Japonya'nın en büyük suşi restoran zinciri Sushiro, ABD pazarında büyük bir atılım yapmaya hazırlanıyor. Şirket, Amerikalıların çiğ balık iştahının, zinciri Japonya'da dev haline getiren rahat ve kitlesel pazar modeline uyum sağlayacak kadar büyük olduğuna inanıyor. Bloomberg TV'ye konuşan Shery Ahn'ın aktardığına göre, Sushiro'nun bu hamlesi, zayıf yen ve artan rekabet gibi önemli zorluklarla karşı karşıya. Yine de şirket, ABD'de uygun fiyatlı suşi konseptini yaygınlaştırarak önemli bir pazar payı elde etmeyi hedefliyor.
Japonya'dan ABD'ye uzanan başarı hikayesi
Sushiro, Japonya'da 1984 yılında kuruldu ve kısa sürede ülkenin en sevilen suşi zincirlerinden biri haline geldi. Şirketin başarısının arkasında, geleneksel suşi restoranlarına kıyasla çok daha uygun fiyatlarla kaliteli suşi sunması yatıyor. Konveyör bantlı sistem (kaiten suşi) sayesinde müşteriler istedikleri tabağı alıp hızlıca yiyebiliyor. Sushiro, Japonya'da 500'den fazla şubeye sahip ve yıllık cirosu milyarlarca doları buluyor. Şirket, 2010'lu yıllardan itibaren Güney Kore, Tayvan, Hong Kong, Singapur ve Tayland gibi Asya ülkelerine açılarak uluslararası bir marka haline geldi. Şimdi ise gözünü ABD pazarına dikmiş durumda. ABD'de suşi tüketimi son yirmi yılda istikrarlı bir şekilde arttı; ancak bu artış daha çok lüks restoranlar ve paket servis üzerinden gerçekleşti. Sushiro, uygun fiyatlı ve eğlenceli deneyimiyle bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.
Zayıf yen ve rekabet: İkili baskı
Sushiro'nun ABD planlarını gölgeleyen iki önemli faktör var: Para birimi dalgalanmaları ve artan rekabet. Japonya Merkez Bankası'nın uzun süre devam ettirdiği ultra gevşek para politikası nedeniyle yen, son yıllarda dolar karşısında ciddi değer kaybetti. Bu durum, Japonya'dan ithal edilen malzemelerin maliyetini artırıyor ve ABD'de açılacak şubelerin karlılığını olumsuz etkileyebiliyor. Öte yandan, ABD'de halihazırda birçok suşi zinciri ve bağımsız restoran bulunuyor. Özellikle Kaliforniya ve New York gibi eyaletlerde yoğunlaşan Asyalı göçmen nüfus, suşi kültürüne aşina. Ancak Sushiro'nun hedef kitlesi sadece bu gruplar değil; genel Amerikalı tüketici. Şirket, uygun fiyatlı menüsü ve hızlı servis anlayışıyla geniş kitlelere ulaşmayı planlıyor. Ancak McDonald's, Chipotle gibi fast-food devlerinin yanı sıra, yerel suşi zincirleri de pazarda tutunmuş durumda. Sushiro'nun farkı, otantik Japon suşisini uygun fiyata sunması olacak. Yine de şirketin, Amerikan damak zevkine uygun bazı uyarlamalar yapması gerekebilir.
Küresel suşi pazarında dengeler değişiyor
Sushiro'nun ABD hamlesi, küresel suşi pazarındaki rekabetin yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor. Asya'da büyüyen orta sınıf, suşi tüketimini artırırken, Batı'da da sağlıklı ve hafif yemek arayışı suşiye olan ilgiyi canlı tutuyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde paket servis ve dijital sipariş kanalları öne çıktı. Sushiro, bu trendi yakalamak için ABD'de teknolojiye yatırım yapmayı planlıyor. Şirketin, mobil uygulama üzerinden sipariş ve temassız ödeme gibi yenilikleri devreye alması bekleniyor. Ayrıca, sürdürülebilirlik konusu da Batılı tüketiciler için giderek daha önemli hale geliyor. Sushiro'nun çevre dostu ambalajlar ve sorumlu balıkçılık sertifikalarına sahip ürünlerle bu beklentiyi karşılaması gerekecek. Öte yandan, Çin ve Güneydoğu Asya'da da benzer zincirler hızla büyüyor. Sushiro'nun ABD'deki başarısı, küresel stratejisini de etkileyecek. Eğer ABD'de tutunursa, Avrupa pazarına açılması da gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sushiro'nun ABD pazarına girişi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel gıda perakendeciliği ve suşi kültürünün yayılması açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye'de son yıllarda suşiye olan ilgi artıyor; büyük şehirlerde sayısız suşi restoranı açıldı. Sushiro gibi bir devin ABD'de başarılı olması, Türkiye'deki yerel işletmeler için de ilham kaynağı olabilir. Ayrıca, zayıf yen Türkiye'nin Japonya'dan yaptığı ithalatta maliyet avantajı sağlayabilir. Ancak Türkiye'nin kendi suşi pazarı henüz emekleme aşamasında; Sushiro'nun buraya gelmesi kısa vadede beklenmiyor. Yine de küresel rekabetin artması, Türk girişimcilerin yenilikçi konseptler geliştirmesini teşvik edebilir.