Sudan ordusu, paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile devam eden çatışmalarda son iki hafta içinde 224 RSF zırhlı aracını imha ettiğini açıkladı. Ordu sözcüsü, güçlerinin 'sürekli başarılar' elde ettiğini belirterek, bu operasyonların RSF'nin lojistik ve hareket kabiliyetini ciddi şekilde zayıflattığını ifade etti. Sözcü, 'Savaş alanında inisiyatif bizde ve düşmanı her geçen gün daha da geriletmekteyiz' dedi. Çatışmalar özellikle Hartum, Omdurman ve Darfur bölgelerinde yoğunlaşmış durumda. Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdülfettah el Burhan liderliğindeki ordu 15 Nisan 2023'te başlayan savaşta RSF'ye karşı üstünlük sağlamaya çalışıyor.
Operasyonun ayrıntıları ve arka plan
Sudan ordusundan yapılan yazılı açıklamaya göre, son iki haftalık dönemde başkent Hartum çevresinde ve Darfur bölgesinde düzenlenen operasyonlarda 224 RSF zırhlı aracı imha edildi, çok sayıda militan etkisiz hale getirildi ve önemli miktarda mühimmat ele geçirildi. Ordu, bu başarıların RSF'nin moral ve savaş gücüne ağır bir darbe vurduğunu savunuyor. RSF ise ordunun iddialarını yalanlayarak kendi ilerleyişlerini sürdürdüklerini öne sürüyor. Savaşın başından bu yana ülke genelinde ateşkes çağrılarına rağmen çatışmalar durulmuyor. Birleşmiş Milletler'e göre çatışmalar sonucu 9 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç durumda. Sudan ordusu, RSF'nin sivillere yönelik saldırılarını ve insan hakları ihlallerini de belgelediğini bildiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki iç savaş, bölgesel güçler ve uluslararası aktörler arasında endişeyle izleniyor. Orduyu destekleyen Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin RSF'ye dolaylı destek sağladığı iddia ediliyor. Suudi Arabistan ve ABD, Cidde'de yürütülen barış görüşmelerinde tarafları ateşkese ikna etmeye çalışıyor ancak henüz somut bir ilerleme kaydedilmiş değil. Savaş, Kızıldeniz'in güvenliğini ve bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Ayrıca, Sudan'ın tarım potansiyeli ve su kaynakları üzerindeki kontrol mücadelesi, ülkeyi büyük bir krize sürüklüyor. Çatışmalar, komşu ülkelere mülteci akışını artırarak Çad, Güney Sudan ve Etiyopya gibi ülkelerde sosyal ve ekonomik baskıyı da derinleştiriyor. Uluslararası toplum, Sudan'daki insani krize acil müdahale çağrısı yaparken, tarafların askeri çözümde ısrar etmesi barış umutlarını zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve ekonomik bağlara sahiptir. Hartum'da büyükelçiliği bulunan Ankara, savaşın başından beri taraflara itidal çağrısı yapmış ve insani yardım sağlamıştır. Sudan'daki çatışmaların derinleşmesi, Kızıldeniz'deki ticaret yollarını ve bölgedeki Türk yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık, Afrika Boynuzu'nda güvenlik sorunlarını artırarak Türkiye'nin Somali ve Libya gibi ülkelerdeki nüfuz mücadelesini zorlaştırabilir. Bu nedenle Ankara, ateşkes ve barış sürecini desteklerken, krizin bölgesel bir savaşa dönüşmemesi için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.