Suudi Arabistan, İran destekli Yemenli Husi milislerinin bu ay havalimanına düzenlediği ve can kayıplarına yol açan saldırıların ardından başkent Riyad'daki havalimanını yeniden uçuşlara açtı. Husi sözcüleri, havalimanını yeniden vurma tehdidinde bulunurken, Suudi yetkililer güvenlik önlemlerini artırarak sivil havacılık operasyonlarını kademeli olarak normale döndürmeye çalışıyor. Saldırılar, Yemen iç savaşında tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde gerçekleşti.
Havalimanına yönelik saldırıların arka planı
Husi milisleri, bu ay içinde Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na birkaç kez insansız hava aracı (İHA) ve balistik füze saldırısı düzenledi. Saldırılarda can kayıpları yaşandı ve maddi hasar meydana geldi. Suudi Arabistan yönetimi, saldırıların ardından havalimanındaki uçuşları geçici olarak askıya aldı ve güvenlik güçlerini alarma geçirdi. Husi askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'deki operasyonlarına yanıt olduğunu belirterek, havalimanının meşru bir hedef olduğunu savundu ve saldırıların süreceği uyarısında bulundu. Suudi Arabistan hükümeti ise saldırıları kınayarak, İran'ı Husi milislerini silahlandırmak ve desteklemekle suçladı. Tahran yönetimi bu suçlamaları reddediyor.
Riyad Havalimanı, Suudi Arabistan'ın en yoğun havalimanlarından biri olup, hem iç hem de dış hat uçuşlarına ev sahipliği yapıyor. Havalimanının kapatılması, binlerce yolcunun seyahat planlarını etkiledi ve havayolu şirketleri alternatif güzergahlar bulmak zorunda kaldı. Suudi yetkililer, havalimanının yeniden açılmasıyla birlikte uçuşların kademeli olarak normale döneceğini, ancak güvenlik taramalarının sıkılaştırılacağını duyurdu. Havalimanı çevresine ek hava savunma sistemleri konuşlandırıldığı bildiriliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Husi saldırıları, Yemen'deki çatışmanın Suudi Arabistan topraklarına taşınması açısından dikkat çekici. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana Yemen'de Husi milislerine karşı operasyonlar yürütüyor. Ancak son dönemde Husi milisleri, Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve kritik altyapı tesislerine yönelik saldırılarını artırdı. Bu durum, körfez bölgesinde güvenlik endişelerini tırmandırıyor ve küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Petrol fiyatları, saldırıların ardından dalgalanma gösterdi. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Yemen özel temsilcisi, siyasi çözüm için çabalarını sürdürüyor.
ABD yönetimi, Suudi Arabistan'a destek mesajı vererek, İran'ın bölgedeki yıkıcı faaliyetlerine karşı müttefiklerinin yanında olduğunu vurguladı. Ancak Washington, aynı zamanda Yemen'deki insani krizin sona erdirilmesi için ateşkes çağrısını yineliyor. Avrupa Birliği de saldırıları kınayarak, bölgede istikrarın korunması gerektiğini belirtti. Husi saldırıları, Kızıldeniz'deki deniz trafiğini de tehdit ediyor; milisler daha önce bölgedeki gemilere yönelik saldırılar düzenlemişti. Bu durum, küresel ticaret yolları için risk oluşturuyor.
Suudi Arabistan'ın havalimanını yeniden açması, normalleşme çabası olarak yorumlanıyor ancak Husi tehdidinin sürmesi, kalıcı bir istikrarın sağlanmasının zor olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Husi milislerinin İHA ve füze kapasitesinin arttığına dikkat çekerek, Suudi hava savunmasının bu tehditlere karşı tam koruma sağlayamadığını belirtiyor. Önümüzdeki dönemde benzer saldırıların yaşanabileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflar arasında denge gözeterek diplomatik çözümü destekliyor. Suudi Arabistan ile son dönemde iyileşen ilişkiler, Riyad'ın güvenlik endişelerini Türkiye'nin bölgesel istikrar arayışıyla uyumlu hale getiriyor. Husi saldırıları, Körfez'de tansiyonu yükselterek enerji arz güvenliğini tehdit ediyor; bu durum Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Ayrıca Türkiye, Yemen'deki insani krizin çözümü için çabalarını sürdürürken, Husilerle dolaylı temaslarını da koruyor. Bölgede artan istikrarsızlık, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ancak Ankara, Suudi Arabistan ile savunma işbirliğini derinleştirerek, İHA ve hava savunma sistemleri alanında potansiyel işbirliği fırsatları yakalayabilir.