Uzmanlar, Tayvan'ın Güney Çin Denizi'ndeki hak iddialarının uluslararası hukukta tanınmadığını, ancak stratejik olarak Taiping Adası'nın kontrolünün bölgedeki güç dengesi açısından önem taşıdığını vurguluyor. Tayvan'ın zayıf tepkisi, Çin'in bölgedeki iddialarını güçlendirmesine zemin hazırlayabilir. Öte yandan, Tayvan'ın bağımsızlık yanlısı DPP hükümetinin, Çin ile aynı iddiaları savunmak konusunda iç siyasi baskılarla karşı karşıya olduğu biliniyor. Bu durum, Tayvan'ın dış politikasını iç siyasetle iç içe geçmiş bir hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayvan'daki bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki benzer deniz yetki alanı anlaşmazlıklarını hatırlatıyor. Türkiye, uluslararası hukuk çerçevesinde haklarını koruma konusunda kararlı bir duruş sergilerken, Tayvan'ın sessizliği egemenlik haklarının zayıflatılmasına yol açabilir. Türkiye için önemli olan nokta, deniz yetki alanlarının müzakereyle değil, uluslararası hukuka dayalı olarak savunulması gerektiğidir. Ayrıca, bu tür anlaşmazlıkların bölgesel güvenlik dinamiklerini etkileme potansiyeli, Türkiye'nin çok kutuplu dünya düzenindeki denge politikaları açısından da dikkatle izlenmelidir.