GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Dış Politika

Tahran tereddütte, ABD anlaşma şartlarında sessiz

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
💹
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: ABD Finans Medyası
💹 ABD Finans Medyası
Çeviri Kaynağı
Bloomberg — Bu haber, Bloomberg'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

ABD ile İran arasında nükleer anlaşma müzakerelerinde yeni bir gerilim yaşanıyor. Bloomberg News Kıdemli Beyaz Saray Muhabiri Josh Wingrove'un aktardığına göre, iki ülke arasında yüz yüze hiçbir görüşme yapılmamış durumda. Bu durum, her iki tarafın da birbirinin niyetine dair ciddi belirsizlikler yaşamasına yol açıyor. Tahran yönetimi, müzakerelerin yeniden başlaması konusunda tereddüt sergilerken, ABD yönetimi ise anlaşmanın temel şartları konusunda kamuoyu önünde sessizliğini koruyor. Uzmanlar, bu sessizliğin bir pazarlık taktiği mi yoksa anlaşmaya olan ilginin azaldığına mı işaret ettiği konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Gelişmenin arka planı

2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), uluslararası toplumun İran'ın nükleer programına sınırlama getirme çabalarının en somut örneğiydi. Ancak 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve ‘azami baskı’ politikası başlatması, bölgedeki dengeleri altüst etti. Joe Biden yönetimi, göreve geldiğinde anlaşmaya geri dönme niyetini açıklasa da, şimdiye kadar somut adımlar sınırlı kaldı. Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırarak anlaşmayla belirlenen sınırların çok ötesine geçti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın yüzde 60 saflıkta uranyum zenginleştirdiğini doğruluyor ki bu, silah seviyesine yalnızca bir adım uzaklıkta.

İran'ın tereddüdü, birkaç temel faktörden kaynaklanıyor. Birincisi, Tahran yönetimi, ABD'nin yaptırımların tamamen kaldırılması konusunda ne kadar samimi olduğunu sorguluyor. İkincisi, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, iç politikada muhafazakâr tabanını memnun etmek için nükleer programını bir pazarlık kozu olarak kullanıyor. Üçüncü ve en kritik nokta ise, İran'ın bölgesel vekil güçleri ve füze programı gibi konuların müzakerelere dahil edilmesini reddetmesi.

ABD tarafı ise, anlaşmanın sadece nükleer boyutla sınırlı kalmayıp İran'ın bölgesel faaliyetlerini de kapsamasını talep ediyor. Beyaz Saray, bu konuda kamuoyu önünde fazla yorum yapmamayı tercih ederek, özel kanallardan mesajlarını iletiyor. Ancak bu strateji, hem Tahran'da hem de ABD'nin müttefikleri arasında bir güven bunalımı yaratmış durumda. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin İran'a karşı çok yumuşak davrandığı endişesini taşıyor.

Bölgesel ve küresel boyut

ABD-İran gerginliği, sadece iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu'yu etkileyen bir dinamik. İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik herhangi bir anlaşma, bölgedeki güç dengesini yeniden şekillendirebilir. Suudi Arabistan ve İsrail, İran'ın nükleer silah sahibi olma ihtimaline karşı sert önlemler alınmasını isterken, bazı Avrupa ülkeleri diplomaside ısrar ediyor. Aynı zamanda, Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi'nde İran'a yönelik yeni yaptırımların önüne geçmeye çalışıyor.

Küresel enerji piyasaları da bu belirsizlikten doğrudan etkileniyor. İran, dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip. Eğer bir anlaşmaya varılıp yaptırımlar kalkarsa, petrol fiyatlarında düşüş bekleniyor. Ancak anlaşma sağlanamazsa, piyasalar arz sıkıntısı ve olası bir askeri çatışma riskini fiyatlamaya başlayabilir. Bu durum, başta Avrupa ve Asya olmak üzere enerji ithalatçısı ülkeler için ciddi bir risk anlamına geliyor.

Öte yandan, ABD'nin İran politikası, Biden yönetiminin genel dış politika stratejisiyle de bağlantılı. ABD, Çin'e odaklanmak için Orta Doğu'daki askeri varlığını azaltma eğiliminde. Bu da, İran gibi bölgesel aktörlere daha fazla alan açabilir. Ancak İran'ın nükleer programındaki ilerleme, ABD'yi bu planı yeniden gözden geçirmeye zorlayabilir.

Türkiye Açısından Değerlendirme

ABD-İran arasındaki bu belirsizlik, Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak, İran'dan doğal gaz ve petrol alımında Rusya ve Azerbaycan'a alternatif bir kaynak olarak İran'a bakıyor. Eğer anlaşma sağlanır ve yaptırımlar kalkarsa, Türkiye'nin enerji maliyetleri düşebilir ve İran ile ticari ilişkileri canlanabilir. Ancak anlaşma sağlanamazsa, bölgede olası bir gerilim Türkiye'nin güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'ın nükleer programına ilişkin tutumu, ABD ve AB ile ilişkilerinde de hassas bir denge unsuru. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara uymakla birlikte, komşusuyla diyaloğu da sürdürmek zorunda.

Etiketler:
ABDİrannükleer anlaşmaTahranBeyaz SarayjeopolitikBloomberg

İlgili Haberler

Analist: Lübnan saldırıları ABD-İran anlaşmasını etkileyebilir
Dış Politika

Analist: Lübnan saldırıları ABD-İran anlaşmasını etkileyebilir

25 dk önce

Trump: İran anlaşması saatler içinde bekleniyor
Dış Politika

Trump: İran anlaşması saatler içinde bekleniyor

40 dk önce

Trump'tan İsrail ve Hizbullah'a 'Durun' çağrısı, İran anlaşması hedefleniyor
Dış Politika

Trump'tan İsrail ve Hizbullah'a 'Durun' çağrısı, İran anlaşması hedefleniyor

47 dk önce

İran'daki Sertlik Yanlıları ABD ile Barış Anlaşmasına Karşı Çıkıyor
Dış Politika

İran'daki Sertlik Yanlıları ABD ile Barış Anlaşmasına Karşı Çıkıyor

1 sa önce