GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Orta Doğu

Suriye'de kayıpların sesi: Wafa Mustafa'nın adalet mücadelesi

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
Suriye'de kayıpların sesi: Wafa Mustafa'nın adalet mücadelesi
🟢
📡 Batı Medyası
Kaynak perspektifi: Batı Sol-Liberal
🟢 Batı Sol-Liberal
Çeviri Kaynağı
The Guardian — Bu haber, The Guardian'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

Suriye'de 2011'de başlayan iç savaşın en acı miraslarından biri, zorla kaybedilenlerin ailelerinin yıllardır süren sessiz çığlığı. Rejim ve bağlı güçler tarafından alıkonulan, akıbeti bilinmeyen 177 binden fazla kişinin yakınları, ne ölüm belgesi alabiliyor ne de sevdiklerinin nerede olduğunu öğrenebiliyor. İşte bu korkunç belirsizlik, Suriyeli aktivist Wafa Mustafa'nın babası Ahmet Mustafa'nın 2015'te kayboluşuyla birlikte onun da hayatının merkezine oturdu. Kısa belgesel 'Belki Yarın' (Maybe Tomorrow), Wafa'nın babasını bulma ve tüm kayıplar için adalet sağlama mücadelesini, bu 'bekleyiş şiddetini' çarpıcı bir dille perdeye taşıyor.

Gelişmenin arka planı: Kayıp nesiller ve belgeselin doğuşu

Wafa Mustafa, Suriye'nin Deyrizor kentinde büyüdü. Çocukluğuna dair en canlı anılarından biri, babası Ahmet'in evde Ümmü Gülsüm'ün şarkılarını hiç durmadan çalması, ona eşlik etmesi. 'O müzikle birlikte babamın sesi evin her yerini doldururdu' diyor Wafa. Ancak 2015'te babası, rejim güçlerince gözaltına alındı ve bir daha haber alınamadı. O günden beri Wafa, babasının izini sürmek için Suriye içinde ve dışında sayısız kurum, yetkili ve eski tutukluyla görüştü. 'Belki Yarın', bu arayışın sadece bireysel bir hikâye olmadığını, Suriye'deki sistematik kayıp politikasının bir sembolü olduğunu gösteriyor.

Belgeselde Wafa, 'Babam benim tek babamdı ve o gitti. Onu kaybettiğimde sadece bir ebeveyni değil, aynı zamanda geçmişimi, kimliğimi de kaybettim' sözleriyle duygularını ifade ediyor. Film, ailelerin yaşadığı 'bekleyiş şiddeti' kavramını merkeze alıyor. Bu, ne ölen ne yaşayan bir yakının sonsuz belirsizliği; bir türlü yas tutamamanın, kapatamamanın getirdiği kronik bir travma. Suriye'de kayıp yakınları, hâlâ sevdiklerinin bir gün geri dönebileceği umuduyla yaşarken, bir yandan da rejimin onları birer pazarlık kozu olarak kullandığını biliyor. BM verilerine göre, kayıpların büyük çoğunluğu Beşşar Esed rejiminin kontrolündeki cezaevlerinde veya gözaltı merkezlerinde. Uluslararası toplumun bu konudaki sessizliği, ailelerin adalet arayışını daha da zorlaştırıyor.

Bölgesel ve küresel boyut: Suriye'de kayıplar sorunu uluslararası gündemde

Suriye'de kayıplar meselesi, sadece insani bir trajedi değil, aynı zamanda uluslararası hukuk ve insan hakları açısından da bir skandal. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2023'te Suriye'deki kayıp kişilerin akıbetinin belirlenmesi için bağımsız bir kurum kurulmasına yönelik kararı kabul etti. Ancak bu kararın uygulanması, özellikle Esed rejiminin iş birliği yapmaması ve uluslararası toplumun siyasi bölünmüşlüğü nedeniyle oldukça sınırlı kaldı. Wafa Mustafa gibi aktivistler, kayıpların listelenmesi, toplu mezarların açılması ve faillerin hesap vermesi için mücadele ediyor. 'Belki Yarın' belgeseli, bu küresel mücadelenin yüzlerinden biri haline geldi; Berlin Uluslararası Film Festivali'nde gösterildi ve birçok ülkede insan hakları platformlarında tartışılıyor.

Suriye'de kayıplar sorunu aynı zamanda bölgesel bir boyut taşıyor. Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi komşu ülkelerde de kayıp Suriyelilerin aileleri yaşıyor. Özellikle Türkiye'deki Suriyeli mülteci topluluğu içinde, kayıp yakınlarının sayısı oldukça fazla. Bu durum, mülteci topluluklarının psikolojik ve sosyal uyum sürecini de olumsuz etkiliyor. Ayrıca, kayıpların bir kısmının cihatçı gruplar veya PKK/YPG gibi silahlı örgütler tarafından da kaçırıldığı iddia ediliyor, bu da sorunu daha karmaşık hale getiriyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Suriye'de zorla kaybedilenler sorunu, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir insanlık dramıdır. Türkiye, sınırları içinde yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor ve bu nüfusun büyük kısmının kayıp yakınları bulunuyor. Bu durum, mültecilerin psikolojik iyileşme ve topluma entegrasyon süreçlerini zorlaştıran önemli bir faktör. Ayrıca, Türkiye'nin Erdoğan-Esed görüşmesi gibi normalleşme adımları gündemdeyken, kayıplar meselesi insani bir öncelik olarak masada tutulmalıdır. Türkiye, uluslararası platformlarda kayıp Suriyelilerin akıbetinin aydınlatılması için daha aktif bir rol üstlenmeli; bu konudaki insani talep, siyasi pazarlıkların gerisinde bırakılmamalıdır.

Etiketler:
SuriyekayıplarWafa Mustafainsan haklarıbelgeselEsed rejimizorla kaybedilenler

İlgili Haberler

Tel Aviv Onur Yürüyüşü: Savaşın Gölgesinde Kutlama
Orta Doğu

Tel Aviv Onur Yürüyüşü: Savaşın Gölgesinde Kutlama

2 dk önce

İsrail'in Lübnan'daki sağlık merkezine saldırısında sağlık görevlileri yaralandı
Orta Doğu

İsrail'in Lübnan'daki sağlık merkezine saldırısında sağlık görevlileri yaralandı

5 dk önce

İsrail'den işgal kararlılığı: Gazze, Lübnan ve Suriye'de kalıcı olma vurgusu
Orta Doğu

İsrail'den işgal kararlılığı: Gazze, Lübnan ve Suriye'de kalıcı olma vurgusu

13 dk önce

İtalya Başbakanı'ndan İsrailli yerleşimcilere ve Ben Gvir'e yaptırım desteği
Orta Doğu

İtalya Başbakanı'ndan İsrailli yerleşimcilere ve Ben Gvir'e yaptırım desteği

25 dk önce