Suriye'de yıllardır süren iç savaşın ardından ülkenin geleceği hâlâ belirsizliğini korurken, güneydeki Süveyda kentinde yaşayan Dürzi toplumu, merkezi hükümetin otoritesini tanımayan son büyük grup olarak öne çıkıyor. Şam yönetimi bir yandan Kürtlerin kontrolündeki doğu bölgeleriyle anlaşarak ülke topraklarının tamamında hâkimiyet kurmaya çalışırken, diğer yandan da Dürzilerin taleplerini görüşmek üzere diplomatik çabalarını sürdürüyor. Peki, bu gelişmelerin ışığında Suriye'de birleşik bir yapı mı oluşacak, yoksa ülke yeni bir bölünme tehlikesiyle mi karşı karşıya kalacak?
Kürt Bölgesinin Devri ve Dürzi Direnci
Suriye'nin kuzeydoğusunda uzun süredir özerk bir yönetim kuran Kürtler, Suriye hükümetiyle yapılan anlaşma çerçevesinde sınır kapıları ve petrol sahalarının kontrolünü merkezi otoriteye devretmeyi kabul etti. Bu hamle, Şam'ın ülke genelindeki etkinliğini artırmasına yönelik önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak Süveyda'da yaşayan Dürzi toplumu, merkezi hükümetin güvencelerine rağmen Şam'ın otoritesini tanımaya yanaşmıyor. Yerel liderler, kendi bölgelerinde güvenlik ve yönetim konularında söz sahibi olmak istediklerini belirtiyor ve mevcut yönetimin ülkeyi kapsayıcı bir şekilde temsil etmediğini savunuyor.
Dürzi toplumu, Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde üçünü oluşturuyor ve tarihsel olarak kendi iç işlerinde bağımsız bir yapıya sahip. Özellikle Süveyda'da yerel meclisler ve silahlı gruplar, güvenlik ve hizmetlerin sağlanmasında etkin rol oynuyor. Şam yönetiminin bu bölgede yeniden denetim kurma çabaları, toplumun farklı kesimleri arasında tepkiyle karşılanıyor. Bazı Dürzi gruplar diyalog yoluyla çözüm bulunması gerektiğini savunurken, daha radikal unsurlar silahlı direniş çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD ve İsrail'in Rolü
Dürzilerin bu direnişi, Suriye'nin güneyinde yeni bir çatışma odağı oluşturma riski taşıyor. Bölgede İsrail'in sınır ötesi operasyonları ve ABD'nin askeri varlığı, Dürzi toplumunu doğrudan etkileyen unsurlar arasında. İsrail, Suriye'nin güneyindeki bazı bölgelerde varlığını sürdürmek isterken, Dürzileri olası bir müttefik olarak görüyor. Bu durum, Suriye'nin toprak bütünlüğü konusundaki tartışmaları daha da karmaşık hale getiriyor.
Öte yandan, Kürt bölgesinin Şam yönetimine devredilmesi, Ankara'nın da yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, sınır güvenliği açısından PKK ve uzantılarının Suriye'de varlık göstermesine karşı çıkarken, bu anlaşmanın bölgesel güç dengelerini etkilemesi bekleniyor. Uzmanlar, Suriye'deki bu yeni durumun, ülkenin kuzeyden güneye birçok bölgesinde farklı aktörlerin etkisini artırabileceği yorumunu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki bu gelişmeler, Türkiye'nin güney sınırında istikrarın sağlanması açısından kritik öneme sahiptir. Ankara'nın önceliği, PKK/YPG'nin sınır ötesinde bir tehdit oluşturmaması ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması yönünde. Kürt bölgesinin Şam yönetimine devredilmesi, Türkiye'nin bu kaygılarını bir ölçüde azaltabilir; ancak Dürzi bölgesindeki istikrarsızlık, Suriye'de yeni bir çatışma alanı yaratarak Türkiye'ye mülteci akışını tetikleyebilir ve bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye, süreci yakından izlemeli ve diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.