BBC'nin yaptığı bir araştırma, Sudan'da paramiliter Hızlı Destek Güçleri'nin (HDG) bir yıl önce Darfur'daki El-Faşir kentini kuşatması ve ardından ele geçirmesi sırasında sağlık sistemini sistematik olarak çökerttiğine dair kanıtlar buldu. BBC Afrika muhabiri Barbara Plett Usher'ın haberine göre, doktorlar kentteki hastanelerin hedef alındığını ve sağlık hizmetlerinin kasıtlı olarak engellendiğini aktardı. El-Faşir, Sudan ordusu ile HDG arasındaki çatışmalarda kritik bir nokta olmuş, kentin düşmesiyle bölgede büyük bir insani kriz yaşanmıştı.
Kuşatma ve Sağlık Sisteminin Çöküşü
BBC'nin görüştüğü doktorlar, El-Faşir'deki hastanelerin bombalandığını, sağlık personelinin tehdit edildiğini ve tıbbi malzeme sevkiyatının engellendiğini söyledi. Araştırma, HDG savaşçılarının hastanelere yönelik saldırıları sistematik bir strateji olarak uyguladığını gösteriyor. Kentteki son işleyen hastane olan El-Faşir Eğitim Hastanesi'nin de hedef alındığı ve yaralılara müdahale edilemediği belirtiliyor. Bu durum, kuşatma altındaki sivil halk için hayati önem taşıyan sağlık hizmetlerinin tamamen durmasına yol açtı.
Doktorlar, hastanelerin çatışmalardan korunması gerektiğini vurgularken, uluslararası toplumun müdahale çağrılarına rağmen saldırıların sürdüğünü ifade etti. BBC'nin elde ettiği bilgilere göre, HDG militanları hastaneleri askeri üs olarak kullanmakla suçlanıyor. Bu durum, sivil tesislere yönelik saldırıların uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğu yönündeki endişeleri artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Sudan'daki iç savaş, Nisan 2023'te ordu ile HDG arasında patlak verdi ve o zamandan beri ülke genelinde büyük yıkıma yol açtı. Darfur bölgesi, etnik temizlik iddiaları ve kitlesel yerinden edilmelerle gündemde. El-Faşir'in kaybı, Sudan ordusu için stratejik bir darbe olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler, bölgede milyonlarca insanın insani yardıma muhtaç olduğunu ve sağlık sisteminin çöktüğünü raporluyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, Darfur'da işlenen suçlarla ilgili soruşturmalar yürütüyor. BM ve insan hakları örgütleri, taraflara sivil altyapıyı koruma çağrısı yapıyor ancak çatışmalar devam ediyor. Bölgesel güçlerin Sudan'daki çatışmaya müdahil olması, krizi daha da karmaşık hale getiriyor. Mısır ve BAE'nin taraflara destek verdiği iddiaları, savaşın vekalet savaşına dönüşme riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'daki krizi yakından takip ediyor ve insani yardım koridorlarının açılması için çağrılar yapıyor. Türk dış politikası açısından Sudan, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki istikrar açısından önemli. Sağlık sisteminin çökmesi, Türkiye'nin bölgeye yönelik insani yardımlarını ve sağlık desteğini artırmasını gerektirebilir. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika'daki ekonomik ve siyasi çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri ve insani diplomasi çabaları, bölgede etkinlik sağlaması açısından kritik.