ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin, Silicon Valley Bank'ın (SVB) 2023 yılındaki iflasından önce bankanın bozulan mali durumuna ilişkin tekrarlanan uyarılara yeterince yanıt vermediği tespit edildi. Starling Trust Sciences tarafından hazırlanan ve Fed Denetimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Michel tarafından talep edilen taslak rapor, düzenleyici kurumun iç uyarı sistemlerindeki eksiklikleri gözler önüne serdi.
Uyarıların Ardındaki Gerçek
Rapora göre, SVB'nin likidite ve sermaye yapısındaki bozulmaya dair sinyaller aylar öncesinden Fed'in denetim birimlerine ulaşmıştı. Ancak bu uyarılar ya göz ardı edildi ya da yetersiz önlemlerle geçiştirildi. Özellikle 2022'nin ikinci yarısından itibaren bankanın uzun vadeli tahvil portföyündeki faiz riski ve mevduat çıkış hızındaki artış, denetim raporlarına yansımış olmasına rağmen, Fed'in bankaya yönelik herhangi bir yaptırım uygulamadığı veya acil müdahale planını devreye almadığı belirtiliyor.
Starling Trust Sciences'ın analizi, Fed'in denetim kültüründe 'göz ardı etme' eğiliminin kurumsallaştığını öne sürüyor. Raporda, denetçilerin sıklıkla siyasi veya piyasa baskısı nedeniyle harekete geçmekte tereddüt ettikleri ve büyük ölçekli bankaların 'sistematik önem' gerekçesiyle korunduğu ifade ediliyor. Bu durum, 2008 krizinden sonra getirilen Dodd-Frank düzenlemelerinin etkinliğini sorgulatıyor.
Küresel Bankacılık Sistemi Üzerindeki Yansımalar
SVB'nin iflası, ABD'de bölgesel bankacılık sektöründe bir dizi zincirleme etki yaratmış, Signature Bank ve First Republic gibi kurumlar da kısa süre içinde çökmüştü. Fed, paniği durdurmak için olağanüstü likidite destekleri ve yeni bir kredi programı başlatmak zorunda kalmıştı. Ancak bu müdahaleler, denetim tarafındaki zafiyetin maliyetini ortaya koydu.
Uzmanlara göre, raporun ortaya çıkardığı bulgular, Fed'in denetim yaklaşımını kökten değiştirmesini gerektirebilir. Özellikle 'uyarı sinyallerinin otomatik olarak eyleme dönüştürülmesi' mekanizmasının kurulması ve denetçilerin bağımsızlığının artırılması tartışılıyor. Ayrıca, Fed içindeki denetim birimlerinin idari olarak nasıl konumlandırılacağı da yeniden masada.
Küresel ölçekte ise, SVB vakası diğer ülkelerdeki bankacılık düzenleyicileri için de bir uyarı niteliğinde. Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası, benzer riskleri tespit etmek için denetim süreçlerini gözden geçirme sinyali verdi. Uluslararası Para Fonu (IMF) da küresel finansal istikrar raporunda, 'denetim otoritelerinin uyarılara yanıt verme hızının' kritik olduğunu vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
SVB raporu, Türkiye'nin bankacılık denetim mekanizmaları için de ders niteliğinde. Türkiye'de BDDK ve TCMB, son yıllarda makro ihtiyati politikalarla finansal istikrarı korumaya çalışsa da, benzer bir 'uyarıları görmezden gelme' riski taşıyor. Özellikle döviz kuru dalgalanmaları ve yüksek enflasyon ortamında, bankaların bilanço risklerine karşı denetim otoritelerinin daha hızlı ve şeffaf tepki vermesi gerekiyor. Rapor, Türkiye'nin de uluslararası denetim standartlarına uyumunu güçlendirmesi ve erken uyarı sistemlerini etkin kullanması gerektiğini gösteriyor. Aksi halde, küresel bir güven kaybı Türk bankacılık sektörüne de sıçrayabilir.