Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, İsrail'in geçtiğimiz hafta düzenlediği ve Şam yakınlarındaki bir hava üssünü hedef alan saldırının haksız olduğunu söyledi. Bakan, Axios'a verdiği röportajda, İsrail'e hükümetinin Türkiye ile birlikte bu üste askeri bir varlık oluşturmaya çalışmadığını açıkça ilettiğini ancak İsrail'in buna rağmen saldırıyı gerçekleştirdiğini belirtti. Şeybani, saldırının iki ülke arasındaki gerilimi artırdığını ve bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirdiğini ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı: Hava Üssü ve Stratejik Önemi
Saldırının hedefi olan hava üssü, Şam'ın yaklaşık 30 kilometre doğusunda yer alan Dumayr Üssü olarak biliniyor. Bu üs, Suriye iç savaşı boyunca rejim güçlerinin ve müttefiklerinin kullandığı önemli bir askeri nokta olarak öne çıkmıştı. İsrail, son yıllarda Suriye'de İran destekli güçlere ait olduğunu iddia ettiği hedeflere yüzlerce hava saldırısı düzenledi. Ancak bu saldırı, Türkiye ile Suriye arasındaki yakınlaşmanın gölgesinde gerçekleşmesi açısından dikkat çekiyor.
Suriye Dışişleri Bakanı'nın açıklamaları, Ankara ve Şam arasındaki normalleşme sürecinin hız kazandığı bir döneme denk geldi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın son aylarda birkaç kez görüşme sinyali vermesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin on yılı aşkın bir aradan sonra yeniden kurulabileceği yorumlarına yol açmıştı. Bu bağlamda İsrail'in saldırısı, Suriye-Türkiye yakınlaşmasının bölgesel dengeleri nasıl etkileyebileceğine dair soru işaretleri yarattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İsrail, Türkiye ve İran Dengesi
İsrail, Suriye'deki askeri varlığını ve operasyonlarını sürdürme konusunda kararlı görünüyor. İsrail Genelkurmay Başkanı'nın son açıklamaları, İran'ın Suriye'deki askeri altyapısını hedef almaya devam edeceklerini ortaya koydu. Ancak Türkiye'nin Suriye'deki nüfuzunun artması, İsrail için yeni bir tehdit algısı oluşturabilir. İsrail, Türkiye'nin Suriye'de özellikle kuzey bölgelerinde askeri üsler kurmasından endişe duyuyor. Bu endişeler, İsrail'in hava saldırılarının arkasındaki temel motivasyonlardan biri olabilir.
Öte yandan, Rusya'nın Suriye'deki rolü ve İran'ın bölgedeki varlığı da bu denklemde önemli bir yer tutuyor. Rusya, taraflar arasındaki gerilimi azaltma çabalarına öncülük ederken, İran'ın Suriye'deki askeri varlığı İsrail için uzun süredir kırmızı çizgi olarak kabul ediliyor. Bu karmaşık ilişkiler ağı, Suriye'deki herhangi bir askeri harekatın bölgesel yansımalarının ne kadar büyük olabileceğini gösteriyor.
İsrail'in saldırısı, uluslararası toplumda da farklı tepkilere yol açtı. ABD, İsrail'in güvenliği konusunda destek mesajı verirken, Rusya ve İran saldırıyı kınadı. Türkiye ise saldırıya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Ankara'nın, Suriye'nin toprak bütünlüğüne verdiği destek çerçevesinde bu tür saldırılara karşı olduğu biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir önem taşıyor. Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde güvenli bir bölge oluşturma ve terör örgütü PKK/YPG'ye karşı mücadele etme hedefiyle askeri varlığını sürdürüyor. İsrail'in saldırısı, Türkiye'nin Suriye'deki stratejik planlarını doğrudan etkileyebilir. Ankara, İsrail'in bu tür saldırılarının bölgesel istikrarı bozduğunu ve Suriye'nin toprak bütünlüğüne aykırı olduğunu düşünüyor. Ayrıca, Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme süreci, İsrail'in bu tür eylemleriyle sekteye uğrayabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, hem Suriye ile diyaloğunu sürdürmesi hem de İsrail'in bölgedeki askeri operasyonlarına karşı net bir duruş sergilemesi bekleniyor.