Tayvan Cumhurbaşkanı Lai Ching-te, parlamentonun savunma bütçesinde kesintiye gitmesine rağmen ülkesinin askeri harcamalarını artırma kararlılığından vazgeçmeyeceğini açıkladı. Lai, 2030 yılına kadar savunma harcamalarını Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 5'ine yükseltme hedefini koruduğunu belirtti. Tayvan lideri, bu artışın Çin'in artan askeri baskısına karşı adanın caydırıcılık kapasitesini güçlendirmek için hayati önem taşıdığını vurguladı. Şu anda GSYH'nin yaklaşık yüzde 3'ü seviyesinde olan savunma harcamaları, Lai'nin planıyla önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artırılacak. Ancak muhalefet partilerinin çoğunlukta olduğu parlamento, geçtiğimiz günlerde 2025 yılı bütçesinde savunma harcamalarına yönelik bazı kalemleri kesintiye uğratmıştı.
Gelişmenin arka planı
Tayvan'da savunma harcamaları, Çin'in adaya yönelik artan askeri tehditleri nedeniyle son yıllarda sürekli olarak gündemdeki yerini koruyor. Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve adanın bağımsızlık yönündeki her adımına sert tepki gösteriyor. Son dönemde Çin, Tayvan çevresinde askeri tatbikatlarını yoğunlaştırdı ve adaya yönelik söylemini sertleştirdi. Bu durum, Taipei yönetimini savunma kabiliyetlerini modernize etmeye ve caydırıcılık kapasitesini artırmaya itiyor.
Lai Ching-te, Eylül 2024'te göreve geldikten sonra savunma harcamalarını artırma sözü vermişti. Ancak muhalefetteki Çin yanlısı Kuomintang Partisi'nin (KMT) ağırlıkta olduğu parlamento, bütçe görüşmelerinde savunma harcamalarına ayrılan payı kısmen reddetti. Buna rağmen Lai, bu hafta yaptığı açıklamada, "Savunma harcamalarından vazgeçmeyeceğim. Tayvan'ın güvenliği için bu artış şarttır" ifadelerini kullandı. Lai, ek kaynakların özellikle silah alımları, askeri altyapı ve siber savunma alanlarında kullanılacağını belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Tayvan'ın savunma harcamalarını artırma planı, sadece ada için değil, tüm Asya-Pasifik bölgesi için önemli yansımalar taşıyor. ABD, Japonya ve diğer müttefikler, Tayvan'ın caydırıcılık kapasitesini güçlendirmesini desteklerken, Çin bu tür adımları "provokasyon" olarak nitelendiriyor. Pekin yönetimi, Tayvan'ın silahlanmasının boğazdaki gerilimi artırdığını ve barışçıl çözüm umutlarını zedelediğini savunuyor.
Öte yandan, Tayvan'ın savunma harcamalarını GSYH'nin %5'ine çıkarma hedefi, NATO üyesi ülkelerin çoğunun harcama seviyesinin üzerinde. Mevcut durumda NATO üyeleri GSYH'lerinin en az %2'sini savunmaya ayırmayı taahhüt ediyor. Tayvan'ın bu oranı %5'e çıkarması, adanın güvenlik kaygılarının boyutunu ve Çin tehdidini ne kadar ciddiye aldığını gösteriyor. Uzmanlar, bu artışın Tayvan'ın askeri kabiliyetlerini önemli ölçüde geliştireceğini ancak Çin'in üstün askeri gücü karşısında tek başına yeterli olmayabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayvan'ın savunma harcamalarını artırma hedefi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu jeopolitik rekabet ortamında önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, benzer şekilde artan güvenlik tehditleri karşısında savunma sanayiine yatırım yaparken, yerli üretim kabiliyetlerini geliştirmeye çalışıyor. Tayvan'ın dışa bağımlı silah alımları yerine yerli savunma sanayiine ağırlık vermesi, Türkiye'nin izlediği stratejiyle paralellik gösteriyor. Ayrıca, Tayvan'ın yaşadığı bu bütçe süreci, demokratik ülkelerde savunma harcamalarının siyasi tartışmalara konu olabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin NATO müttefiki olarak savunma harcamalarını artırma çabaları, küresel güvenlik dengeleri açısından Tayvan örneğiyle birlikte değerlendirilebilir.