Suudi Arabistan ve Yemen hükümet güçlerinin, İran destekli Husilere karşı önümüzdeki günlerde büyük bir karşı taarruz başlatmayı planladığı bildirildi. İki ABD'li yetkilinin verdiği bilgiye göre, operasyonun amacı Husileri Kızıldeniz kıyısındaki ve Bab el-Mendeb Boğazı'nı kontrol eden stratejik bölgelerden uzaklaştırmak. ABD'nin bu taarruza şimdilik katılmayacağı belirtiliyor.
Operasyonun Arka Planı ve Stratejik Hedefler
Yemen'de yıllardır süren iç savaşta Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, İran'ın desteklediği Husi hareketine karşı mücadele ediyor. Husiler, 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirmesinin ardından ülkenin büyük bir bölümünü kontrol altına aldı. 2015'ten bu yana Suudi Arabistan ve müttefikleri, Husileri geri püskürtmek için askeri operasyonlar düzenliyor. Ancak son yıllarda çatışmalar büyük ölçüde kilitlenmiş durumda.
Planlanan yeni taarruz, Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki liman kenti Hudeyde ve çevresindeki kontrolünü zayıflatmayı hedefliyor. Bab el-Mendeb Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve küresel deniz ticareti için hayati önem taşıyan bir geçiş noktası. Boğazın kontrolü, hem askeri hem de ekonomik açıdan büyük önem arz ediyor. Husiler, son dönemde bu bölgeden geçen gemilere yönelik saldırılarını artırmış, bu da uluslararası deniz trafiğini tehdit etmişti.
ABD'li yetkililer, Suudi Arabistan'ın bu operasyonu kendi inisiyatifiyle planladığını ve Washington'ın şu aşamada doğrudan askeri katılım göstermeyeceğini vurguluyor. Ancak ABD'nin istihbarat paylaşımı ve lojistik destek sağlayabileceği belirtiliyor. Bu durum, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri angajmanını gözden geçirdiği bir döneme denk geliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen'deki çatışma, bölgesel güç dengeleri açısından Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir parçası olarak görülüyor. İran, Husilere silah ve finansal destek sağlamakla suçlanıyor; Tahran bu iddiaları reddediyor. Suudi Arabistan ise İran'ın Yemen üzerinden kendisine yönelik bir tehdit oluşturduğunu savunuyor.
Bab el-Mendeb Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %10'unun geçtiği bir güzergah. Boğazın güvenliği, küresel enerji arzı ve deniz ticareti için kritik. Husilerin bu bölgedeki saldırıları, uluslararası nakliye şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorlamış ve sigorta maliyetlerini artırmıştı. Yeni taarruzun başarılı olması halinde, boğaz üzerindeki Husi tehdidinin azalabileceği, ancak çatışmaların şiddetlenmesinin bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştirebileceği değerlendiriliyor.
ABD'nin operasyona katılmama kararı, Biden yönetiminin Orta Doğu'dan askeri olarak çekilme ve öncelikleri Asya-Pasifik'e kaydırma stratejisiyle uyumlu. Ancak Washington, Suudi Arabistan'ın güvenlik endişelerini de dikkate almak zorunda. Öte yandan, İran ile nükleer müzakerelerin belirsizliği ve bölgesel gerilim, bu tür operasyonların risklerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmalar ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve deniz ticareti güzergahları açısından önem taşıyor. Türkiye, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki ticaret yollarının güvenliğine önem veriyor. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Bu operasyon, bölgesel güç dengelerini etkileyebilir ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını gündeme getirebilir. Ayrıca Yemen'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin insani yardım politikalarını da etkileyebilir.