Dünya Meteoroloji Örgütü'nün (WMO) son raporlarına göre, 2026 yılının ikinci yarısında etkili olması beklenen 'süper' El Niño, küresel iklim sisteminde ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Benjamin Selwyn'in The Guardian'da yayımlanan analizine göre, bu olağanüstü iklim olayı, halihazırda pandemi ve savaşlarla sarsılan küresel ekonomiyi daha da istikrarsızlaştıracak. El Niño, Pasifik Okyanusu'ndaki deniz suyu sıcaklıklarının ortalamanın üzerine çıkmasıyla oluşan, beraberinde kuraklık, sel ve kasırga gibi aşırı hava olaylarını getiren doğal bir döngüdür. Ancak 'süper' El Niño, bu etkilerin normalden katbekat daha şiddetli olması anlamına geliyor. Bilim insanları, 1997-1998 ve 2015-2016'daki güçlü El Niño'ların milyarlarca dolarlık hasara yol açtığını hatırlatarak, yeni döngünün bu rekorları kırabileceği konusunda uyarıyor.
El Niño'nun küresel ekonomiye 10 kanalı
Selwyn'in çalışması, süper El Niño'nun ekonomiyi etkilemesinin 10 ana yolunu sıralıyor: 1) Gıda fiyatlarında keskin artış – başta buğday, mısır ve soya fasulyesi olmak üzere temel tahıllarda rekolte düşüşü. 2) Enerji talebinde ani yükseliş – aşırı sıcak soğuk hava dalgaları nedeniyle elektrik tüketiminin artması. 3) Tedarik zinciri aksamaları – özellikle Panama Kanalı gibi kritik su yollarında su seviyesinin düşmesi. 4) Sigorta primlerinde patlama – doğal afetlerin sıklaşmasıyla sigorta şirketlerinin zararları. 5) Enflasyonist baskılar – arz daralması ve lojistik maliyetlerinin yükselmesi. 6) Merkez bankalarının para politikalarında zorlanması – faiz indirimi beklentilerinin ertelenmesi. 7) Gelişmekte olan ülkelerde borç krizi – gıda ve enerji ithalatçısı ülkelerin cari açıklarının büyümesi. 8) Göç dalgaları – tarımsal geçim kaynaklarını kaybeden kırsal nüfusun kentlere ve sınır ötesine hareketi. 9) Jeopolitik gerilimler – su ve gıda kıtlığı nedeniyle bölgesel çatışmaların artması. 10) Pandemi sonrası toparlanmanın sekteye uğraması – özellikle Latin Amerika ve Afrika'da ekonomik durgunluğun derinleşmesi.
Küresel kuzey-güney ayrışması derinleşiyor
El Niño'nun etkileri coğrafi olarak eşit dağılmıyor. WMO verilerine göre, 2023-2024 El Niño döneminde Güney Amerika'da tarımsal üretim yüzde 15 düşerken, Kuzey Avrupa'da aynı dönemde yüzde 5 artış görüldü. Bu asimetri, zengin ülkelerin iklim şoklarını daha iyi absorbe edebildiğini, ancak yoksul ülkelerin kırılganlığının arttığını gösteriyor. Selwyn'e göre, süper El Niño, iklim değişikliğinin eşitsizlikleri derinleştirici etkisini bir kez daha tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Özellikle Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Orta Amerika, beklenen kuraklık ve sellerden en çok etkilenecek bölgeler olarak öne çıkıyor. Bu durum, uluslararası toplumun iklim finansmanı ve afet yardımı konularında daha proaktif olmasını gerektiriyor. Ancak mevcut jeopolitik kutuplaşma, iklim konusunda küresel işbirliğini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarım ve gıda fiyatlarından enerji maliyetlerine kadar El Niño'dan doğrudan etkilenecek ülkeler arasında. Geçmiş El Niño dönemlerinde Türkiye'de yağış rejimi bozulmuş, özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da kuraklık nedeniyle buğday üretimi düşmüştü. Süper El Niño beklentisi, Türkiye'nin gıda enflasyonuyla mücadelesini daha da zorlaştırabilir. Ayrıca enerji ithalatçısı olarak, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanma Türkiye'nin cari açığına ek yük getirecektir. Son olarak, iklim kaynaklı göç hareketleri Orta Doğu ve Afrika'dan Türkiye'ye yönelik baskıyı artırabilir. Türkiye'nin bu risklere karşı tarımda iklim dostu uygulamalara yatırım yapması ve enerji verimliliğini artırması stratejik önem taşıyor.