Sydney Havalimanı'nda son bir ayda dördüncü kez ciddi bir 'yakın tehlike' (near miss) olayı yaşandı. Avustralya Ulaştırma Güvenliği Bürosu (ATSB), 8 Mart tarihinde iki uçağın aynı piste aynı anda iniş izni alması üzerine acil soruşturma başlattığını duyurdu. Olay, Qantas'a ait bir iç hat uçuşu ile küçük bir özel jetin aynı anda inişe geçmesiyle meydana geldi. Havalimanı kontrol kulesinin zamanında müdahalesiyle olası bir felaketin önlendiği bildirildi. Bu gelişme, Avustralya'nın en yoğun havalimanında hava trafik kontrol sistemindeki zafiyetlere ilişkin endişeleri artırdı.
Gelişmenin Arka Planı: Artan Yakın Tehlike Olayları
Son olay, 16 Şubat'tan bu yana Sydney Havalimanı'nda kaydedilen dördüncü ciddi yakın tehlike vakası. İlk olay 16 Şubat'ta, iki jetin kalkış sırasında birbirine tehlikeli şekilde yaklaşmasıyla yaşandı. 24 Şubat'ta ise bir uçağın, başka bir uçağın kalkış yaptığı pistten inişe geçmesi üzerine pilotların son anda manevra yapmak zorunda kaldığı bildirildi. 2 Mart'ta ise bir bakım aracının, iniş yapan bir uçağın önünde piste girmesi nedeniyle uçak tekrar inişe geçmek zorunda kaldı.
ATSB'nin ön raporuna göre, 8 Mart'taki olayda Qantas'ın Boeing 737 tipi uçağı ile Beechcraft King Air tipi özel jet, kontrol kulesinin aynı anda iniş onayı vermesi sonucu aynı piste yaklaştı. Kulenin uyarısı üzerine özel jet pilotu derhal tırmandı ve Qantas uçağının altından geçti. İki uçak arasındaki dikey mesafenin yaklaşık 150 metre olduğu tahmin ediliyor. ATSB, olayın ciddiyetini 'yüksek riskli' olarak sınıflandırdı ve kara kutu kayıtlarını incelemeye aldı.
Avustralya Havacılık Federasyonu (AAF) sözcüsü, art arda gelen bu olayların tesadüf olmadığını belirterek, "Sydney Havalimanı'ndaki hava trafik kontrolörlerinin aşırı iş yükü altında olduğu ve mevcut sistemin yetersiz kaldığı açık. Bu durum, havacılık güvenliği açısından kabul edilemez bir risk oluşturuyor" dedi. AAF, havalimanına ek kontrolör atanması ve radar sistemlerinin modernize edilmesi çağrısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Havacılık Güvenliği Tehdit Altında
Sydney Havalimanı, Avustralya'nın en büyük uluslararası kapısı konumunda ve yılda yaklaşık 42 milyon yolcuya hizmet veriyor. Son aylardaki bu olağanüstü yoğunluk, bölgedeki havacılık güvenliği standartlarına ilişkin ciddi soruları gündeme getirdi. Uzmanlar, hava trafik kontrolörlerinin sayısındaki azalmanın ve eskiyen altyapının, gelişmiş ülkelerde bile benzer kazalara yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte, son yıllarda 'yakın tehlike' raporlarının arttığı gözleniyor. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) verilerine göre, 2023'te dünya genelinde bildirilen yakın tehlike olay sayısı bir önceki yıla göre %12 arttı. Uzmanlar, pandemi sonrası hava trafiğindeki hızlı toparlanmanın, hava trafik kontrol sistemleri üzerindeki baskıyı artırdığını ve bunun da riskleri yükselttiğini belirtiyor.
Avustralya Hükümeti, yaşanan olayların ardından Sydney Havalimanı'nda kapsamlı bir güvenlik denetimi başlatma kararı aldı. Ulaştırma Bakanı Catherine King, "Havacılık güvenliği bizim için her şeyden önemli. Bu olayları ciddiye alıyoruz ve gerekli tüm önlemleri alacağız" ifadelerini kullandı. Bakan, havalimanına 50 milyon dolarlık acil yatırım yapılacağını ve 30 yeni hava trafik kontrolörünün işe alınacağını açıkladı. Ancak eleştirmenler, bu önlemlerin yetersiz olduğunu ve köklü reformlar gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin havacılık sektörü için önemli bir ders niteliği taşıyor. İstanbul Havalimanı, son yıllarda dünyanın en yoğun havalimanlarından biri haline geldi ve artan uçuş trafiği, benzer riskleri beraberinde getirebilir. Türkiye'nin, hava trafik kontrol sistemlerini modernize etmesi ve kontrolör istihdamını artırması, olası yakın tehlike olaylarını önlemek açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, Avustralya'daki bu olaylar, uluslararası havacılık güvenliği standartlarının ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösteriyor; Türkiye'nin bu standartlara tam uyum sağlaması, hem yolcu güvenliği hem de ülke itibarı açısından gereklidir.