Tayland'ın, Myanmar'ın askeri cunta lideri Min Aung Hlaing'i bölgesel bir toplantıya davet etmesi, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) içindeki derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Osaka'daki Kansai Gaidai Üniversitesi'nden Mark Cogan ile yapılan bir söyleşide ele alınan bu gelişme, örgütün Myanmar krizindeki etkisizliğini ve üye ülkeler arasındaki güven bunalımını ortaya koyuyor. Tayland'ın bu hamlesi, ASEAN'ın kuruluş ilkelerine aykırı olmakla birlikte, bölgede artan Çin etkisi ve Batı'nın yaptırımları arasında denge kurmaya çalışan ülkelerin ikilemini de yansıtıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Tayland, 2021 darbesiyle iktidara gelen Myanmar ordusunun lideri Min Aung Hlaing'i, 4-5 Nisan tarihlerinde Bangkok'ta düzenlenen bir güvenlik konferansına davet etti. Bu davet, ASEAN'ın 2021'de Myanmar'daki şiddetin sona erdirilmesi için üzerinde anlaştığı beş maddelik konsensüsün açık bir ihlali olarak değerlendirildi. Söz konusu konsensüs, askeri cuntanın üst düzey temsilcilerinin bölgesel toplantılara katılımını askıya almayı öngörüyordu. Ancak Tayland, bu kararı kendi ulusal çıkarları doğrultusunda esneterek Min Aung Hlaing'i ağırladı. Bu durum, ASEAN'ın ortak karar alma mekanizmasının ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
Tayland'ın bu adımı, sadece Myanmar ile olan sınır ticareti ve enerji bağımlılığıyla açıklanamaz. Bangkok yönetimi, aynı zamanda Çin'in bölgedeki artan nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak Myanmar ordusunu desteklemeye çalışıyor. Öte yandan, Tayland'ın kendi iç siyasetindeki otoriter eğilimler de bu yakınlaşmayı kolaylaştırıyor. Taylandlı yetkililer, demokrasi söylemi yerine 'istikrar' ve 'güvenlik' önceliklerini vurgulayarak, cunta yönetimine meşruiyet kazandırmaya çalışıyor.
Myanmar'da ise iç savaşın şiddeti giderek artıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2021'den bu yana 2,6 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve 3,5 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda. Cunta yönetimi, ülkenin büyük bölümünde kontrolü sağlayamazken, ulusal ordu ile etnik silahlı gruplar arasındaki çatışmalar sınır bölgelerinde yoğunlaşıyor. Bu kaotik ortamda ASEAN'ın barış girişimleri sonuçsuz kalırken, Tayland'ın cunta liderine kucak açması, örgütün kredibilitesini daha da zedeliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ASEAN içinde Tayland'ın bu hamlesi, özellikle Endonezya ve Malezya gibi demokratik değerlere vurgu yapan üyelerin tepkisini çekti. Endonezya Dışişleri Bakanı Retno Marsudi, yaptığı açıklamada, ASEAN'ın Myanmar'daki krize çözüm bulmak için attığı adımların altını oyarak, bu tür davetlerin örgütün birliğini zayıflattığını belirtti. Malezya ise Tayland'ın davetini 'çok yanlış bir sinyal' olarak nitelendirdi. Öte yandan, Kamboçya ve Laos gibi Çin yanlısı ülkeler, Tayland'ın tutumunu dolaylı olarak destekleyerek ASEAN'ın iki kampa bölündüğünü gösterdi.
Bu iç çekişmeler, ASEAN'ın bölgesel güvenlik mimarisindeki rolünü sorgulatıyor. Örgüt, 1967'deki kuruluşundan bu yana 'konsensüs' ve 'müdahale etmeme' ilkelerine dayanıyor. Ancak Myanmar krizi, bu ilkelerin artık işlemediğini ortaya koyuyor. Öte yandan, Çin'in bölgedeki ekonomik ve askeri nüfuzu artarken, ABD'nin ilgisi azalıyor. Bu güç boşluğu, ASEAN ülkelerini farklı kutuplara yöneltiyor ve örgütün ortak dış politika üretme kapasitesini zayıflatıyor.
Tayland'ın bu adımı, aynı zamanda Batılı ülkelerin Myanmar'a yönelik yaptırım politikalarını da etkisiz kılıyor. ABD ve Avrupa Birliği, cunta yönetimine karşı ekonomik yaptırımlar uygularken, Tayland gibi ülkelerin cunta ile iş birliği yapması, bu yaptırımların delinmesine neden oluyor. Özellikle Tayland'ın, Myanmar doğalgazını ithal ederek cunta yönetimine finansal kaynak sağladığı biliniyor. Bu durum, uluslararası toplumun Myanmar'daki demokrasi mücadelesine verdiği desteği de dolaylı olarak baltalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki kriz ve ASEAN içindeki bu ayrışma, Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politikası açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Myanmar'daki Müslüman nüfusun (Rohingya) maruz kaldığı insan hakları ihlallerine karşı güçlü bir duruş sergilemiş ve bu konuda uluslararası platformlarda aktif bir rol üstlenmiştir. Tayland'ın cunta liderini ağırlaması, Rohingya krizinin unutulmasına yol açabilecek bir gelişme olarak endişe vericidir. Türkiye'nin, ASEAN ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkiler geliştirme çabaları sürerken, bu tür gelişmelerde demokratik değerler ve insan hakları vurgusunu öne çıkarması, Türk dış politikasının tutarlılığı açısından önemlidir. Ayrıca, Myanmar'daki istikrarsızlığın bölgesel güvenliği tehdit etmesi, Türkiye'nin Asya-Pasifik'teki dengeleri okuma biçimini etkileyerek, yeni ittifak arayışlarında dikkate alınması gereken bir faktör haline gelmektedir.