İran, ABD'nin Yemen'deki İran destekli Husilere yönelik hava saldırılarına misilleme olarak Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alabileceği tehdidinde bulundu. Bu gelişme, bölgede zaten kırılgan olan ateşkesin çökme riskini artırırken, Orta Doğu'nun daha geniş bir çatışmaya sürüklenebileceği endişelerini yeniden alevlendirdi. ABD'nin son haftalarda Husilere ait askeri hedefleri vurması, İran'ın Körfez'deki müttefiklerine yönelik doğrudan bir meydan okuma olarak algılandı.
Gelişmenin arka planı
ABD merkezli haber kaynaklarına göre, Pentagon geçtiğimiz hafta Yemen'deki Husilere ait füze rampaları ve komuta merkezlerini hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik Husilerin artan saldırılarına yanıt olarak başlatıldı. ABD, saldırıların Husilerin askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını ancak İran'ı doğrudan hedef almadığını açıkladı.
Ancak Tahran yönetimi, ABD'nin bu eylemlerini bölgedeki nüfuzuna yönelik bir tehdit olarak değerlendirdi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD askeri üslerinin misilleme hedefi olabileceğini ima eden bir açıklama yaptı. Sözcü, 'ABD saldırganlığını sürdürürse, müttefikleri de bu saldırganlığın sonuçlarına katlanmak zorunda kalacak' ifadelerini kullandı.
Bahreyn ve Kuveyt, İran'ın Şii nüfusunun önemli bir kısmını barındırması ve ABD ile yakın askeri işbirliği yapmaları nedeniyle Tahran için hassas hedefler. Her iki ülkede de ABD'nin önemli askeri üsleri bulunuyor. Bahreyn, ABD Donanması'nın Beşinci Filosu'na ev sahipliği yaparken, Kuveyt'te büyük bir ABD kara kuvvetleri varlığı mevcut.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın bu tehdidi, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez ülkelerinde alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Riyad, Tahran ile son yıllarda normalleşme adımları atmasına rağmen, İran'ın bölgesel istikrarı hedef alan eylemlerinden duyduğu endişeyi dile getirdi.
Uzmanlar, İran'ın doğrudan ABD ile savaşa girmek istemese de, vekil güçler aracılığıyla veya Körfez'deki ABD müttefiklerini hedef alarak gerilimi tırmandırabileceğini belirtiyor. Husiler, son iki yıldır Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemiş, bu saldırılar Körfez ülkelerinin hava savunma sistemlerini zorlamıştı.
Bölgesel kriz, uluslararası toplumun dikkatini Yemen'de devam eden iç savaştan uzaklaştırırken, BM destekli ateşkes görüşmeleri de sekteye uğradı. ABD Dışişleri Bakanı, tarafları itidal çağrısında bulunarak, 'Diplomasi için hâlâ alan var' dedi. Ancak İran'ın son tehditleri, bu alanın daraldığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Körfez bölgesindeki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Bahreyn ve Kuveyt ile ticari ilişkilerini son yıllarda artırmış, ayrıca Kuveyt'teki Türk yatırımları önemli boyutlara ulaşmıştır. Olası bir çatışma, bölgede istikrarsızlığa yol açarak Türk şirketlerinin faaliyetlerini tehlikeye atabilir. Ayrıca, İran'ın tehditleri, Türkiye'nin Arap dünyasındaki nüfuz mücadelesini de etkileyebilir. Ankara'nın ılımlı bir pozisyon alması, hem Tahran hem de Riyad ile dengeli ilişkilerini sürdürmesi açısından kritik önem taşımaktadır.