Sudan'da Nisan 2023'te başlayan silahlı çatışmalar, ülkeyi derin bir insani ve siyasi krize sürüklerken, savaşın yeni bir evreye girdiği şu günlerde stratejik öneme sahip el-Obeid kenti öne çıkıyor. Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti olan ve Hartum'un yaklaşık 350 kilometre güneybatısında yer alan bu kent, hem Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) hem de paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) için hayati bir konumda bulunuyor. Kentin kontrolü, savaşın seyrini ve ülkedeki insani krizin boyutlarını doğrudan etkileme potansiyeline sahip.
Gelişmenin arka planı: El-Obeid neden önemli?
El-Obeid, Sudan'ın orta kesiminde yer alan ve tarımsal üretim açısından kritik bir bölge olan Kordofan'ın kapısı konumunda. Kent, aynı zamanda Darfur bölgesine giden ana ticaret yolları üzerinde bulunuyor. RSF'nin kökenleri Darfur'daki Arap milislere dayandığı için bu bağlantı, RSF açısından lojistik ve ikmal hatlarını güvence altına alma açısından büyük önem taşıyor. Öte yandan SAF, el-Obeid'i Hartum'a yönelik askeri operasyonlar için bir üs olarak kullanıyor ve kentin düşmesi, başkentin çevresindeki savunma hattını zayıflatabilir.
Çatışmaların başlangıcından bu yana el-Obeid, şiddetli çatışmalara sahne oldu. RSF, Mayıs 2023'te kentin büyük bölümünü ele geçirirken, SAF karşı saldırılarla bazı bölgeleri geri almayı başardı. Ancak son haftalarda RSF'nin kente yönelik saldırıları yoğunlaştı. Kentin kontrolü, sadece askeri değil, aynı zamanda insani açıdan da kritik. El-Obeid, çevre illerden gelen yerinden edilmiş siviller için bir sığınak durumundayken, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) gibi kuruluşların bölgeye yardım dağıttığı lojistik merkezlerden biri. Kentin düşmesi halinde, yaklaşık 2 milyon kişinin insani yardıma erişiminin kesilmesi bekleniyor.
Uzmanlar, el-Obeid etrafındaki çatışmaların tırmanmasının Sudan'ın zaten kırılgan olan istikrarını daha da bozacağını belirtiyor. 2023 yılında patlak veren savaşta 10 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 7 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Ülke, dünyanın en büyük yerinden edilme krizlerinden birini yaşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki çatışma sadece iç dinamiklerle sınırlı kalmıyor; bölgesel güçlerin ve uluslararası aktörlerin müdahil olduğu bir vekalet savaşı niteliği taşıyor. RSF'nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından desteklendiği iddia edilirken, SAF Mısır ve Suudi Arabistan ile yakın ilişkilerini sürdürüyor. El-Obeid'in kontrolü bu bağlamda da kritik: RSF, kenti ele geçirerek BAE üzerinden gelen lojistik desteği daha rahat alabileceği bir koridor oluşturmayı hedefliyor. SAF ise kentin elden çıkmasını engelleyerek Sudan'ın orta kesimlerinde nüfuzunu korumak istiyor.
Küresel boyutta ise el-Obeid'deki çatışmalar, bölgedeki gıda güvenliğini tehdit ediyor. Sudan, dünyanın en büyük sorgum ve susam üreticilerinden biri; el-Obeid çevresi de önemli tarım alanlarına sahip. Savaşın bu bölgeye yayılması, uluslararası piyasalarda tahıl fiyatlarında dalgalanmaya yol açabilir. ABD ve Avrupa Birliği, tarafları ateşkese zorlamak için diplomatik girişimlerde bulunsa da somut bir ilerleme kaydedilebilmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve ekonomik bağlara sahip olup, özellikle Osmanlı döneminden kalma Sevakin Adası'nın restorasyonu ve Kızıldeniz'deki stratejik işbirlikleri nedeniyle Sudan'daki istikrarı yakından takip etmektedir. El-Obeid'deki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarını ve diplomatik nüfuzunu tehdit edebilir. Ayrıca Türkiye, Sudan'da yaşanan insani kriz karşısında insani yardım faaliyetlerini sürdürmekte; el-Obeid'in düşmesi bu yardımların ulaştırılmasını zorlaştırabilir. Türkiye'nin Mısır ve Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkileri, Sudan'daki taraflarla diyalog kanallarını açık tutmasını sağlayabilir.