Bilim insanları, Çin'in devasa tayfunlar, şiddetli seller ve kavurucu sıcaklarla boğuştuğu bu dönemin, okyanuslarda güçlenen 'Süper El Nino'nun yalnızca bir ön gösterisi olduğunu ve 2026 yılının çok daha yıkıcı hava olaylarına sahne olabileceği konusunda uyarıyor. Araştırmacılar, mevcut El Nino'nun şimdiden 1997 ve 2015'teki rekor seviyelerle yarıştığını ve bu atmosferik olayın küresel iklim sisteminde domino etkisi yaratarak önümüzdeki yıl aşırı hava koşullarını tetikleyebileceğini belirtiyor.
El Nino'nun Küresel Etkileri ve Bilimsel Veriler
El Nino, Pasifik Okyanusu'nun ekvatoral bölgelerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamadan önemli ölçüde yükselmesiyle ortaya çıkan ve küresel hava düzenini alt üst eden doğal bir iklim olayıdır. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) verilerine göre, mevcut El Nino, son 70 yılın en güçlü dört olayından biri olarak kaydedildi. Çin Ulusal İklim Merkezi, bu yılın haziran ayından bu yana ülkenin doğu ve güney bölgelerinde ortalamanın çok üzerinde yağışlar kaydedildiğini, kuzeyde ise tarihi sıcaklık rekorlarının kırıldığını açıkladı.
Bilim insanları, El Nino'nun etkilerinin genellikle zirveye ulaştığı kış aylarında görüldüğünü, ancak bu sefer etkilerin daha erken ve daha şiddetli ortaya çıktığını vurguluyor. Özellikle Batı Pasifik'teki deniz suyu sıcaklıklarının normalin 3-4 derece üzerinde seyretmesi, tayfunların şiddetini ve sıklığını artıran en önemli faktör olarak gösteriliyor. Tayvan ve Filipinler civarında oluşan süper tayfunların, Japonya ve Çin kıyılarını vurma potansiyeli, deniz suyu sıcaklıkları düşmediği sürece devam edecek.
2026 İçin Uyarılar ve Bölgesel Riskler
Uzmanlar, El Nino'nun genellikle bir yıl süren etkisinin ardından La Nina'ya geçiş yaptığını, ancak bu geçişin özellikle aşırı hava olaylarının sıklığını artırdığını ifade ediyor. 2026 yılında, El Nino'nun zayıflamasıyla birlikte ortaya çıkabilecek La Nina koşullarının, Güney Asya'da kuraklık, Güney Amerika'da aşırı yağışlar ve Afrika'da gıda güvenliği krizlerine yol açabileceği belirtiliyor. Çin Hava Durumu İdaresi yetkilileri, 2026'nın 'son derece yıkıcı' hava olaylarına gebe olduğunu, bu nedenle erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
El Nino'nun küresel ekonomiye etkisi de göz ardı edilmiyor. Tarım ürünleri fiyatlarında olası artışlar, enerji talebindeki dalgalanmalar ve tedarik zincirlerindeki aksamalar, özellikle gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkileyebilir. Dünya Bankası, El Nino'nun tarımsal üretimde yüzde 5-10 arasında düşüşe yol açabileceğini ve bunun da küresel gıda enflasyonunu tetikleyeceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla El Nino'nun doğrudan etkilerini sınırlı yaşasa da, küresel iklim değişikliğinin bir parçası olarak dolaylı sonuçlardan etkilenebilir. Özellikle Akdeniz havzasında sıcaklık artışları ve kuraklık riski, Türkiye'nin tarım ve su kaynakları üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, El Nino'nun tetiklediği gıda fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin ithal girdi maliyetlerini yükseltebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum politikalarını güçlendirmesi, su yönetimi ve tarımsal verimliliği artırıcı önlemleri hayata geçirmesi kritik önem taşıyor. Küresel ısınmanın etkileriyle mücadelede bölgesel iş birliklerinin geliştirilmesi de Türk dış politikasının öncelikleri arasında yer almalıdır.