Avrupa Birliği’nin (AB) resmi yayın organı Politico’nun 100. bölüm özel yayını, 17 Şubat 2025’te Brüksel’de canlı olarak gerçekleştirildi. Etkinlikte, AB’nin Ortak Tarım Politikası (CAP) bütçesinin korunması ve bu bütçenin iklim hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi tartışıldı. ‘Kimse tarım bütçesine dokunamaz’ mesajı verilen yayında, Avrupalı çiftçilerin artan maliyetler ve iklim düzenlemeleri karşısında yaşadığı zorluklar masaya yatırıldı. AB Komisyonu yetkilileri ve tarım örgütü temsilcileri, CAP bütçesinin 2028 sonrası dönemde de mevcut seviyesinde kalması gerektiğini savundu.
CAP’in Geleceği ve Çiftçi Protestoları
AB’nin yıllık yaklaşık 58 milyar avro bütçeye sahip CAP’i, üye ülkeler arasında en tartışmalı politika alanlarından biri. Yayında, Hollandalı tarım ekonomisti Prof. Dr. Johan Swinnen, “CAP reformu olmadan AB’nin 2030 iklim hedeflerine ulaşması mümkün değil” uyarısı yaptı. Özellikle Almanya ve Fransa’da artan çiftçi protestoları, tarım sübvansiyonlarının kesilmesi endişesinden kaynaklanıyor. Yayına katılan Avrupa Çiftçiler Birliği (Copa-Cogeca) Başkanı Christiane Lambert, “Çiftçiler yeşil dönüşümün yükünü tek başına taşıyamaz” diyerek AB’den ek destek talep etti. AB Komisyonu’nun Tarımdan Sorumlu Üyesi Janusz Wojciechowski, bütçe kesintisi olmayacağını ancak verimlilik artırıcı önlemler alınacağını belirtti.
Yayında ayrıca, Ukrayna savaşının Avrupa tarımına etkisi de ele alındı. Ukrayna’dan gelen ucuz tahılın Polonya, Macaristan ve Slovakya gibi ülkelerde çiftçileri zor durumda bıraktığı vurgulandı. AB’nin geçici ithalat kısıtlamaları, bu ülkelerdeki protestoları durdursa da kalıcı çözüm bulunamadı. Tarım uzmanları, savaş sonrası dönemde de Ukrayna’nın AB pazarına entegrasyonunun CAP için en büyük meydan okumalardan biri olacağını söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
CAP bütçesi tartışması, sadece AB iç politika dinamiği değil, aynı zamanda küresel gıda güvenliği açısından da kritik. AB, dünyanın en büyük gıda ihracatçılarından biri ve CAP sübvansiyonları, küresel tarım piyasalarını doğrudan etkiliyor. Gelişmekte olan ülkeler, AB’nin tarım sübvansiyonlarının kendi çiftçileri aleyhine haksız rekabet yarattığını savunuyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, AB’nin tarım destekleri yılda 100 milyar dolara yaklaşıyor. Yayında, DTÖ eski Başmüzakerecisi Crawford Falconer, “AB’nin iklim odaklı CAP reformu, DTÖ kurallarıyla uyumlu olmalı” uyarısı yaptı.
İklim değişikliğiyle mücadele hedefleri doğrultusunda AB, 2023’te Yeşil Mutabakat’ın bir parçası olarak ‘Çiftlikten Çatala’ stratejisini uygulamaya koydu. Bu strateji, kimyasal gübre kullanımının %50 azaltılması ve organik tarım alanlarının %25’e çıkarılmasını öngörüyor. Ancak Avrupa Çevre Ajansı’nın 2024 raporu, stratejinin uygulanmasında ciddi gecikmeler olduğunu ortaya koydu. Yayında, Fransız tarım sendikası FNSEA temsilcisi Jérôme Volle, “Çiftçiler yeşil hedeflere inanıyor ancak maliyetleri karşılayamıyor” dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB’nin tarım bütçesi ve politikalarında yaşanan bu tartışmalar, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı olarak önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, AB’nin en büyük tarım ürünü tedarikçilerinden biri; 2024’te AB’ye 7,3 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatı yaptı. Eğer AB, CAP reformu kapsamında sübvansiyonları keser veya yeşil standartları sıkılaştırırsa, Türk tarım ürünleri AB pazarında rekabet avantajı kazanabilir. Ancak aynı standartlar Türkiye’ye de uygulanırsa, bu kez uyum maliyetleri artabilir. Ayrıca AB’nin Ukrayna tahılını tercih etmesi, Türk çiftçisini Karadeniz pazarında zorlayabilir. Türkiye’nin kendi tarım reformlarını yapması ve sürdürülebilir üretime geçmesi, bu belirsizlik ortamında en akılcı strateji olacaktır.