Sudan'ın El-Obeid kentinde ordu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmalar şiddetlenirken, çok sayıda ülke Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde ortak bir bildiri yayımlayarak sivil katliamlarına ve insan hakları ihlallerine dikkat çekti. Bildiride, Kuzey Kordofan eyaletinde yaşananların 'savaş suçu' boyutuna ulaştığı vurgulandı ve uluslararası topluma hem RSF hem de Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) üzerinde maksimum baskı kurma çağrısı yapıldı.
Çatışmanın Arka Planı ve Sivillerin Durumu
Nisan 2023'te patlak veren Sudan iç savaşı, ordu ile RSF arasındaki güç mücadelesinin bir yansıması. Başkent Hartum'dan sonra ülkenin orta batısındaki El-Obeid, stratejik konumu nedeniyle yoğun çatışmalara sahne oluyor. BM verilerine göre Kuzey Kordofan'da 2,5 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Bölgedeki hastanelerin çoğu ya hasar gördü ya da tedarik yetersizliğinden hizmet veremiyor. Özellikle kadınlar ve çocuklar, cinsel şiddet ve açlık tehdidiyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), El-Obeid çevresinde en az 200 çocuğun çatışmalarda hayatını kaybettiğini açıkladı.
Ortak bildirinin imzacıları arasında ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler bulunuyor. Bildiride, 'tarafların sivilleri hedef alması kabul edilemez' ifadesine yer verilirken, uluslararası toplumun sorumluluğuna vurgu yapıldı. Afrika Birliği (AfB) ve Doğu Afrika Kalkınma Hükümetlerarası Otoritesi (IGAD) de benzer uyarılarda bulundu. Ancak bugüne kadar yapılan ateşkes çağrıları sonuçsuz kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sudan'ın Denge Oyunu
Sudan'daki çatışma, yalnızca iç dinamiklerle sınırlı değil. Bölgesel güçlerin müdahil olduğu vekalet savaşı boyutları taşıyor. RSF'nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve bazı Doğu Afrika ülkelerinden lojistik destek aldığı iddia ediliyor. Öte yandan ordu, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerle geleneksel bağlarını sürdürüyor. Bu durum, çatışmanın çözümünü daha da karmaşık hale getiriyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), El-Obeid'deki tarafların savaş hukukunu ihlal ettiğine dair kanıtlar topladığını belirtti. Ateşkes sağlanamazsa insani krizin tüm Sahel bölgesine yayılmasından endişe ediliyor.
AfB ve BM, tarafları diyalog masasına çekmek için çaba harcasa da, ordu ve RSF liderlerinin tavizsiz tutumu çözümü zorlaştırıyor. Uzmanlar, El-Obeid'deki çatışmaların kontrol altına alınamaması durumunda Sudan'ın Libya benzeri bir parçalanma sürecine girebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, krizin bölge ülkelerindeki mülteci akınlarını artırması ve göç yollarını etkilemesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki iç savaş, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz havzasındaki çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan'da askeri eğitim anlaşmalarından ticari ortaklıklara kadar geniş bir yelpazede faaliyet göstermektedir. Çatışma, özellikle Türk şirketlerinin altyapı projelerini ve Kızıldeniz'deki lojistik bağlantıları tehdit etmektedir. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık Doğu Afrika'da düzensiz göçü artırarak Türkiye'nin güney sınırlarına dolaylı baskı oluşturmaktadır. Ankara, BM ve AfB nezdinde arabuluculuk girişimlerini desteklerken, taraflarla ilişkilerini dengelemeye çalışmaktadır. Uzun vadede Sudan'da kalıcı barış, Türkiye'nin bölgesel nüfuzu ve ekonomik çıkarları açısından kritik öneme sahiptir.