VİYANA - Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı Rafael Grossi, 2007 yılında İsrail savaş uçaklarının yok ettiği ve Suriye'nin neredeyse tamamladığı nükleer reaktörün, hızla nükleer silahlarda kullanılabilecek fisil madde üretebilecek tipte olduğunu açıkladı. Grossi, pazartesi günü Viyana'da yaptığı açıklamada, reaktörün doğasına dair önemli ipuçları verdi.
Reaktörün niteliği ve IAEA'nın değerlendirmesi
Grossi, söz konusu tesisin bir nükleer reaktör olduğunu ve tipinin, silah yapımında kullanılabilecek plütonyum üretimine elverişli olduğunu belirtti. "Bu, hızlı bir şekilde fisil malzeme üretebilecek türden bir reaktördü" diyen Grossi, tesisin barışçıl amaçlarla mı yoksa silah programı için mi inşa edildiğine dair kesin bir yargıya varmak için daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulduğunu ancak mevcut kanıtların endişe verici olduğunu ima etti.
IAEA'nın yıllardır Suriye'nin nükleer faaliyetlerine ilişkin sınırlı bilgiye sahip olduğu biliniyor. Suriye, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na (NPT) taraf olmasına rağmen, gizli nükleer çalışmalar yürütmekle suçlanıyor. 2007'de İsrail'in düzenlediği hava saldırısıyla yok edilen tesis, Deyr ez-Zur bölgesinde inşa ediliyordu ve Kuzey Kore tasarımı bir reaktör olduğu iddia ediliyordu. O dönemde Suriye, tesisin askeri amaç taşımadığını savunmuştu.
Grossi'nin açıklamaları, IAEA'nın Suriye dosyasındaki yıllardır süren belirsizliği yeniden gündeme taşıdı. Ajans, 2011'den bu yana Suriye'nin nükleer programına ilişkin kapsamlı bir soruşturma yürütmekte zorlanıyor; ülkedeki iç savaş ve hükümetin işbirliğinden kaçınması nedeniyle denetimler sekteye uğradı. Grossi, "Suriye'nin nükleer geçmişiyle ilgili hala cevaplanmamış sorular var" diyerek uluslararası toplumun konuyu takip etmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Suriye'nin nükleer programı, Orta Doğu'da yayılma endişelerinin merkezinde yer alıyor. İsrail'in 2007'deki saldırısı, bölgede nükleer silahlanma yarışını önlemeye yönelik tek taraflı bir müdahale olarak tarihe geçti. O tarihten bu yana Suriye'deki iç savaş, ülkenin kimyasal silah kullanımıyla ilgili uluslararası tepkileri de beraberinde getirdi. IAEA'nın açıklamaları, Suriye'nin gizli nükleer faaliyetlerinin boyutunu netleştirmeye yönelik uluslararası baskının artabileceğini gösteriyor.
Uzmanlar, Grossi'nin sözlerinin, İran'ın nükleer programı müzakereleriyle aynı döneme denk gelmesi nedeniyle dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Orta Doğu'da nükleer yayılma riski, ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri için öncelikli bir güvenlik meselesi olmayı sürdürüyor. Suriye'nin nükleer arşivinin akıbeti ise hala belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'nin nükleer geçmişine ilişkin bu açıklama, Türkiye'nin güney sınırındaki güvenlik dinamiklerini doğrudan ilgilendiriyor. Olası bir nükleer silahlanma girişimi, bölgesel istikrarı bozarak Türkiye'nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturabilir. Ayrıca İsrail'in 2007'deki saldırısı, Türkiye'nin komşu ülkelerdeki askeri faaliyetlere yönelik hassasiyetini artırmıştı. Türkiye, NPT çerçevesinde nükleer silahların yayılmasının önlenmesini destekliyor ve Orta Doğu'da nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge hedefini savunuyor. Bu gelişme, Ankara'nın bölgesel nükleer risklere karşı diplomatik çabalarını yoğunlaştırması gerektiğini gösteriyor.