Uluslararası ödemelerde onlarca yıldır fiili tekel konumunda olan SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication) sistemine alternatif arayışları, özellikle ABD'nin finansal yaptırımları silah olarak kullanması ve çoklu savaşların etkisiyle hız kazandı. Küresel Güney olarak adlandırılan ülkeler, Batı merkezli bu sistemden bağımsız hareket edebilmek için çeşitli mekanizmalar geliştirmeye çalışıyor. Peki, SWIFT'e alternatif olarak öne çıkan sistemler hangileri ve ne kadar başarılı oluyor?
SWIFT Nedir ve Neden Alternatif Aranıyor?
Merkezi Belçika'da bulunan SWIFT, 1973 yılında kurulmuş bir bankalar arası iletişim ağıdır. 200'den fazla ülkede 11 binden fazla finansal kuruluşu birbirine bağlayan sistem, günlük ortalama 40 milyondan fazla mesajla trilyonlarca dolarlık işleme aracılık ediyor. Ancak SWIFT, ABD dolarının küresel rezerv para birimi olması nedeniyle dolaylı olarak ABD'nin denetimine tabi. ABD, İran, Rusya, Kuzey Kore gibi ülkelere yönelik yaptırımlarında sıklıkla SWIFT'ten yararlanıyor ve bu ülkeleri sistemden ihraç ederek finansal izolasyon sağlıyor.
2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Batı, Rus bankalarının önemli bir kısmını SWIFT'ten çıkardı. Bu hamle, diğer ülkelerde de benzer bir riskin olabileceği endişesini artırdı. Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika gibi ülkeler, kendi alternatif ödeme sistemlerini geliştirme veya mevcut olanları güçlendirme yoluna gitti. Ayrıca, ABD'nin yaptırım gücünü kötüye kullandığı yönündeki söylemler, alternatif arayışlarının arkasındaki temel motivasyonu oluşturuyor.
Öne Çıkan Alternatifler ve Mevcut Durumları
1. Çin'in CIPS'i (Cross-Border Interbank Payment System): 2015'te devreye alınan CIPS, yuan cinsinden uluslararası ödemeleri kolaylaştırmayı amaçlıyor. 2023 itibarıyla 100'den fazla ülkeden 1.400'den fazla finansal kuruluş CIPS'e katılmış durumda. Ancak işlem hacmi SWIFT'in çok gerisinde; günlük işlem hacmi 500 milyar yuan civarında (yaklaşık 70 milyar dolar), SWIFT'in günlük 5 trilyon doların üzerindeki hacmine kıyasla oldukça küçük. Yine de Çin, Kuşak ve Yol girişimi ülkeleriyle ticaretinde CIPS kullanımını teşvik ediyor.
2. Rusya'nın SPFS'i (System for Transfer of Financial Messages): 2014'te Kırım'ın ilhakı sonrası Batı yaptırımlarına yanıt olarak geliştirilen SPFS, 2023'te 150'den fazla ülkeden 550'den fazla katılımcıya ulaştı. Ancak sistem ağırlıklı olarak Rusya ve birkaç müttefiki arasında kullanılıyor; küresel ölçekte yaygın değil. Rusya, Çin ile ticaretinde yuan ve ruble kullanımını artırarak SPFS'i güçlendirmeye çalışıyor.
3. INSTEX (Instrument in Support of Trade Exchanges): 2019'da Almanya, Fransa ve İngiltere tarafından İran ile ticaret için kurulan INSTEX, ABD yaptırımlarını aşmayı hedefliyordu. Ancak sistem, İran'ın beklentilerini karşılayamadı ve 2023'te fiilen durduruldu. Başarısızlığın nedeni, büyük Avrupa bankalarının ABD yaptırımlarından çekinmesi ve sistemin işlem hacminin çok düşük kalmasıydı.
4. Hindistan'ın RuPay ve UPI'si: Hindistan, RuPay kart şeması ve UPI (Unified Payments Interface) ile iç ödemelerde büyük başarı sağladı. UPI, aylık 10 milyar işlemi aşan hacmiyle dünyanın en büyük gerçek zamanlı ödeme sistemlerinden biri. Hindistan, UPI'yi uluslararasılaştırmak için Singapur, BAE, Fransa gibi ülkelerle anlaşmalar yapıyor. Ancak bu sistemler henüz SWIFT'in yerini alacak kurumsal altyapıdan yoksun.
