Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon, Riyad, Doğu Bölgesi ve ülkenin güney bölgelerinde dört insansız hava aracını (İHA) tespit ederek imha etti. Koalisyon sözcüsü, İHA'ların hedeflerine ulaşmadan etkisiz hale getirildiğini belirtti. Saldırıların sorumluluğunu henüz üstlenen olmadı. Olay, bölgede artan gerginlik ve Mısır'ın Suudi Arabistan'a olası askeri destek gönderme tartışmalarıyla aynı döneme denk geldi.
Gelişmenin arka planı
Suudi Arabistan, 2015 yılından bu yana Yemen'de İran destekli Husi isyancılara karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. Husi güçleri sık sık Suudi topraklarına yönelik İHA ve füze saldırıları düzenliyor. Ancak bu son saldırıda hedeflerin Riyad ve Doğu Bölgesi gibi stratejik noktalar olması dikkat çekici. Koalisyon güçleri, son yıllarda hava savunma sistemlerini güçlendirerek bu tür saldırıları önleme kapasitesini artırdı. Yine de İHA tehdidi, Suudi petrol altyapısı ve sivil yerleşimler için ciddi bir risk oluşturmaya devam ediyor.
Öte yandan Mısır'ın Suudi Arabistan'a askeri yardım gönderme konusunu değerlendirdiği iddiaları bölgesel dengeler açısından önemli. Mısır ve Suudi Arabistan arasında son yıllarda askeri işbirliği artmış durumda. Kahire yönetimi, Riyad'ın Yemen politikasını desteklemekle birlikte kendi iç sorunları ve ekonomik sıkıntıları nedeniyle doğrudan askeri angajman konusunda temkinli davranıyor. Mısır'ın olası yardımı, Körfez'deki güç dengesini etkileyebilir.
Uzmanlar, İHA saldırılarının arkasında Husi güçlerinin olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtiyor. Ancak son dönemde İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla artan faaliyetleri, saldırıların arkasında Tahran'ın olabileceği yorumlarına yol açıyor. Suudi Arabistan, İran'ı bölgede istikrarsızlık yaratmakla suçluyor. İran ise suçlamaları reddediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'da giderek karmaşıklaşan güvenlik mimarisinin bir yansıması. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri, İran'ın artan İHA kapasitesine karşı savunma sistemlerini geliştirmeye çalışıyor. ABD'nin bölgeden kısmi çekilme sinyalleri verdiği bir dönemde, bölgesel aktörler kendi güvenliklerini sağlamak için daha fazla inisiyatif alıyor. Mısır gibi bölge dışı ama etkili bir aktörün denkleme dahil olması, Suudi Arabistan'ın yalnız olmadığını göstermesi açısından önemli.
Küresel petrol piyasaları da bu tür saldırılara duyarlı. Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine yönelik olası bir saldırı, küresel arzı ve fiyatları etkileyebilir. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya neden olmuştu. Bu nedenle İHA tehdidi, yalnızca bölgesel değil küresel enerji güvenliği açısından da yakından izleniyor.
Diğer yandan, Mısır'ın olası askeri desteği, Arap Birliği içindeki dayanışma açısından da sembolik bir değer taşıyor. Ancak Mısır'ın ekonomik kısıtları ve Libya gibi komşu ülkelerdeki askeri angajmanları, Kahire'nin ne ölçüde güç projeksiyonu yapabileceğini sınırlıyor. Yine de Mısır'ın Suudi Arabistan'a vereceği her türlü destek, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı pekiştirecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun İHA saldırılarını engellemesi ve Mısır'ın olası yardımı, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Yemen krizinde taraflarla diyalog yoluyla çözüm bulunmasını savunuyor ve Suudi Arabistan ile son dönemde normale dönen ilişkilerini sürdürüyor. Mısır'ın Suudi Arabistan'a askeri destek göndermesi, Doğu Akdeniz ve Körfez'deki güç dengelerini etkileyebilir; Türkiye, Mısır ile yürüttüğü normalleşme sürecinde bu tür gelişmeleri dikkatle izliyor. Ayrıca İHA tehdidinin artması, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı ve bölgesel güvenlik işbirlikleri açısından yeni fırsatlar ve riskler doğurabilir. Türkiye, bölgede istikrarın korunması için diplomatik çabalara ağırlık veriyor.