Sürgündeki eski Tibet lideri Lobsang Sangay, Fransa'nın uluslararası haber kanalı FRANCE 24'e verdiği mülakatta, Çin'in belirleyeceği herhangi bir Dalai Lama halefinin "sahte" olacağını söyledi. Sangay ayrıca Pekin'in etnik birlik yasasını "etnik silme" olarak değerlendirdi ve Tibet meselelerinin ABD-Çin görüşmelerinde "biraz geri plana itildiğini" ifade etti. Sürgündeki Tibet hükümetinin eski başbakanı olan Sangay, açıklamalarıyla Çin'in Tibet politikalarına yönelik eleştirilerini yineledi.
Dalai Lama'nın halefiyeti ve Çin'in rolü
Tibet Budizmi'nin ruhani lideri Dalai Lama'nın yeniden doğuş süreci, tarihsel olarak Tibetli lamalar tarafından yönetiliyor. Ancak Pekin yönetimi, 2007'de yürürlüğe koyduğu bir yönetmelikle, Dalai Lama'nın yeniden doğuşunun Çin hükümetinin onayına tabi olduğunu savunuyor. Çin, Tibet'i kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor ve dini atamalarda söz sahibi olduğunu iddia ediyor. Sürgündeki Tibetliler ise bu tür bir müdahaleyi kabul etmiyor ve Çin'in atayacağı bir halefin meşru olmayacağını belirtiyor. Lobsang Sangay'ın "sahte" nitelemesi, bu meşruiyet tartışmasının son örneği.
Dalai Lama'nın kendisi de geçmişte yaptığı açıklamalarda, yeniden doğuşunun Çin dışında gerçekleşebileceğine işaret etmişti. 14. Dalai Lama Tenzin Gyatso, 1959'da Çin işgali sonrası Hindistan'a kaçmış ve o zamandan beri sürgünde yaşıyor. 89 yaşındaki liderin sağlığı ve halefiyeti, Tibet diasporası için büyük önem taşıyor.
Etnik birlik yasası ve 'etnik silme' iddiası
Sangay, Çin'in etnik birlik yasasını "etnik silme" olarak nitelendirdi. Bu yasa, Çin'in tüm etnik gruplar arasında uyumu teşvik etmeyi amaçladığını öne sürdüğü bir düzenleme. Ancak eleştirmenler, yasanın Tibetliler ve Uygurlar gibi azınlıkların kültürel ve dini kimliklerini baskı altına aldığını savunuyor. Çin hükümeti ise bu iddiaları reddediyor ve yasaların tüm vatandaşların eşitliğini sağlamayı hedeflediğini belirtiyor. Sangay'ın bu sözleri, Tibetlilerin kültürel hakları konusundaki endişelerini yansıtıyor.
FRANCE 24'e konuşan Sangay, ABD-Çin ilişkilerinde Tibet meselesinin "biraz geri plana itildiğini" de sözlerine ekledi. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Çin ile ilişkilerde insan hakları ve etnik azınlıklar konusunu gündeme getirse de, Tibet dosyasının öncelik sıralamasında daha alt sıralarda kaldığı görülüyor. Sangay, uluslararası toplumun Tibet'e yeterince ilgi göstermediğinden yakındı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tibet meselesinde geleneksel olarak Çin'in toprak bütünlüğüne saygı çerçevesinde hareket ediyor ve Tibet'i Çin'in bir parçası olarak tanıyor. Ancak Türkiye'nin son yıllarda Doğu Türkistan (Sincan) kökenli Türk topluluklarına yönelik duyarlılığı ve zaman zaman Çin'in azınlık politikalarını eleştirmesi, Ankara ile Pekin arasında zaman zaman gerginlik yaratıyor. Bu bağlamda Dalai Lama'nın halefiyeti tartışması, Türkiye'nin Çin ile ilişkilerinde doğrudan bir gündem maddesi değil. Yine de Tibet'teki dini ve kültürel haklar konusundaki uluslararası tartışmalar, Türkiye'nin insan hakları söylemiyle örtüşebilir. Öte yandan Türkiye, Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor; bu tür hassas konularda açıklama yapmaktan kaçınıyor.