Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin büyük umut bağladığı ve Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne (BRI) alternatif olarak konumlandırdığı Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru'nun (IMEC) geleceği, Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki artan gerilim nedeniyle tehdit altında. Eylül 2023'te G20 zirvesinde büyük bir tantanayla duyurulan bu devasa altyapı projesi, Hindistan'ı Basra Körfezi üzerinden Avrupa'ya bağlamayı hedefliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler, bu vizyonun gerçekleşmesinin önünde ciddi engeller oluşturuyor.
IMEC'in Arka Planı ve Önemi
IMEC, Hindistan'dan başlayarak Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail üzerinden Avrupa'ya uzanması planlanan bir demir yolu ve deniz yolu ağını kapsıyor. Proje, özellikle ticaret sürelerini kısaltmayı ve alt kıta ile Avrupa arasındaki enerji ve dijital bağlantıları güçlendirmeyi amaçlıyor. Modi hükümeti, bu koridoru yalnızca ekonomik bir kazanım olarak değil, aynı zamanda Hindistan'ın küresel bir oyuncu olarak yükselişinin ve Çin'in artan nüfuzuna karşı bir denge unsuru olarak görüyor.
Ancak projenin hayata geçirilmesi, bölgesel iş birliğine, özellikle de Suudi Arabistan ile İsrail arasındaki normalleşme sürecine bağlı. Suudi Arabistan'ın İsrail ile diplomatik ilişkiler kurması, IMEC'in omurgasını oluşturacak demir yolu hattının inşası için kritik öneme sahip. Bu nedenle, iki ülke arasındaki son dönemde tırmanan gerilim, Hindistan için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi-İsrail gerginliğinin kökenleri, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları ve Filistin sorunundaki tıkanıklığa dayanıyor. Suudi Arabistan, İsrail ile normalleşme görüşmelerini askıya aldığını ve Filistin devletinin kurulmadığı bir anlaşmanın mümkün olmadığını defalarca dile getirdi. Bu durum, IMEC'in en kritik halkası olan Suudi-İsrail iş birliğini fiilen imkânsız hale getiriyor.
ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırısıyla sekteye uğradı. O tarihten bu yana bölgede artan çatışma ortamı, IMEC'in enerjisini ve finansmanını olumsuz etkiledi. Ayrıca, İsrail ile Lübnan ve İran arasındaki gerginlikler, koridorun güvenliğini de tehdit ediyor. Bölgedeki bu istikrarsızlık, Hindistan'ın ticaret yollarını çeşitlendirme stratejisini zayıflatıyor ve Modi hükümetinin projeye olan güvenini sarsıyor.
Çin'in BRI'sine karşı önemli bir alternatif olarak görülen IMEC, aynı zamanda ABD'nin Hint-Pasifik stratejisinin de önemli bir parçası. Washington, bu koridoru Çin'in etkisini dengelemek için destekliyor. Ancak Suudi-İsrail hattındaki tıkanıklık, sadece Hindistan'ı değil, ABD'nin bölgesel ittifaklarını da olumsuz etkiliyor. Bu durum, küresel güç mücadelesinde yeni bir cephe açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel ticaret yolları üzerindeki stratejik konumunu dolaylı olarak güçlendirebilir. IMEC'in zayıflaması, Türkiye üzerinden geçen ve Çin'den Avrupa'ya uzanan Orta Koridor girişiminin önemini artırabilir. Ankara, uzun süredir bu koridoru alternatif bir ticaret hattı olarak öne çıkarıyor. Suudi-İsrail gerginliği, Orta Koridor'un cazibesini artırarak Türkiye'nin enerji ve lojistik merkezi olma hedefini destekleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede artan diplomatik girişimleri, bu tür koridor projelerinde daha aktif bir rol oynamasına zemin hazırlayabilir. Ancak bu durum, aynı zamanda bölgesel rekabeti de derinleştirebilir.