Sudan, nisan ayında ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında başlayan ve binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açan trajik iç savaşın eşiğinde yeni bir dönüm noktasında. Cidde'de yürütülen dolaylı müzakerelerin ardından, tarafların yeniden ateşkes masasına oturduğu konuşuluyor. Uzmanlar, bu zayıf ateşkes umudunun, bölgesel ve küresel aktörlerin kararlı müdahalesiyle gerçek bir barış sürecine dönüşebileceğini, ancak fırsatın çok çabuk kaçırılabileceğini vurguluyor.
Ateşkesin kırılgan zemininde diplomatik manevralar
Sudan'daki çatışma, Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile General Muhammed Hamdan Dagalo liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan 2023'te başladı. Başkent Hartum'da yoğun çatışmalar sürerken, Birleşmiş Milletler verilerine göre 13 binden fazla kişi öldü, 5 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve 25 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Uluslararası toplum, birçok kez ateşkes çağrısı yapmasına rağmen, taraflar bir türlü kalıcı bir anlaşmaya yanaşmadı.
Amerika Birleşik Devletleri ve Suudi Arabistan'ın arabuluculuğunda yürütülen Cidde görüşmeleri, mayıs ayında imzalanan insani ateşkes anlaşmasının ardından sekteye uğramıştı. Ancak son haftalarda, bölgedeki bazı ülkelerin ve BM'nin yoğun lobi faaliyetleri sonucu taraflar, yeniden müzakere masasına oturma isteğini dile getirdi. BM Genel Sekreteri'nin Sudan Özel Temsilcileri, tarafları diyaloğa zorlamak için bölge ülkeleriyle görüşmeler yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sudan'da istikrar için yarış
Sudan'daki çatışma, yalnızca iç dinamiklerden beslenmiyor; aksine bölgesel ve küresel güçlerin çıkar çatışmalarının bir yansıması olarak da okunuyor. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın farklı taraflara destek verdiği biliniyor. Mısır, SAF'a destek verirken; BAE'nin HDK'ye mali ve askeri destek sağladığı yönünde iddialar gündeme geliyor. Ayrıca Rusya'nın Wagner grubu da HDK'ye yakınlığıyla biliniyor ve altın madenleri üzerinden çıkar elde ediyor. Bu durum, savaşın bir vekalet savaşına dönüştüğünü gösteriyor.
Kızıldeniz'in güvenliği açısından kritik öneme sahip olan Sudan, uluslararası ticaret yolları üzerinde doğrudan etkiye sahip. Bu nedenle Avrupa Birliği ve ABD, barışın tesisi için daha fazla çaba sarf etmeye başladı. ABD'nin Sudan'a yönelik özel elçisi David Satterfield, taraflara kalıcı bir ateşkes için baskı yapıyor. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi, taraflara uygulanabilecek yaptırımlar için hazırlık yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Afrika ve Kızıldeniz'deki stratejik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, tarihsel olarak Sudan ile derin bağlara sahip olup, 2019'daki askeri anlaşma sonrası Suakin Adası'nda askeri üs kurma hakkı elde etmiştir. Ancak çatışmalar, bu projeleri sekteye uğratmıştır. Ayrıca Türkiye, bölgede insani krizin hafifletilmesi için TİKA ve AFAD aracılığıyla odak sağlamaktadır. Sudan'da barışın sağlanması, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırmasına ve ekonomik iş birliklerini genişletmesine olanak tanıyacaktır. Bu nedenle Türkiye'nin, arabuluculuk süreçlerinde daha aktif rol alması ve ateşkesin kalıcılığı için diplomatik girişimlerde bulunması ulusal çıkarlarına hizmet edecektir.