Sudan, iç savaşın gölgesinde dış politikada yeni bir denge arayışına girerken, üst düzey Sudanlı yetkililerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve Türkiye'nin başkenti Ankara'da eş zamanlı olarak paralel görüşmeler yürüttüğü bildirildi. Bu diplomatik temaslar, Kızıldeniz'de artan güvenlik iş birliği çerçevesinde gerçekleşirken, bölgedeki güç dengelerinin yeniden şekillendiğine işaret ediyor. Sudan'da ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmalar sürerken, Hartum'un bölgesel aktörlerle kurduğu bu yakınlaşma, ülkenin uluslararası alanda yalnızlaşmadığını gösteriyor. Görüşmelerin ana gündem maddesini, Kızıldeniz'deki deniz güvenliği ve ticaret yollarının korunması oluşturuyor.
Riyad ve Ankara ile Eş Zamanlı Diplomasi
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdülfettah el-Burhan'ın, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Riyad'da bir araya geldiği, bu görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra Kızıldeniz'deki güvenlik iş birliğinin ele alındığı belirtiliyor. Görüşmede, Sudan'daki mevcut çatışmaların sona erdirilmesi için atılacak ortak adımlar ve insani yardımların ulaştırılması konularının da masaya yatırıldığı ifade ediliyor.
Ankara'da ise Sudan Dışişleri Bakanı Ali el-Sadık'ın, Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile görüştüğü öğrenildi. İki bakanın, bölgesel gelişmeler, ikili ticaretin artırılması ve savunma sanayii alanındaki iş birliği konularını ele aldığı aktarılıyor. Türkiye'nin Sudan'daki tarihi ve kültürel bağları göz önüne alındığında, bu görüşmenin iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden canlandırılması açısından önemli olduğu değerlendiriliyor.
Bu paralel diplomasi trafiği, Sudan'ın iç savaş nedeniyle zayıflayan uluslararası konumunu güçlendirme ve bölgesel destek arayışı olarak yorumlanıyor. Özellikle Kızıldeniz kıyısında stratejik bir konuma sahip olan Sudan, uluslararası deniz ticaretinin güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Suudi Arabistan ve Türkiye'nin bu bölgede artan nüfuz mücadelesi, Sudan'ın elini güçlendirebilir.
Kızıldeniz'de Dengeler Değişiyor
Kızıldeniz, son yıllarda artan jeopolitik rekabete sahne oluyor. Yemen'deki İran destekli Husilerin ticari gemilere yönelik saldırıları, bölgede deniz güvenliğini tehdit ederken, uluslararası koalisyonlar oluşturuldu. Suudi Arabistan, Kızıldeniz kıyısındaki yatırımları ve Vizyon 2030 projeleriyle bölgeye odaklanırken; Türkiye, Katar ve Somali ile yaptığı savunma anlaşmalarıyla Kızıldeniz'deki varlığını artırmayı hedefliyor.
Sudan'ın bu denklemdeki rolü, ülkenin doğusundaki Port Sudan limanı ve Kızıldeniz kıyısındaki stratejik konumu nedeniyle giderek önem kazanıyor. Suudi Arabistan, Sudan'da askeri üs kurmak için anlaşmalar yapmıştı; Türkiye ise Hartum'da tarihi Osmanlı mirası üzerinden ilişkilerini derinleştiriyor. Bu iki ülkenin Sudan'daki nüfuz mücadelesi, iç savaşın sona ermesinin ardından bölgede yeni bir güç dengesi oluşturacak gibi görünüyor.
Uzmanlar, Sudan'daki çatışmaların sona ermesi durumunda ülkenin yeniden inşası için milyarlarca dolarlık yatırımların gerekeceğini ve bu süreçte Suudi Arabistan ile Türkiye'nin önemli aktörler olacağını belirtiyor. Kızıldeniz'deki istikrar, hem enerji hem de ticaret yollarının güvenliği açısından küresel öneme sahip.
Uluslararası Toplumun Rolü
Sudan'daki kriz, uluslararası toplumun da gündeminde. Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve Arap Birliği gibi kuruluşlar, çatışmaların sona erdirilmesi için çaba sarf ediyor. Ancak iç savaşın tarafları arasındaki uzlaşmazlık, insani krizi daha da derinleştiriyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan ve Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri, çatışmaların sona erdirilmesi için umut verici olabilir.
Riyad ve Ankara'daki görüşmelerin, Sudan'da ateşkes sağlanmasına yönelik uluslararası çabaların bir parçası olduğu düşünülüyor. Özellikle Türkiye'nin, Sudan'daki taraflarla kurduğu doğrudan temaslar, eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminden kalan ilişkiler üzerinden yürüyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgede etkin bir arabulucu olma potansiyelini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki stratejik nüfuzunu artırma çabaları açısından önemli bir adım. Türkiye, Somali ile yaptığı savunma anlaşması ve Katar'daki askeri varlığıyla bölgede etkisini genişletiyor. Sudan'ın stratejik konumu, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'na açılan kapısı olarak değerlendirilebilir. Ayrıca Türkiye, Sudan'daki iç savaşın sona ermesi halinde yeniden inşa sürecinden ekonomik pay almak istiyor. Suudi Arabistan ile Kızıldeniz'de iş birliği yapmak, Türkiye'nin bölgede denge siyaseti izlediğini gösteriyor. Ancak Türkiye'nin Sudan'daki tutumu, insan hakları ve demokrasi konularında eleştirilere yol açabilir; bu nedenle Ankara'nın arabuluculuk rolünü dikkatli yürütmesi gerekiyor.