Suriye'de Beşar Esad rejiminin sona ermesinin ardından başlayan geçiş süreci, ekonomik şok terapisi ve dış aktörlerin müdahaleleri nedeniyle tehlikeye giriyor. Ülke, yıllarca süren iç savaşın yaralarını sarmaya çalışırken, radikal ekonomik reformlar ve siyasi belirsizlik, kalıcı barış umutlarını zayıflatıyor. Uzmanlar, acil ve sert önlemlerin toplumsal huzursuzluğu artırabileceği ve yeni bir çatışma döngüsünü tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Esad Sonrası Dönemin Arka Planı
2011'de başlayan iç savaş, yüz binlerce can kaybına ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. 2024 sonunda Esad rejiminin çöküşü, Suriye'de yeni bir dönemin kapısını araladı. Ancak geçiş hükümeti, ülkenin altyapısını yeniden inşa etmek ve ekonomiyi canlandırmak için yeterli kaynağa sahip değil. Uluslararası toplum, yeniden yapılanma için milyarlarca dolar taahhüt etse de, bu fonların dağıtımı ve koordinasyonu konusunda belirsizlikler sürüyor.
Geçiş döneminde uygulanan "şok terapi" olarak adlandırılan ekonomik politikalar, devlet sübvansiyonlarının kaldırılması, serbest piyasa reformları ve kamu sektöründe küçülmeyi içeriyor. Bu adımlar, uzun vadede ekonomik istikrarı sağlamayı hedeflese de, kısa vadede fiyat artışları, işsizlik ve yoksulluğu derinleştiriyor. Halkın büyük bölümü temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, reformlara karşı protestolar artıyor.
Ayrıca, ülkenin kuzeydoğusunda Kürt grupların kontrolündeki bölgelerde özerklik talepleri ve rejim yanlısı grupların direnişi, siyasi birliği tehdit ediyor. Geçiş hükümetinin bu gruplarla yürüttüğü müzakereler sonuçsuz kalırken, silahlı çatışmalar yer yer devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'deki geçiş süreci, bölgesel güçlerin ve küresel aktörlerin çıkar çatışmalarının gölgesinde ilerliyor. Rusya, İran ve Türkiye gibi ülkeler, Suriye'deki nüfuzlarını korumak için farklı stratejiler izliyor. Rusya, askeri üslerini koruma ve Akdeniz'deki varlığını sürdürme çabasında. İran ise Şii milisler aracılığıyla etkisini artırmaya çalışıyor. Türkiye, sınır güvenliği ve Kürt güçlerinin kontrolünü engellemeye odaklanmış durumda.
ABD ve Avrupa Birliği, Suriye'nin yeniden inşası için fon sağlama ve siyasi geçişi destekleme konusunda isteksiz. Batılı ülkeler, geçiş hükümetinin demokratikleşme ve insan hakları konusundaki taahhütlerini yetersiz buluyor. Bu durum, Suriye'nin uluslararası meşruiyet kazanmasını zorlaştırıyor.
Öte yandan, IŞİD ve El Kaide gibi radikal grupların yeniden güç kazanma olasılığı, bölgesel güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Geçiş dönemindeki istikrarsızlık, bu grupların yeniden örgütlenmesi için uygun bir zemin hazırlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki geçiş sürecinin başarısızlığa uğraması, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Sınırda istikrarsızlık, yeni göç dalgalarını tetikleyebilir ve terör gruplarının Türkiye'ye yönelik eylemlerini artırabilir. Ayrıca, Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG'nin özerklik kazanması, Türkiye için kırmızı çizgi. Ekonomik olarak ise, Suriye ile ticaretin canlanması ve yeniden inşa sürecine Türk şirketlerinin katılımı, Türkiye'ye fırsatlar sunabilir. Ancak, şok terapi politikalarının yarattığı istikrarsızlık, bu fırsatları gölgeleyebilir. Türkiye, Suriye'de istikrarlı ve kapsayıcı bir yönetimin oluşması için diplomatik çabalarını sürdürmeli.