Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, Esad rejiminin devrilmesinin ardından oluşturulan yeni meclisin kalan 70 üyesini atadı. Geçtiğimiz Ekim ayında bölgesel seçim kurulları tarafından seçilen sadece altı kadın milletvekiline ek olarak, bu atamalarla birlikte meclisteki kadın sayısı 15'e yükseldi. Atamalar, ülkenin siyasi geçiş sürecinde önemli bir adım olarak görülüyor.
Atamaların Arka Planı ve Siyasi Süreç
Suriye'de Beşşar Esad'ın devrilmesinin ardından geçici hükümet, ülkenin yeniden inşası ve siyasi istikrarın sağlanması için kapsamlı bir reform süreci başlatmıştı. Bu kapsamda, yeni bir anayasa hazırlıkları ve parlamento seçimleri için takvim oluşturulmuştu. Ancak, bölgesel seçim kurullarının belirlediği 250 milletvekilinden sadece 180'i doğrudan seçimle belirlenmiş, kalan 70 üye ise devlet başkanının takdirine bırakılmıştı.
Ahmed el-Şara'nın atadığı isimler arasında sivil toplum temsilcileri, akademisyenler, aşiret liderleri ve dini azınlık temsilcileri yer alıyor. Özellikle Alevi, Hristiyan ve Kürt topluluklarından temsilcilerin bulunması, mezhep ve etnik dengeyi gözetme çabası olarak yorumlanıyor. Kadın milletvekili sayısının 15'e çıkarılması ise uluslararası toplumun talep ettiği toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda bir adım olarak değerlendiriliyor.
Ancak bazı muhalif gruplar, atamaların şeffaf olmadığını ve gerçek bir demokratik temsili yansıtmadığını savunuyor. Özellikle iç savaş sırasında yerlerinden edilen Suriyelilerin temsil edilmediği eleştirileri yapılıyor. Geçici hükümet ise, bu atamaların geçici bir önlem olduğunu ve bir yıl içinde yapılması planlanan serbest seçimlerle kalıcı meclisin oluşacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'deki siyasi geçiş süreci, özellikle Ortadoğu'daki dengeler açısından büyük önem taşıyor. Esad rejiminin çöküşü, bölgede İran ve Rusya'nın etkisinin azalmasına yol açarken, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin nüfuzunu artırdı. Yeni mecliste İran destekli milislerin veya Hizbullah'a yakın isimlerin yer almaması, bu ülkelerin etkisinin kırıldığını gösteriyor.
Batılı ülkeler, Suriye'deki geçiş sürecini dikkatle izliyor. AB ve ABD, yeni yönetimin kapsayıcı ve demokratik olması halinde yeniden inşa yardımı ve yaptırımların kaldırılması için kapıyı aralıyor. Ancak, atamaların muhalif grupların taleplerini ne ölçüde karşıladığı tartışmalı. Özellikle Kürt gruplarının ve laik muhaliflerin meclisteki temsili yetersiz bulunuyor. Rusya ise, Esad sonrası dönemde Tartus askeri üssü ve Hmeymim hava üssünün statüsü konusunda yeni yönetimle müzakerelere devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki siyasi geçiş süreci Türkiye için kritik öneme sahip. Yeni mecliste Türkiye'nin desteklediği muhalif grupların temsil edilmesi, Ankara'nın beklentileriyle örtüşüyor. Ancak, atamalarda Kürt temsilinin sınırlı kalması, PYD/YPG unsurlarının siyasi süreç dışında tutulması olarak yorumlanabilir. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve terör unsurlarından arındırılmasını savunurken, sınır güvenliği ve mülteci dönüşü konularında somut adımlar bekliyor. Bu atamalar, siyasi sürecin öngörülebilirliği açısından olumlu bir işaret olsa da, kalıcı istikrar için seçimlerin zamanında ve adil yapılması şart.