Suudi Arabistan, Yemen'deki Husilerin artan saldırıları ve ABD yönetiminin müdahale konusundaki isteksizliği karşısında, bölgesel savunma ortaklıkları arayışına hız verdi. Uzun yıllar ABD'nin güvenlik şemsiyesine güvenen Riyad, şimdi Çin, Rusya ve bölgesel aktörlerle yeni iş birlikleri kurma yolunda adımlar atıyor. Bu stratejik kayma, Orta Doğu'daki güç dengelerini ve ABD'nin bölgedeki rolünü yeniden tanımlayabilir.
ABD ile İlişkilerde Soğuma
Suudi Arabistan'ın ABD ile ilişkileri son yıllarda giderek soğudu. Özellikle 2019'da Suudi Aramco tesislerine yapılan Husi saldırılarına ABD'nin yetersiz yanıtı, Riyad'da güven krizine yol açtı. Eski Başkan Donald Trump döneminde sıcak kalan ilişkiler, Başkan Joe Biden'ın Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası Suudi yönetimine mesafeli durması ve Yemen savaşında desteği azaltmasıyla gerildi. Biden yönetimi, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki operasyonlarına istihbarat ve lojistik destek sağlamayı kesti, ayrıca savunma sistemleri satışını gözden geçirdi.
Husi saldırıları 2021 ve 2022'de Suudi petrol tesislerini ve şehirlerini hedef almaya devam etti. ABD, Patriot hava savunma sistemlerini ve istihbarat desteğini çekince Suudi Arabistan kendi savunma kapasitesini güçlendirmek zorunda kaldı. Riyad, ABD'den beklediği desteği göremeyince alternatif arayışlara yöneldi.
Yeni Ortaklık Arayışları
Suudi Arabistan, savunma ve güvenlik alanında çeşitlendirmeye gidiyor. Mart 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla İran ile diplomatik ilişkileri yeniden tesis eden Riyad, bölgesel gerilimi düşürmeyi hedefledi. Aynı dönemde Rusya ile askeri iş birliği görüşmeleri yapıldı; S-400 hava savunma sistemi alımı gündeme geldi. Ayrıca Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır gibi bölgesel müttefiklerle ortak savunma mekanizmaları kurma çabasında.
2023'te Suudi Arabistan, BRICS grubuna katılma davetini kabul etti. Bu adım, ekonomik ve siyasi bağlantılarını Batı'nın ötesine taşıma isteğinin bir göstergesi. Çin ile yapılan enerji anlaşmaları ve yuan cinsinden petrol satışı görüşmeleri de dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Suudi Arabistan'ın ABD'den uzaklaşması, Orta Doğu'daki güç dengesini değiştiriyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azaltma eğilimi, Rusya ve Çin'in nüfuzunu artırıyor. Çin, 2023'te Suudi Arabistan ve İran arasında arabuluculuk yaparak bölgesel bir aktör olarak öne çıktı. Rusya ise Suriye ve Libya'daki varlığını koruyor. Suudi Arabistan'ın çok kutuplu bir yaklaşım benimsemesi, ABD'nin bölgedeki müttefiklik ilişkilerini sorgulamasına neden oluyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Suudi Arabistan ile ilişkilerin hala önemli olduğunu vurgulasa da, Riyad'ın alternatif arayışları Washington'da endişe yaratıyor. Kongre'deki bazı isimler, Suudi Arabistan'a silah satışlarının kısıtlanmasını ve askeri desteğin gözden geçirilmesini talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'ın ABD'den uzaklaşarak yeni ittifaklar araması, Türkiye'nin bölgesel konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, son yıllarda Körfez ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Suudi Arabistan ile savunma ve enerji alanında iş birliği potansiyeli artabilir. Ancak Riyad'ın Çin ve Rusya'ya yönelmesi, Türkiye'nin NATO içindeki dengelerini zorlayabilir. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini dengeleyerek bu yeni durumdan avantaj sağlayabilir. Bölgesel istikrar için Suudi Arabistan ile diyalog ve ortak güvenlik mekanizmaları önem taşıyor.