Maine Senatörü Susan Collins, Trump yönetiminin Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) hibeleri üzerindeki siyasi gözetimi artırma çabasına karşı çıkarak, hassas bir seçim döneminde partisiyle ters düşme pahasına bilimsel bağımsızlığı savunuyor. Cumhuriyetçi senatör, söz konusu planın NIH'in tarafsızlığına gölge düşüreceğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Susan Collins, uzun süredir NIH fonlarının bilimsel liyakate göre dağıtılması gerektiğini savunan isimlerden biri. Trump yönetiminin, NIH hibelerine yönelik siyasi atama ve onay süreçlerini sıkılaştırma yönünde hazırlık yaptığı iddiaları, bilim camiasında ve Kongre'de endişe yarattı. Collins, yaptığı açıklamada, "NIH'in bağımsızlığı, Amerikan halkının sağlığı için kritik önemdedir. Siyasi müdahale, araştırma önceliklerini saptırabilir" ifadelerini kullandı. Bu çıkış, Collins'in yeniden seçilme yarışında olduğu Maine'de yapılan anketlerin yarışın kıyasıya geçeceğini göstermesiyle aynı döneme denk geldi. Maine, ABD siyasetinde nadir görülen bir "split-ticket" eyaleti olarak biliniyor; seçmenler hem Demokrat hem Cumhuriyetçi adaylara oy verebiliyor. Collins, 2020'de olduğu gibi 2026'da da zorlu bir yarışla karşı karşıya. Son anketler, rakibi Demokrat aday karşısında farkın çok az olduğunu gösteriyor. Bu nedenle Collins, hem partisinin muhafazakâr tabanını hem de bağımsız seçmenleri memnun etmek zorunda. NIH konusundaki duruşu, onun bağımsız iradesini vurgulama çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
NIH, dünyanın en büyük kamu sağlık araştırma kurumu. Yıllık 40 milyar doları aşan bütçesiyle kanser, Alzheimer, enfeksiyon hastalıkları gibi alanlarda küresel araştırmalara fon sağlıyor. Trump yönetiminin NIH üzerindeki siyasi kontrolü artırma girişimi, sadece ABD'de değil, dünya genelinde bilim insanları tarafından endişeyle izleniyor. Özellikle iklim değişikliği, aşı geliştirme ve pandemi hazırlığı gibi konularda siyasi müdahale, bilimsel konsensüsü zayıflatabilir. Avrupa ve Asya'daki araştırma kurumları, NIH fonlarına bağımlı projeler yürütüyor. Olası bir siyasi müdahale, uluslararası iş birliklerini ve veri paylaşımını sekteye uğratabilir. Ayrıca, ABD'nin bilimdeki liderliği, bu tür müdahalelerle erozyona uğrarsa, Çin gibi rakiplerin etkisi artabilir. Collins'in itirazı, Cumhuriyetçi Parti içinde de yankı bulmuş durumda; bazı senatörler benzer endişeleri dile getirdi. Ancak Trump'a yakın isimler, NIH'in "derin devlet" unsurları barındırdığını iddia ederek reform çağrısı yapıyor. Bu gerilim, 2026 ara seçimlerinde sağlık ve bilim politikalarının önemli bir tartışma başlığı olacağını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NIH hibelerinden doğrudan yararlanan ülkeler arasında yer alıyor; Türk bilim insanları sık sık NIH destekli projelerde yer alıyor. Olası siyasi müdahale, bu iş birliklerini ve fon akışını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'de bilimsel özerkliğin zayıflaması, küresel sağlık güvenliğini tehdit ederek Türkiye gibi ülkelerin pandemi hazırlığını da dolaylı yönden etkiler. Türkiye, son yıllarda kendi sağlık araştırma altyapısını güçlendirmeye çalışsa da, uluslararası iş birliği kritik önemde. Collins'in çıkışı, ABD iç siyasetinde bilimsel bağımsızlığın korunması yönünde bir direnç olduğunu gösteriyor; bu, Türkiye'nin bilim diplomasisi için bir fırsat penceresi olabilir.