Taiwan'ın Çin'e karşı koymak için benimsediği savunma stratejisi, klasik güç dengesi anlayışından sıyrılarak asimetrik bir yaklaşıma odaklanıyor. Özet, "Daha çevik bir donanma Çin'i caydırabilir" teziyle, Tayvan'ın küçük ama etkili bir deniz kuvveti yapılanmasının kritik önemini vurguluyor. Son yıllarda Tayvan, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması'nın (PLAN) artan gemi sayısına ve büyük ölçekli tatbikatlarına karşı, mobil füze bataryaları, hızlı hücumbotlar ve insansız deniz araçları gibi esnek platformlara yatırım yapıyor.
Asimetrik Savunmanın Arka Planı: Sivrisinek Filosu Stratejisi
Tayvan, savunma doktrinini "Sivrisinek Filosu" olarak anılan bir konsept etrafında şekillendiriyor. Bu strateji, Çin'in sayıca üstün donanmasına karşı küçük, hızlı ve zor tespit edilebilen deniz unsurlarıyla vur-kaç taktikleri uygulamayı öngörüyor. Tayvan, 2023 yılında toplam savunma bütçesini yaklaşık 19 milyar dolara çıkararak, Harpoon kıyı savunma füzeleri, Hsiung Feng serisi gemisavar füzeleri ve yerli üretim insansız hava araçlarına (İHA) ağırlık verdi. Ayrıca, 2024'te suya indirilen yerli yapım denizaltı "Hai Kun", yüzeyde görünmeyen bir caydırıcılık unsuru olarak öne çıkıyor. Eski ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri ve Tayvanlı strateji uzmanları, PLAN'ın 2027'ye kadar Tayvan'ı işgal edebilecek kapasiteye ulaşacağını tahmin ediyor. Bu bağlamda Tayvan, sadece ABD silahlarına bağımlı kalmayıp, yerli savunma sanayiini güçlendirmeye çalışıyor. Son olarak Tayvan, 2025 için savunma bütçesini GSYİH'nın %2,5'ine çıkarmayı hedefliyor.
Ancak asimetrik stratejinin en büyük zorluğu, savaş durumunda Tayvan'ın ada savunmasını sürdürecek yeterli mühimmat ve yakıt stokuna sahip olup olmadığıdır. Çin, Tayvan'ı abluka altına alarak dış yardımı kesmeyi ve kısa sürede teslim olmaya zorlamayı planlıyor. Bu nedenle Tayvan, denizaltı ve mayın döşeme kabiliyetlerini artırmanın yanı sıra, ABD ve Japonya ile istihbarat paylaşımını derinleştiriyor. ABD'nin Tayvan'a silah satışı, Çin'in tepkisini çekmeye devam ediyor; Pekin, Washington'u "İçişlerine müdahale" ile suçluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çin-ABD Rekabetinin Kızıştığı Hat
Tayvan Boğazı, ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin en sıcak noktası haline gelmiş durumda. Çin, Tayvan'ı kendi toprağı olarak görüyor ve bir gün "tek ülke, iki sistem" modeliyle birleştirmeyi hedefliyor. Tayvan ise fiili bağımsızlığını sürdürmeye çalışıyor. ABD, "stratejik belirsizlik" politikası izleyerek Tayvan'ın savunmasına destek veriyor ancak doğrudan askeri müdahale konusunda net bir taahhütte bulunmuyor. 2022'de Nancy Pelosi'nin Tayvan ziyareti sonrası Çin, Tayvan çevresinde büyük çaplı tatbikatlar düzenlemişti. 2024'te ise Tayvan'da seçimleri bağımsızlık yanlısı Lai Ching-te kazandı; Çin bu sonucu "barışa tehdit" olarak nitelendirdi. Japonya, Güney Kore ve Avustralya da Tayvan Boğazı'ndaki istikrarın kendi güvenlikleri için kritik olduğunu savunuyor. Tayvan'ın esnek donanma stratejisi, bölgesel güç dengesini değiştirebilir ve Çin'in askeri planlamasını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayvan'ın asimetrik deniz savunma stratejisi, Türkiye'nin Ege ve Akdeniz'deki güvenlik yaklaşımlarıyla paralellikler taşıyor. Türkiye de Yunanistan'ın ve diğer bölgesel aktörlerin üstün konvansiyonel güçlerine karşı, insansız deniz araçları (İDA), hızlı hücumbotlar ve yerli füze sistemleriyle asimetrik bir denge kurmaya çalışıyor. Mavi Vatan doktrini çerçevesinde Türkiye, Doğu Akdeniz'de sondaj ve savunma faaliyetlerini sürdürüyor. Tayvan örneği, Türkiye'nin savunma sanayiinde yerli ve esnek çözümlere yatırım yapmasının önemini gösteriyor. Ayrıca, olası bir Tayvan krizi, küresel tedarik zincirlerini ve yarı iletken üretimini sekteye uğratarak Türkiye ekonomisini dolaylı yoldan etkileyebilir. Türkiye, Çin ile ekonomik ilişkilerini dengelemek ve ABD ile NATO müttefikliğini korumak arasında hassas bir diplomasi yürütmek zorunda kalabilir.