Suudi Arabistan, Husilerin Riyad Havalimanı'na düzenlediği saldırıların ardından havalimanını yeniden açtığını duyurdu. Ancak yetkililer, uçuşların henüz tam kapasiteyle işlemediğini ve sınırlı sayıda seferin gerçekleştirildiğini belirtti. Yemen'de 2022'den bu yana büyük ölçüde geçerli olan BM arabuluculuğundaki ateşkesin yeniden başlayan çatışmalarla bozulması, bölgede tansiyonu yükseltti.
Gelişmenin Arka Planı
Husiler, son haftalarda Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırdı. Bu saldırılar, Yemen'deki iç savaşın seyrini değiştiren ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun müdahalesini sorgulatan bir döneme denk geldi. Suudi yetkililer, havalimanının sivil havacılık operasyonlarını güvenli bir şekilde sürdürebilmek için ek güvenlik önlemleri aldıklarını açıkladı. Ancak uluslararası havayolları, artan riskler nedeniyle Riyad'a uçuşlarını askıya aldı. Havalimanının yeniden açılması, Suudi Arabistan'ın ekonomik ve diplomatik merkezi olan Riyad'a yönelik ulaşımın canlandırılması açısından kritik bir adım olarak görülüyor. Uzmanlar, saldırıların Suudi Arabistan'ın imajını zedeleyebileceğini ve yabancı yatırımcıların güvenini sarsabileceğini vurguluyor.
Yemen'de 2014'ten bu yana süren çatışmalar, 2022'de Birleşmiş Milletler gözetiminde varılan ateşkesle büyük ölçüde durmuştu. Ancak ateşkesin süresi dolduktan sonra taraflar arasında zaman zaman ihlaller yaşandı. Son dönemde Husilerin Suudi topraklarına yönelik saldırıları, ateşkesin fiilen sona erdiği yorumlarına yol açtı. BM Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunarak barış görüşmelerinin yeniden başlatılması için çaba harcıyor. Suudi Arabistan ise saldırılara karşı kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Riyad Havalimanı'na yönelik saldırılar, sadece Suudi Arabistan'ı değil, bölgedeki havacılık güvenliğini de tehdit ediyor. Körfez ülkeleri, hava sahalarının güvenliği konusunda endişelerini dile getiriyor. ABD ve diğer Batılı ülkeler, Husilerin saldırılarını kınayarak Suudi Arabistan'a destek mesajları verdi. Öte yandan İran, Husileri desteklemekle suçlanıyor; Tahran yönetimi bu suçlamaları reddediyor. Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Babül Mendep Boğazı'ndan geçen küresel ticaret yollarını da etkiliyor. Son aylarda Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları, deniz taşımacılığında aksamalara ve sigorta maliyetlerinin artmasına neden oldu. Bu durum, küresel enerji arz güvenliği açısından da risk oluşturuyor.
Suudi Arabistan'ın havalimanını yeniden açma kararı, bir yandan normalleşme sinyali verirken diğer yandan güvenlik endişelerinin sürdüğünü gösteriyor. Uçuşların sınırlı olması, havayollarının ve yolcuların temkinli yaklaştığını ortaya koyuyor. Bölgesel uzmanlar, Yemen'de kapsamlı bir barış anlaşması sağlanmadan kalıcı bir istikrarın mümkün olmadığını belirtiyor. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 kapsamında ekonomik çeşitlendirme ve turizm hedefleri doğrultusunda havalimanı operasyonlarının aksamaması büyük önem taşıyor. Ancak güvenlik riskleri, bu hedefleri tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmalarda taraf olmamakla birlikte bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Suudi Arabistan ile son dönemde normalleşen ilişkiler, ticari ve ekonomik işbirliğinin yanı sıra savunma alanında da gelişiyor. Riyad Havalimanı'ndaki aksamalar, Türk vatandaşlarının ve iş insanlarının bölgeye seyahatini zorlaştırabilir; ancak doğrudan bir yaptırım veya güvenlik tehdidi oluşturmuyor. Öte yandan Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki ticaret yollarını etkileyerek Türkiye'nin ihracat ve ithalat rotalarında risk yaratabilir. Türkiye, BM çabalarını destekleyerek Yemen'de kalıcı barışın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Bölgesel tansiyonun düşürülmesi, Türk dış politikası açısından da olumlu bir gelişme olacaktır.