Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon, Yemen'deki Husi isyancıların Suudi topraklarına yönelik düzenlediği bir balistik füze saldırısını hava savunma sistemleriyle engellediğini duyurdu. Koalisyon sözcüsü, füzenin başkent Riyad yakınlarına değil, ülkenin güneyindeki bir yerleşim bölgesine yönlendirildiğini ve sivil kayıpları önlemek için imha edildiğini belirtti. Saldırının sorumluluğunu henüz resmi olarak üstlenmeyen Husiler, son haftalarda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarını artırmış durumda.
Yemen Savaşında Yeni Bir Germe: Füze Saldırıları ve Karşılıklı Tehditler
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaşta İran destekli Husi hareketi, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçlerine karşı geniş çaplı bir roket ve İHA saldırı kapasitesi geliştirdi. Koalisyon, bu saldırıların çoğunu hava savunma sistemleriyle etkisiz hale getirdiğini iddia etse de, zaman zaman Suudi enerji altyapısına ve sivil yerleşimlere yönelik başarılı vuruşlar da kayda geçti. Özellikle 2019'da Suudi Aramco tesislerine düzenlenen ve küresel petrol fiyatlarında geçici şok yaratan saldırı, savaşın sınırları aşan etkisini ortaya koymuştu.
Bu son olay, Birleşmiş Milletler'in Yemen özel temsilcisinin tarafları ateşkese ve siyasi çözüme çağırdığı bir dönemde gerçekleşti. Husiler, Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik hava saldırılarını ve deniz ablukasını gerekçe göstererek misilleme hakkını saklı tutuyor. Koalisyon ise füze ve İHA saldırılarını "terör eylemi" olarak nitelendiriyor ve uluslararası toplumu İran'ın bölgedeki "yıkıcı faaliyetlerine" karşı ortak tavır almaya davet ediyor.
Uzmanlar, bu tür saldırıların barış müzakerelerini baltaladığına ve Yemen halkının insani krizini derinleştirdiğine dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaşta on binlerce sivil hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi. Suudi Arabistan'ın füze savunma sistemleri, başkent Riyad ve diğer kritik bölgeleri korumak için sürekli teyakkuz halinde.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar: İran- Suudi Rekabeti ve Enerji Güvenliği
Yemen'deki Husi saldırıları, yalnızca Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki bir çatışma değil; aynı zamanda İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekâlet savaşının bir cephesi olarak görülüyor. Tahran, Husilere siyasi ve askeri destek sağlamakla suçlanırken, bu durum Körfez'de güvenlik dengelerini sarsıyor. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sunarak İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya çalışıyor ancak doğrudan müdahaleden kaçınıyor.
Füze saldırıları, küresel enerji piyasaları için de risk oluşturuyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumunda ve Bab-el-Mendeb Boğazı ile Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, petrol arz güvenliğini tehdit ediyor. Son saldırıda herhangi bir enerji tesisinin zarar görmemesi piyasaları kısmen rahatlatsa da, yatırımcılar benzeri olayların tekrarlanabileceği endişesini taşıyor. Uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir ateşkesin sağlanması için diplomatik çabalarını sürdürüyor; ancak tarafların karşılıklı suçlamaları ve güven eksikliği, kalıcı bir çözümü zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye özen göstererek Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimde denge politikası yürütüyor. Ancak Husilerin füze saldırıları, Körfez'deki istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji ithalatı ve bölgesel ticaret yolları için risk oluşturuyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile savunma sanayii işbirliğini derinleştirirken, Yemen'deki insani krize yönelik yardımları da sürdürüyor. Uzun vadede, Yemen'de kalıcı barış, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki ekonomik çıkarları için hayati önem taşıyor.