Tayland ekonomisi, 2025'in ikinci çeyreğinde (Nisan-Haziran) beklenenden daha yavaş büyüyecek. Reuters'in 20-25 Temmuz tarihleri arasında 18 ekonomistle yaptığı ankete göre, ülkenin gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) yıllık bazda %2,5 artacak. Bu oran, bir önceki çeyreğin %2,1'lik büyümesinden daha iyi olsa da, ekonomi yönetiminin hedefi olan %3-4 bandının oldukça altında kalıyor. Ankete katılan ekonomistlerin medyan tahmini, mevsimsellikten arındırılmış çeyreklik bazda ise %0,8'lik bir büyüme öngörüyor. Ancak asıl endişe, iç tüketimdeki belirgin yavaşlama ve ihracattaki durgunluğun ülke ekonomisini kırılgan bir konuma sokması.
Zayıf iç tüketim ve ihracat kaynaklı büyüme baskısı
Reuters anketine katılan uzmanlar, Tayland ekonomisinin en büyük itici gücü olan özel tüketimin ikinci çeyrekte ivme kaybettiğini vurguluyor. Turizm sektöründeki toparlanmaya rağmen, hane halkı borçluluğunun GSYİH'nın %89'una ulaşması ve hükümetin teşvik paketlerinin sınırlı etkisi, tüketimi baskılıyor. Ayrıca, Çin'deki yavaşlama ve küresel ticaret belirsizlikleri, Tayland'ın mal ihracatını olumsuz etkiliyor. Bangkok Ticaret Odası'nın haziran ayı verilerine göre, ihracat yıllık bazda %1,2 geriledi. Bu durum, ülkenin 2024'te %1,9 büyüyen ekonomisinin bu yıl için Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminini aşamayacağını gösteriyor.
Hükümetin turistik destinasyonlara yönelik talebi artırma çabaları ise kısmi bir başarı sağladı. 2024'te 35 milyon turist çeken Tayland, 2025'in ilk yarısında 20 milyon turist ağırladı. Ülkenin ulusal havayolu ve otel zincirlerindeki doluluk oranları yüksek seyrediyor. Ancak turizm gelirindeki artış, iç talepteki zayıflığın yarattığı boşluğu dolduramıyor. Uzmanlar, turizm sektörünün büyümenin ana motoru olmaya devam ettiğini, ancak özel sektör yatırımlarının ve tüketimin canlanmadığı sürece sürdürülebilir bir büyümenin mümkün olmadığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Tayland'ın yavaşlayan büyüme performansı, Güneydoğu Asya genelindeki kırılgan ekonomik tabloyu gözler önüne seriyor. Bölgenin en büyük ihracatçılarından biri olan Tayland, Çin'in ithalat talebinin azalmasından en çok etkilenen ülkelerden biri. Öte yandan, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine gitme ihtimali, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını artırabilir ve Tayland'ın para birimi bahtın değerlenmesine yol açabilir. Bu durum, ihracatçıların rekabet gücünü daha da zayıflatabilir. Bölgesel düzeyde ise Tayland Merkez Bankası, ekonomik toparlanmayı desteklemek için politika faizini %2,00 seviyesinde sabit tutma eğiliminde. Ancak enflasyonun %1,4 ile hedef bandın altında seyretmesi, genişlemeci bir para politikası için alan yaratıyor.
Küresel ticaretteki belirsizlikler, özellikle ABD-Çin ticaret savaşının olası yeni turları, Tayland'ı daha da kırılgan hale getirebilir. Analistler, ülkenin değişen küresel tedarik zincirlerinde bir üretim üssü olarak cazip konumunu koruduğunu, ancak bu konumun yapısal reformlarla desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Yeni hükümetin (2023'te iktidara gelen Başbakan Srettha Thavisin'in koalisyonu) altyapı yatırımları ve doğrudan yabancı yatırımları (FDI) çekme çabaları, uzun vadede olumlu bir tablo çiziyor. Ancak kısa vadede, ikinci çeyrek verileri 19 Ağustos'ta açıklandığında, büyümenin yukarı yönlü revize edilmesi olası görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayland'daki ekonomik yavaşlama, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel talepteki zayıflığın habercisi olabilir. Türkiye'nin ihracat pazarlarından biri olan Avrupa Birliği ve Orta Doğu'daki genel talep koşulları, Asya'daki bu yavaşlamadan dolaylı olarak etkilenebilir. Ayrıca, Tayland'ın turizm gelirlerindeki kırılganlık, Türkiye'nin turizm sektörüyle kıyaslandığında, küresel turizmin genel seyrine dair bir gösterge sunuyor. Türkiye'nin ihracatını çeşitlendirmeye çalıştığı bu dönemde, Asya pazarındaki durgunluğu yakından izlemesi ve olası fırsatları değerlendirmesi önem taşıyor. Küresel ticaretteki belirsizlikler, Türkiye'nin cari açık üzerindeki baskıları açısından da takip edilmesi gereken bir gelişmedir.