Savunma analisti Alex Alfirraz Scheers, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan savunma anlaşmasının, ABD'nin Orta Doğu ve Güney Asya'daki geleneksel müttefiklik ilişkilerini yeniden şekillendiren önemli bir jeopolitik uyum sinyali olduğunu belirtti. Üç ülke arasındaki bu iş birliği, bölgesel güvenlik dinamiklerinde Washington'un etkisinin azalabileceğine işaret ediyor.
Anlaşmanın Arka Planı
Söz konusu savunma paktı, üç Müslüman ülke arasında askeri eğitim, istihbarat paylaşımı, ortak tatbikatlar ve savunma sanayii iş birliğini kapsıyor. Özellikle Türkiye'nin insansız hava aracı (İHA) teknolojisindeki ilerlemesi, Pakistan'ın nükleer kapasitesi ve Suudi Arabistan'ın mali kaynakları, bu ittifakı tamamlayıcı bir güç haline getiriyor. Uzmanlar, bu anlaşmanın yalnızca askeri bir ittifak olmadığını, aynı zamanda stratejik bağımsızlık arayışının bir yansıması olduğunu vurguluyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın, ABD'nin bölgedeki angajmanındaki belirsizlikler nedeniyle alternatif güvenlik ortakları aradığı biliniyor.
Pakistan'ın bu pakttaki rolü, Hindistan'a karşı askeri dengeyi güçlendirmek ve Çin ile olan ilişkilerini çeşitlendirmek olarak yorumlanıyor. Türkiye ise bu iş birliği sayesinde Orta Doğu'da etkinliğini artırırken, savunma sanayiindeki teknolojik kabiliyetlerini ihraç ederek ekonomik kazanç sağlamayı hedefliyor. Suudi Arabistan ise özellikle Yemen'deki askeri operasyonlarında ve bölgesel tehditlere karşı bu üçlü iş birliğinden faydalanmayı umuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu üçlü savunma paktı, ABD'nin Orta Doğu'daki geleneksel güvenlik mimarisine meydan okuyor. Washington, uzun süredir Suudi Arabistan ve Pakistan ile güçlü ikili askeri ilişkilere sahipti; ancak bu yeni oluşum, bu ülkelerin kendi inisiyatifleriyle yeni ittifaklar kurabileceğini gösteriyor. Analistlere göre bu durum, ABD'nin bölgedeki "güvenlik garantörü" rolünün sorgulanmasına neden olabilir. Özellikle ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi ve İran ile yaşanan gerginlikler, bu ülkelerin kendi savunma mekanizmalarını oluşturma isteğini artırdı.
Bölgesel düzeyde bu ittifak, İran ve Hindistan gibi ülkeler tarafından yakından izleniyor. İran, bu oluşumu kendisine karşı bir tehdit olarak görebilir; Hindistan ise Pakistan'ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile yakınlaşmasını, bölgesel dengeleri değiştirebilecek bir gelişme olarak değerlendiriyor. Öte yandan, bu paktın NATO ile ilişkileri de etkilemesi bekleniyor; çünkü Türkiye'nin NATO üyesi olarak Rusya ile yakınlaşması ve S-400 füze sistemi alımı, Batı ile yaşanan bazı gerilimlere yol açmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu savunma paktı, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir fırsat penceresi açıyor. Türkiye, Orta Doğu ve Güney Asya'da etkinliğini artırarak, hem savunma sanayiinde ihracat gelirlerini yükseltebilir hem de bölgesel bir güç olarak konumunu güçlendirebilir. Özellikle İHA ve SİHA teknolojilerinin bu ülkelere satışı, Türkiye'nin askeri kabiliyetlerini ekonomik kazanca dönüştürmesini sağlayacaktır. Ayrıca, bu ittifak Türkiye'nin ABD'ye karşı elini güçlendirebilir; ancak NATO içindeki uyumu gözetmesi gerektiği de unutulmamalıdır. Türkiye'nin bu iş birliğini, ABD ile ilişkilerini tamamen koparmadan, çok yönlü dış politika stratejisinin bir parçası olarak kullanması bekleniyor.