Afrika kıtasının en büyük ülkelerinden Sudan, Nisan 2023'ten bu yana süren ve binlerce kişinin ölümüne, milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açan iç savaşın pençesinde. The Economist'in Afrika muhabiri Tom Gardner, çatışmaların odağındaki başkent Hartum'a nadir bir ziyaret gerçekleştirdi ve kentin adeta bir hayalet şehre dönüştüğünü gözlemledi. Gardner'ın izlenimleri, Sudan'ın geleceğine dair ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Hartum'un Savaşla Yıkılan Çehresi
Çatışmaların başladığı Nisan 2023'ten bu yana Hartum, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Kentin büyük bölümü, özellikle de RSF'in kontrolündeki mahalleler, ağır silahlarla vurulmuş durumda. Gardner, ziyareti sırasında sokakların boş olduğunu, binaların büyük bir kısmının harabeye döndüğünü, altyapının büyük ölçüde çöktüğünü aktarıyor. Elektrik ve su kesintilerinin yanı sıra, iletişim ağlarının da büyük ölçüde devre dışı kaldığı belirtiliyor.
Savaş, Sudan'ı dünyanın en büyük insani krizlerinden biriyle karşı karşıya bırakmış durumda. Birleşmiş Milletler'e göre, ülkede yaklaşık 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç. Bunların 10 milyondan fazlası yerinden edilmiş durumda ve bu sayı her geçen gün artıyor. Hartum'un nüfusu savaş öncesinde yaklaşık 8 milyon iken, şu an bu sayının önemli ölçüde azaldığı tahmin ediliyor. Çatışmalar şehri terk etmeyenler ise gıda, ilaç ve temel ihtiyaç maddelerine erişimde büyük zorluklar yaşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Sudan'daki savaş, sadece ülke içindeki yıkımla sınırlı kalmıyor; bölgesel istikrarsızlığa da derin etkileri oluyor. Sudan'ın komşuları olan Mısır, Etiyopya, Çad ve Güney Sudan gibi ülkeler, mülteci akınları ve artan güvenlik tehditleri nedeniyle baskı altında. Özellikle Kızıldeniz'in güvenliği ve uluslararası ticaret yolları açısından kritik bir konuma sahip olan Sudan, küresel güçlerin de ilgisini çekiyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Rusya gibi ülkelerin Sudan'daki aktörlerle farklı ilişkileri bulunuyor.
Analistlere göre, savaşın sona ermesi için uluslararası toplumun daha güçlü bir arabuluculuk çabası gerekiyor. Ancak şu ana kadar yapılan ateşkes girişimleri kalıcı olmadı. Cidde'de yürütülen müzakereler ve Birleşmiş Milletler'in çabaları, taraflar arasındaki derin güvensizlik nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Sudan halkı ise savaşın bir an önce bitmesini ve ülkelerine barışın gelmesini bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin dış politikası açısından da yakından izlenen bir gelişme. Türkiye, Sudan'da tarihi ve kültürel bağlara sahip olmasının yanı sıra, bu ülkede önemli ekonomik yatırımlara ve altyapı projelerine imza atmıştı. 2020 yılında başlayan iç savaş, Türk şirketlerinin faaliyetlerini durdurmasına ve ekonomik kayıplara yol açtı. Ayrıca Sudan'ın Kızıldeniz'deki stratejik konumu, Türkiye'nin bölgedeki deniz güvenliği ve ticaret yolları açısından da kritik önem taşıyor. Türkiye, çatışmaların sona ermesi ve Sudan'ın yeniden inşası için uluslararası toplumla birlikte çözüm arayışlarını destekliyor; ancak kalıcı barışın sağlanması, hem Sudan'ın geleceği hem de bölgesel istikrar için hayati önemde.