ABD ve Çin'in bir dizi tarım ürününde gümrük vergilerini düşürme planlarını detaylandırmasının ardından tahıl vadeli işlemleri geriledi. Yatırımcılar, geçtiğimiz hafta Donald Trump ile Xi Jinping arasındaki zirvenin ardından somut alım sinyalleri bekliyor. Bu gelişme, küresel tarım piyasalarında belirsizliği artırırken, tüccarlar Çin'in ne zaman ve ne miktarda alım yapacağına dair net bir işaret arıyor.
Tarife İndirimi Anlaşmasının Arka Planı
ABD ve Çin, geçtiğimiz hafta gerçekleşen liderler zirvesinin ardından, karşılıklı olarak bir dizi tarım ürününe uygulanan gümrük vergilerini azaltma konusunda anlaştı. Anlaşma kapsamında soya fasulyesi, mısır, buğday ve domuz eti gibi ürünlerde vergi oranlarının düşürülmesi öngörülüyor. Ancak piyasalar, anlaşmanın kağıt üzerinde kalıp kalmayacağını sorguluyor. Zira daha önceki mutabakatlarda da benzer vaatler yer almış, fakat somut alımlar gecikmişti.
Chicago Ticaret Borsası'nda soya fasulyesi vadeli işlemleri, anlaşmanın açıklanmasının ardından yüzde 1'in üzerinde değer kaybetti. Mısır ve buğdayda da benzer bir düşüş yaşandı. Analistler, bu gerilemeyi "hayal kırıklığı" olarak nitelendiriyor ve Çin'in alım taahhütlerini henüz yerine getirmediğine dikkat çekiyor.
ABD Tarım Bakanlığı yetkilileri, Çin'in önümüzdeki haftalarda önemli miktarda soya fasulyesi alımı yapmasını beklediklerini belirtti. Ancak Çin tarafından henüz resmi bir alım programı açıklanmadı. Ticaret uzmanları, Çin'in iç talebindeki yavaşlama ve Afrika domuz vebası salgınının etkisiyle alımların öngörülenden düşük kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Küresel Piyasalara Etkisi
Tarım ürünleri fiyatlarındaki dalgalanma, küresel gıda enflasyonu açısından kritik önem taşıyor. Dünya Bankası verilerine göre, tarım ürünleri fiyatları 2023'te yüksek seyretmiş, 2024'te kısmi bir düşüş yaşanmıştı. ABD-Çin ticaret anlaşmasının hayata geçmesi durumunda, özellikle soya fasulyesi ve mısır fiyatlarında istikrar sağlanabilir. Ancak anlaşmanın gecikmesi veya eksik uygulanması, fiyatlarda yeniden yukarı yönlü baskı yaratabilir.
Öte yandan, Brezilya ve Arjantin gibi rakip üreticiler, Çin'in alım kararlarını yakından izliyor. Brezilya, son yıllarda Çin'in en büyük soya fasulyesi tedarikçisi konumunda. ABD'nin pazar payını geri kazanma çabası, Güney Amerika üreticileri üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, küresel nakliye maliyetleri ve lojistik sorunlar da alım kararlarını etkileyebilecek faktörler arasında.
Uzmanlar, Çin'in alım stratejisinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj niteliği taşıdığını belirtiyor. Zirve sonrası olumlu hava, ticaret savaşlarının sona ereceği yönünde iyimserlik yaratmıştı; ancak somut adımların gecikmesi bu iyimserliği zayıflatabilir. Piyasalar, önümüzdeki günlerde açıklanacak resmi alım verilerini bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin tarım ticareti anlaşması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı sonuçları olabilir. Türkiye, buğday ve mısır gibi temel tarım ürünlerinde net ithalatçı konumunda. Küresel fiyatlardaki düşüş, Türkiye'nin ithalat faturasını hafifletebilir. Ancak Çin'in alımlarına bağlı olarak fiyatların yeniden yükselmesi, gıda enflasyonu üzerinden iç piyasayı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin tarım ürünleri ihracatında Çin önemli bir pazar değil; fakat Karadeniz tahıl koridoru ve bölgesel istikrar açısından gelişmeler takip edilmeli. Türk çiftçisi için ise bu anlaşma, rekabet koşullarını değiştirebilir.