5. BRICS ortak ödeme sistemi: BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) 2023'ten itibaren ortak bir ödeme platformu oluşturma yönünde adımlar attı. Yeni üyelerin katılımıyla genişleyen BRICS, yerel para birimleriyle ticaret ve ortak bir dijital para birimi üzerinde çalışıyor. Ancak somut bir sistem henüz kurulmuş değil.
6. Kripto paralar ve merkez bankası dijital paraları (CBDC'ler): Bitcoin, Ethereum gibi kripto paralar, sansüre dirençli yapılarıyla alternatif olarak görülse de volatilite ve yasal belirsizlikler nedeniyle kurumsal ödemelerde sınırlı. Çin'in dijital yuanı, Nijerya'nın eNaira'sı gibi CBDC'ler ise sınır ötesi ödemelerde kullanılmak isteniyor ancak henüz yaygın değil.
Alternatiflerin Karşılaştığı Zorluklar
SWIFT'in en büyük avantajı, küresel çapta kabul görmüş, güvenilir ve likit bir sistem olması. Alternatif sistemler ise şu zorluklarla karşılaşıyor:
- Ağ etkisi: Bir ödeme sistemi ne kadar çok kullanıcıya sahipse o kadar değerli. SWIFT'in 11 bin kuruluşluk ağı, alternatiflerin uzun süre yetişemeyeceği bir avantaj.
- Dolar hakimiyeti: Küresel ticaretin yaklaşık %80'i dolar üzerinden yapılıyor. Dolar dışı para birimleriyle işlem yapan sistemler, döviz kuru riski ve likidite sorunlarıyla karşı karşıya.
- Yasal ve düzenleyici engeller: ABD, alternatif sistemleri kullanan kuruluşları yaptırımlarla tehdit edebiliyor. Örneğin, INSTEX'e katılan Avrupa bankaları ABD yaptırımlarına maruz kalmamak için sistemi terk etti.
- Teknolojik altyapı: SWIFT, yıllardır test edilmiş, siber güvenliği yüksek bir altyapıya sahip. Yeni sistemlerin aynı güvenilirliğe ulaşması zaman alacak.
Gelecekte Ne Bekleniyor?
Uzmanlara göre, SWIFT'in tamamen ortadan kalkması kısa vadede mümkün değil. Ancak çok kutuplu bir dünyada, bölgesel ve ideolojik bloklar arasında farklı ödeme sistemleri paralel olarak varlığını sürdürecek. Çin ve Rusya, kendi sistemlerini genişletmeye devam edecek; Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler ise dijital ödeme altyapılarını uluslararasılaştırmaya çalışacak. BRICS'in ortak bir sistem kurma çabası, Batı'nın finansal hakimiyetine meydan okuma potansiyeli taşıyor.
Ancak şu an için alternatiflerin hiçbiri SWIFT'in yerini alabilecek olgunlukta değil. Yine de bu arayışlar, ABD'nin finansal yaptırım gücünü sınırlayabilir ve ülkelerin dış politikada daha bağımsız hareket etmesine olanak tanıyabilir. Önümüzdeki on yılda, ödeme sistemleri jeopolitik rekabetin önemli bir cephesi haline gelecek gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Batı kurumlarıyla entegre hem de alternatif arayışlara açık bir konumda. Rusya ile ticaretinde ruble ve TL kullanımı, Çin ile yuan cinsinden anlaşmalar ve yerel ödeme sistemleri (TROY, FAST) gibi adımlar, Türkiye'nin SWIFT'e bağımlılığını azaltma çabasını gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin BRICS'e ilgi duyduğu ve alternatif finansal mimarilerde yer almak istediği biliniyor. Batı yaptırımlarına maruz kalan İran ile ticaret için INSTEX benzeri mekanizmalar denense de sonuç alınamadı. Türkiye için asıl mesele, jeopolitik riskler karşısında finansal egemenliğini koruyabilmek. Alternatif sistemlerin güçlenmesi, Türkiye'nin dış ticaretinde çeşitlilik sağlayabilir ve yaptırım risklerini hafifletebilir. Ancak bu sistemlerin likidite ve güvenilirlik sorunları, kısa vadede SWIFT'in yerini almasını zorlaştırıyor. Türkiye'nin hem Batı hem Doğu ile dengeli ilişkileri, alternatifleri test etmesi için uygun bir zemin sunuyor.