Suriye'de bir mahkeme, 14 yıldır süren ve yaklaşık yarım milyon kişinin ölümüne yol açan iç savaş sırasında işlenen insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları nedeniyle eski Devlet Başkanı Beşar Esad'ı ve kardeşini gıyaben idam cezasına çarptırdı. Karar, Şam'daki bir mahkeme tarafından alındı ve Esad yönetiminin uluslararası kamuoyunda yargılanması açısından sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor. Esad, Aralık 2024'te muhalif grupların başkenti ele geçirmesinin ardından ülkesini terk ederek Rusya'ya sığınmıştı.
Mahkeme Kararının Ayrıntıları
Suriye Arap Cumhuriyeti'nin adli makamları tarafından verilen karar, Beşar Esad ve kardeşi Mahir Esad hakkında "insanlığa karşı suç, savaş suçu ve cinayet" suçlamalarını kapsıyor. Mahkeme, 2011'de başlayan ayaklanmaların bastırılması sırasında halka karşı orantısız güç kullanılması, kimyasal silah saldırıları, işkence ve toplu infazlar gibi eylemleri gerekçe gösterdi. Karar, Suriye'de yeni yönetimin adalet arayışının bir parçası olarak görülüyor. Ancak Esad'ın Rusya'da olması nedeniyle cezanın uygulanması şu an için fiilen mümkün değil. Karar, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından memnuniyetle karşılanırken, Esad yanlıları kararı siyasi bir komplo olarak nitelendirdi.
İç savaş boyunca Esad rejimi, kimyasal silah kullanımı, varil bombaları ve kuşatma altındaki bölgelere insani yardımın engellenmesi gibi birçok savaş suçu işlemekle suçlanmıştı. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, bu suçların belgelenmesinde önemli rol oynadı. Özellikle 2013'te Guta'da ve 2017'de Han Şeyhun'da gerçekleştirilen kimyasal saldırılar, uluslararası toplumun tepkisini çekmişti. Mahkeme kararı, bu suçların hesabının sorulması yolunda atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, Suriye'de Esad sonrası dönemde devam eden siyasi istikrarsızlık ortamında alındı. Ülkenin kuzeyinde Türkiye'nin desteklediği muhalif gruplar ile PKK/YPG arasında çatışmalar sürerken, güneyde İsrail'in hava saldırıları devam ediyor. Esad'ın yargılanması, Suriye halkının adalet beklentisini bir nebze olsun karşılasa da, ülkenin yeniden inşası ve siyasi geçiş süreci henüz tamamlanmış değil. Uluslararası toplum, Suriye'de kalıcı barışın sağlanması için kapsamlı bir siyasi çözümün şart olduğunu vurguluyor. Bu karar, diğer ülkelerdeki benzer davalara da emsal teşkil edebilir; ancak Esad gibi güçlü liderlerin yargılanmasının önünde hâlâ ciddi hukuki ve siyasi engeller bulunuyor.
Öte yandan, bu durum Ortadoğu'daki güç dengelerini de etkileyebilir. Esad'ın yakın müttefiki İran ve Rusya'nın bölgedeki etkisi, son yıllarda zayıflamış durumda. Rusya'nın Ukrayna savaşıyla meşgul olması, İran'ın ise yaptırımlar altında ezilmesi, bu ülkelerin Suriye'deki nüfuzunu azalttı. Karar, bu ülkelerin Suriye'deki rolünü sorgulatan yeni bir faktör olarak ortaya çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye'nin Suriye politikası açısından önemli bir gelişme. Türkiye, Suriye'de Esad rejiminin devrilmesini uzun süredir destekleyen ülkelerin başında geliyor. Mahkemenin kararı, Ankara'nın tezlerini güçlendirebileceği gibi, Suriye'de yeni yönetimle ilişkilerin normalleşmesi sürecinde de bir referans noktası olabilir. Ancak kararın uygulanma ihtimali düşük olduğundan, bunun somut bir siyasi etkisi sınırlı kalabilir. Yine de, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarsızlık devam ederken, bu tür yargısal adımlar bölgedeki hukuk ve adalet algısını güçlendirebilir. Türkiye'nin önceliği, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve PKK/YPG'nin sınırdan uzaklaştırılmasıdır. Bu karar, bu hedeflerle örtüşen bir mesaj içermekle birlikte, pratikte çok şey değiştirmeyecektir.