Sudan'da Nisan 2023'te patlak veren iç savaştan kaçan yüz binlerce kişi, komşu Çad'a sığınmış durumda. Ancak mülteciler, savaşın dehşetinden uzaklaştıktan sonra şimdi de Çad'ın doğusundaki kamplarda ciddi bir su kıtlığıyla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, Çad'a geçen mülteci sayısı 500 bini aşmış durumda ve bu sayı her geçen gün artıyor. Kamplarda yaşam koşulları giderek kötüleşirken, temiz suya erişim en büyük sorun olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, su kıtlığının salgın hastalıklara yol açabileceği ve insani durumu daha da vahim hale getirebileceği konusunda uyarıyor.
Kamplarda Su Kıtlığı ve Artan İhtiyaçlar
Çad'ın doğusundaki Adré, Farchana ve Gaga gibi sınır kamplarında yaşam, uluslararası toplumun yardımlarına bağlı. Ancak bu yardımlar yetersiz kalıyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) gibi yardım kuruluşları, kamplarda kişi başına düşen günlük su miktarının acil durum standardı olan 15 litreye bile ulaşmadığını belirtiyor. Bazı kamplarda bu rakam 5 litrenin altına düşüyor. Mülteciler, su kuyularına erişmek için saatlerce kuyruk bekliyor; çoğu zaman da bu kuyulardaki su, sağlık açısından risk taşıyor. Su kıtlığı nedeniyle bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklar ve yaşlılar ishal ve kolera gibi hastalıklara yakalanma riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, savaştan kaçan kadınlar ve kız çocukları, su toplamak için kamp dışına çıktıklarında cinsel saldırı ve taciz tehlikesiyle de yüz yüze geliyor.
BM Dünya Gıda Programı (WFP), mülteci ailelere gıda yardımı yapmaya devam ediyor; ancak fon eksikliği nedeniyle tayınlar kesintiye uğrayabilir. Sud'daki savaşın başlamasından bu yana geçen bir yılı aşkın sürede mültecilerin çoğu, Sudan'daki evlerine dönme umudunu yitirmiş durumda. Çad hükümeti, uluslararası topluma daha fazla mali destek çağrısı yapıyor. Ancak, Çad'ın kendisi de zaten kırılgan bir ekonomiye sahip; ülke, iklim değişikliği nedeniyle kuraklık ve seller arasında gidip gelen bir coğrafyada yer alıyor. Bu nedenle, mülteci akını Çad'ın kaynakları üzerinde ekstra bir baskı oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Afrika Boynuzu'nda İnsani Kriz
Sudan'daki iç savaş, yalnızca Çad'ı değil, Güney Sudan, Etiyopya ve Mısır gibi komşu ülkeleri de etkiliyor. Birleşmiş Milletler, dünya genelinde en hızlı büyüyen yerinden edilme krizlerinden biri olarak nitelendirdiği bu durumda, bugüne kadar 7 milyonun üzerinde kişinin ülke içinde yer değiştirdiğini ve 2 milyonun üzerinde kişinin de komşu ülkelere sığındığını açıkladı. Bu durum, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştiriyor ve insani yardım kuruluşlarının kaynaklarını zorluyor. Kriz, aynı zamanda Afrika Boynuzu'nda gıda güvensizliğini artırıyor. Sudan'ın tarım alanlarının büyük bölümü çatışmalar nedeniyle kullanılamaz hale gelirken, bölgede zaten var olan kuraklık koşulları, milyonlarca insanı açlığın eşiğine getiriyor. Uluslararası toplum, çatışan tarafları (Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri) diyalog masasına oturmaya çağırıyor; ancak şu ana kadar kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Uzmanlar, krizin bölgesel bir savaşa dönüşme riskine karşı uyarıda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki krizin başlangıcından bu yana insani yardım faaliyetlerini sürdürüyor. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve AFAD, Sudan ve çevresindeki mülteci kamplarına gıda, sağlık ve barınma desteği sağlıyor. Türkiye'nin bu insani yardım politikası, Afrika'da artan diplomatik nüfuzunun bir parçası olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Sudan'daki taraflarla iyi ilişkileri var; bu nedenle Ankara, gelecekteki bir barış sürecinde arabulucu rolü oynayabilir. Ancak, krizin uzaması Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve stratejik çıkarlarını da olumsuz etkileyebilir. Özellikle, Sudan'daki Türk yatırımları ve ticari ilişkiler güvenlik riski altında. Türkiye, krizin sona ermesi ve bölgesel istikrarın sağlanması için uluslararası çabalara katkıda bulunmaya devam etmelidir.