Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Pazar günü yaptığı açıklamada, Sudan'ın güneydoğusundaki Mavi Nil eyaletinde ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında ocak ayından bu yana devam eden çatışmalar nedeniyle 100 bine yakın kişinin yerinden edildiğini bildirdi. IOM, tahminen 99 bin 277 kişinin Mavi Nil eyaletindeki çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. Bu rakam, ülke genelinde zaten ciddi boyutlara ulaşan insani krizin daha da derinleştiğini gösteriyor.
İnsani krizin boyutları
IOM'nin verilerine göre, yerinden edilenlerin büyük bir kısmı eyalet içinde güvenli bölgelere sığınırken, bir kısmı da komşu eyaletlere ve ülke sınırları dışına kaçmak zorunda kaldı. Mavi Nil eyaleti, Sudan'ın tarım potansiyeli yüksek bölgelerinden biri olmasına rağmen, son aylarda artan çatışmalar nedeniyle büyük ölçüde istikrarsızlaştı. Bölgede yetersiz barınma, temiz su ve sağlık hizmetleri nedeniyle yerinden edilen insanlar zorlu koşullarla mücadele ediyor.
Sudan'da Nisan 2023'te başlayan iç savaş, başkent Hartum'un yanı sıra Darfur, Kordofan ve son olarak Mavi Nil gibi stratejik bölgelere yayılmış durumda. Ordu ile RSF arasındaki çatışmalar, ülke genelinde 10 milyondan fazla insanı yerinden etmiş, binlerce sivilin hayatını kaybetmesine yol açmış ve temel altyapıyı tahrip etmiş durumda. BM yetkilileri, Sudan'ın dünyanın en büyük yerinden edilme krizine sahne olduğunu vurguluyor.
Mavi Nil eyaleti, stratejik konumu ve tarımsal kaynakları nedeniyle çatışmanın tarafları için önemli bir hedef haline gelmiş durumda. Eyaletin başkenti Ed Damazin, aynı zamanda Sudan'ın en büyük barajlarından biri olan Roseires Barajı'na ev sahipliği yapıyor. Bu baraj, ülkenin elektrik üretimi ve sulama sistemleri için kritik öneme sahip. Çatışmaların bu bölgeye sıçraması, hem enerji güvenliği hem de gıda üretimi açısından endişe verici sonuçlar doğurabilir.
Uluslararası tepkiler ve insani yardım çağrıları
Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları, Sudan'daki insani krize dikkat çekerek acil ateşkes ve insani koridorların açılması çağrısında bulunuyor. Ancak şu ana kadar taraflar arasında kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. IOM, yerinden edilenlerin ihtiyaçlarının karşılanması için uluslararası toplumdan daha fazla finansal destek talep ediyor. Örgüt, Sudan'daki insani yardım operasyonlarının yeterli fon bulunmaması nedeniyle zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Mavi Nil eyaletindeki çatışmalar, Sudan'ın güneydoğusundaki istikrarsızlığın komşu ülkelere de yayılma riskini artırıyor. Etiyopya ve Güney Sudan gibi komşu ülkeler, Sudan'dan gelen mülteci akınıyla karşı karşıya kalabilir. Bölgesel istikrar açısından endişe verici olan bu durum, uluslararası toplumun Sudan krizine daha fazla müdahil olmasını gerektiriyor.
Sudan'daki savaş, aynı zamanda bölgesel güçlerin de dahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşme riski taşıyor. Bazı ülkelerin RSF'ye veya orduya destek verdiği iddiaları, çatışmanın daha da uzamasına neden oluyor. BM Güvenlik Konseyi, Sudan'daki durumu görüşmek üzere birkaç kez toplandı ancak kalıcı bir çözüm bulunamadı. Uluslararası toplum, Sudan halkının acil insani ihtiyaçlarının karşılanması ve siyasi bir çözüm için daha etkin bir diplomasi yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki insani kriz ve Mavi Nil eyaletindeki çatışmalar, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani diplomasi açısından önemli bir sınav niteliğinde. Türkiye, Sudan ile tarihsel ve kültürel bağları güçlü olan bir ülke olarak, krizin çözümünde aktif rol alabilir. Ancak artan çatışmalar, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve ticari çıkarlarını da olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Sudan'dan gelebilecek yeni mülteci dalgaları, Türkiye'nin zaten üstlendiği göç yükünü artırabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, uluslararası toplumla işbirliği içinde Sudan'da barış ve istikrarın tesisi için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor.