Suriye'de yeni yönetim, Devlet Başkanı Beşar Esad döneminde sivillere yönelik hava saldırılarında rol oynadığı gerekçesiyle aralarında bir hava kuvvetleri generalinin de bulunduğu beş eski subayı tutukladı. Yetkililer, tutuklamaların bir dizi operasyon sonucunda gerçekleştiğini ve şüphelilerin savaş suçu işlediği iddiasıyla soruşturulduğunu belirtti. Operasyonlar, ülke genelinde eski rejim unsurlarına yönelik yürütülen hesaplaşma sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Esad Dönemi Hesaplaşmaları Derinleşiyor
Tutuklanan subaylar arasında bir hava kuvvetleri generali, iki albay ve iki binbaşı bulunuyor. Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre, şüpheliler 2011-2018 yılları arasında muhaliflerin kontrolündeki bölgelere düzenlenen ve yüzlerce sivilin ölümüne yol açan hava operasyonlarının planlanmasında ve icrasında görev almıştı. Operasyonlar, başkent Şam, Halep, İdlib ve Dera gibi kentlerde gerçekleştirildi. Yetkililer, gözaltına alınanların yargı önüne çıkarılacağını ve delillerin uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirileceğini açıkladı.
Suriye'de Esad rejiminin Aralık 2024'te çökmesinin ardından kurulan geçiş hükümeti, eski rejim mensuplarının yargılanması için özel bir komisyon oluşturmuştu. Komisyon, başta askeri yetkililer olmak üzere rejimin baskı aygıtında görev alan isimlerin tespiti için çalışma yürütüyor. Tutuklamalar, geçiş dönemi adaleti kapsamında atılan en somut adımlardan biri olarak görülüyor. İnsan hakları örgütleri, soruşturmaların hızlandırılması ve yargılamaların tarafsız olması çağrısında bulunuyor.
BM Suriye Araştırma Komisyonu'nun raporlarına göre, iç savaş boyunca rejim güçleri tarafından düzenlenen hava saldırılarında en az 50 bin sivil hayatını kaybetti. Hastaneler, okullar ve pazar yerleri gibi sivil altyapılar hedef alındı. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargı yetkisi bulunmadığı için savaş suçlarının cezalandırılması büyük ölçüde Suriye iç hukukuna ve üçüncü ülkelerdeki evrensel yargı yetkisi davalarına bağlı. Avrupa ülkelerinde açılan davalar, eski rejim mensuplarının yargılanmasında önemli bir baskı aracı işlevi görüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Tutuklamalar, Suriye'nin yeniden inşa sürecinde uluslararası meşruiyet arayışının bir yansıması olarak okunuyor. Geçiş hükümeti, Batı ülkelerinden yaptırımların kaldırılmasını ve yeniden yapılanma fonlarının serbest bırakılmasını talep ediyor. Ancak ABD ve Avrupa Birliği, insan hakları ihlallerinin hesabının sorulması konusunda somut adımlar bekliyor. Son tutuklamalar, bu yöndeki beklentilere cevap verme çabası olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, eski rejim kalıntılarının tasfiyesi Suriye iç siyasetinde gerilimi artırabilir. Ülkenin farklı bölgelerinde etkili olan silahlı gruplar ve aşiretler, merkezi yönetimin bu tür adımlarını kendi nüfuz alanlarına müdahale olarak görebilir. Özellikle Lazkiye ve Tartus gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu kıyı bölgelerinde, eski rejim subaylarının tutuklanması toplumsal tepkiye yol açabilir. Bu durum, kırılgan geçiş döneminde istikrarı tehdit eden unsurlardan biri.
Rusya'nın tutumu da kritik. Moskova, Esad rejiminin en önemli destekçisiydi ve Suriye'deki askeri üslerini korumak istiyor. Yeni yönetimin eski subayları yargılaması, Rusya'nın Suriye'deki nüfuzunu ve olası pazarlıkları etkileyebilir. Rus yetkililer henüz konuya ilişkin resmi açıklama yapmadı. İran ise Suriye'deki varlığını büyük ölçüde kaybetmiş durumda; tutuklamalar Tahran'ın bölgedeki konumunu daha da zayıflatabilir.
Türkiye, Suriye'de istikrarın sağlanması ve terör unsurlarının temizlenmesi konusunda aktif diplomasi yürütüyor. Ankara, geçiş hükümetiyle güvenlik, ekonomi ve sınır yönetimi alanlarında işbirliğini sürdürüyor. Esad dönemi subaylarının yargılanması, Türkiye'nin adalet taleplerine dolaylı katkı sağlayabilir. Ancak sürecin şeffaf yürütülmesi, olası intikam eylemlerinin önlenmesi ve kıyı bölgelerindeki istikrarın korunması Türkiye'nin güvenlik çıkarları açısından önem taşıyor. Suriye'de kalıcı barış, ancak kapsayıcı bir geçiş dönemi ve etkili hesap verebilirlik mekanizmalarıyla mümkün olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'de eski rejim subaylarının tutuklanması, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar açısından yakından takip ettiği bir süreçtir. Ankara, yıllardır Esad rejiminin sivillere yönelik saldırılarını eleştirmiş ve muhalifleri desteklemiştir. Tutuklamalar, adalet arayışında bir ilerleme olarak görülse de, sürecin intikamcı bir nitelik kazanması Suriye'nin kıyı bölgelerinde yeni bir istikrarsızlığa yol açabilir. Bu durum, Türkiye'ye yeni göç dalgaları ve sınır ihlalleri riski doğurabilir. Ayrıca, Suriye'nin yeniden inşası ve terörle mücadele konusunda Türkiye'nin yeni yönetimle işbirliği, bu tür adımların sağlıklı yürütülmesine bağlıdır. Ankara'nın denge politikası, hem adaletin sağlanması hem de istikrarın korunması arasında hassas bir çizgide ilerlemeyi gerektiriyor.