Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmelerde bulunmak üzere Pazartesi günü Washington'a geldi. Suudi resmi haber ajansının duyurduğu ziyaret, Riyad ile Yemen'deki Husiler arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde gerçekleşiyor. İki bakanın görüşmesinde ikili ilişkiler, Yemen krizi ve bölgesel güvenlik konularının ele alınması bekleniyor.
Ziyaretin arka planı ve görüşme gündemi
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan'ın Washington ziyareti, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki stratejik ortaklığın yeniden canlandığı bir döneme denk geliyor. İki ülke arasındaki ilişkiler, özellikle enerji, savunma ve bölgesel güvenlik alanlarında uzun yıllardır devam ediyor. Ancak son dönemde Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları ve bölgedeki İran etkisi, görüşmelerin ana gündem maddelerini oluşturuyor.
Görüşmede ayrıca, İsrail ile normalleşme süreci, Filistin meselesi ve Gazze'deki insani durumun da masaya yatırılması bekleniyor. ABD yönetimi, Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme anlaşması için çaba sarf ederken, Riyad yönetimi Filistin devletinin tanınması konusunda adım atılmasını şart koşuyor. Bu nedenle Rubio ile Ferhan arasındaki görüşmeler, sadece ikili ilişkiler değil, aynı zamanda Orta Doğu barış süreci açısından da kritik önem taşıyor.
Suudi Arabistan, son yıllarda dış politikasında çeşitlendirmeye giderek, Çin ve Rusya ile de ilişkilerini geliştiriyor. Ancak ABD ile güvenlik iş birliği hâlâ Riyad'ın öncelikli konuları arasında. Washington ziyareti, bu denge politikasının bir parçası olarak da okunabilir. Görüşmelerde, savunma anlaşmaları, silah satışları ve istihbarat paylaşımı gibi konuların da ele alınması muhtemel.
Yemen krizi ve bölgesel gerilim
Yemen'deki Husiler, son aylarda Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana Yemen'de Husilere karşı operasyonlar düzenliyor. Ancak savaş, insani krizin derinleşmesine ve bölgede istikrarsızlığın artmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler, Yemen'de dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığını belirtiyor.
ABD, Suudi Arabistan'ın Yemen politikasını desteklemekle birlikte, son yıllarda Husilere yönelik saldırılarda insani boyutları da gözetilmesi çağrısında bulunuyor. Washington, aynı zamanda Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını da yakından takip ediyor. Bu saldırılar, küresel ticaret yollarının güvenliği açısından endişe yaratıyor.
Görüşmelerde, Yemen'de ateşkes sağlanması ve siyasi çözüm için atılacak adımların da ele alınması bekleniyor. Suudi Arabistan, Husilerle doğrudan müzakerelere açık olduğunu zaman zaman dile getirse de, Husilerin İran ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle temkinli yaklaşıyor. ABD'nin bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenmesi muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son yıllarda normalleştirme sürecine girmişti. Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın 2022'de Ankara'yı ziyaret etmesi ve karşılıklı açıklamalar, ilişkilerde yeni bir sayfa açıldığını gösteriyordu. Ancak Yemen krizi ve bölgesel gerilim, Türkiye'nin de yakından takip ettiği konular arasında. Türkiye, Yemen'de siyasi çözüm ve ateşkes çağrısı yaparken, Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarının ticari gemilere zarar vermesinden endişe duyuyor. Bu bağlamda, Suudi Arabistan ile ABD arasındaki görüşmeler, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, İsrail ile normalleşme sürecinin Filistin meselesine etkisi, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir yer tutuyor.
Ziyaretin, Suudi Arabistan'ın ABD ile ilişkilerini güçlendirme ve bölgesel konularda ortak hareket etme arayışının bir yansıması olduğu söylenebilir. Görüşmelerin sonuçları, Yemen'deki savaşın seyri ve Orta Doğu'daki dengeler açısından belirleyici olabilir.