Suudi Arabistan'ın çeyreklik bütçe açığı, küresel petrol fiyatlarındaki savaş kaynaklı artışın desteğiyle geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 75 oranında azaldı. Ancak İran ile yaşanan savaş, ülke ekonomisinin daralmasına neden oldu. Resmi verilere göre, krallığın üçüncü çeyrek bütçe açığı 9,7 milyar riyal (yaklaşık 2,6 milyar dolar) seviyesine geriledi. Bu, bir önceki yılın aynı çeyreğinde kaydedilen 38,6 milyar riyallik açığa kıyasla belirgin bir iyileşmeye işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük ham petrol ihracatçısı konumunda. Bu nedenle, küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar krallığın mali dengeleri üzerinde doğrudan belirleyici oluyor. İran ile yaşanan savaş, Körfez bölgesindeki enerji arzına ilişkin endişeleri artırarak petrol fiyatlarını yukarı çekti. Bu durum, Suudi petrol gelirlerinin üçüncü çeyrekte önemli ölçüde artmasını sağladı. Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, toplam petrol gelirleri geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 40 civarında artış gösterdi. Ancak aynı dönemde, savaşın yol açtığı belirsizlik ve bölgesel gerginlikler nedeniyle gayrimenkul ve inşaat gibi sektörlerde yavaşlama yaşandı. Bu da ekonominin genel anlamda küçülmesine yol açtı. Suudi Arabistan Merkez Bankası (SAMA) verilerine göre, ülke ekonomisi üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 0,4 daraldı.
Bütçe açığındaki daralma, hükümetin mali disiplin politikalarının da bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Vizyon 2030 programı kapsamında, petrol dışı gelirlerin artırılması ve kamu harcamalarının kontrol altına alınması hedefleniyor. Üçüncü çeyrekte hükümet harcamaları, petrol gelirlerindeki artışa rağmen, geçen yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 5 artış gösterdi. Bu, açığın daralmasında önemli bir etken oldu. Ayrıca, vergi gelirlerindeki artış da olumlu katkı sağladı. Özellikle katma değer vergisi (KDV) oranlarının yüzde 15'e yükseltilmesi, petrol dışı gelirlerin artmasına yardımcı oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan'ın bütçe açığındaki bu iyileşme, bölgesel ve küresel ekonomik dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Öncelikle, savaşın yol açtığı enerji krizi, petrol ihracatçısı ülkelerin mali durumlarını güçlendirirken, ithalatçı ülkeler üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Suudi Arabistan'ın bu dönemde elde ettiği ek gelir, hem yurt içi yatırımları finanse etme hem de bölgesel nüfuzunu artırma imkanı sağlıyor. Öte yandan, ekonominin daralması, savaşın yalnızca doğrudan çatışma bölgelerini değil, komşu ekonomileri de olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Orta Doğu ekonomilerine ilişkin son raporunda, savaşın bölge genelinde büyüme beklentilerini aşağı çektiğini vurguladı. Suudi Arabistan'ın 2025 yılı genelinde bütçe açığının GSYH'nin yüzde 2'si civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu oran, savaş öncesi tahminlere göre daha iyi bir seviyeye işaret ediyor. Ancak ekonomik daralma, işsizlik ve özel sektör yatırımları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Özellikle yabancı yatırımcıların bölgedeki güvenlik risklerine karşı temkinli davranması, krallığın ekonomik çeşitlendirme hedeflerini zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'ın bütçe açığındaki daralma, Türkiye ekonomisi açısından dolaylı etkiler barındırıyor. Petrol fiyatlarındaki yüksek seyir, Türkiye'nin enerji ithalatı maliyetini artırarak cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor. Suudi Arabistan'ın ekonomik olarak güçlenmesi, Ankara ile Riyad arasındaki ticaret hacmini artırabilir; ancak bölgedeki güvenlik riskleri, Türkiye'nin Körfez'deki ekonomik çıkarlarını da tehdit ediyor. Öte yandan, Suudi Arabistan'ın mali durumundaki iyileşme, Türk savunma sanayii ürünlerine olan talebi artırabilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin bölgesel ekonomik işbirliklerini sürdürürken enerji maliyetleri ve jeopolitik riskleri dikkate alması gerekiyor.