Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi tarafından Salı günü yayımlanan yeni bir rapora göre, Sudan'daki silahlı çatışmada cinsel şiddet sistematik bir şekilde "savaş silahı" olarak kullanılıyor. Raporda, doğrulanmış yüzlerce vakanın, yaşanan tacizlerin gerçek boyutunun yalnızca küçük bir kısmını oluşturduğu belirtiliyor. Çatışmanın Nisan 2023'te Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında başlamasından bu yana, özellikle kadınlar ve kız çocukları hedef alınıyor. BM raporu, tecavüz, cinsel kölelik ve zorla evlendirme gibi suçların yaygın olduğunu ve bu eylemlerin sivilleri cezalandırmak, toplulukları yerinden etmek ve etnik grupları hedef almak için kullanıldığını ortaya koyuyor.
Çatışmanın gölgesinde kadın bedeni hedefte
BM raporu, Sudan'da Mayıs 2023 ile Nisan 2024 arasında en az 339 cinsel şiddet vakasını doğruladığını, ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğunu vurguluyor. Mağdurların büyük çoğunluğunu kadınlar ve kız çocukları oluştururken, erkekler ve erkek çocukları da hedef alınıyor. Vakaların %80'inden fazlası, isyancı grup RSF ve müttefik milisler tarafından işlenirken, SAF ve bağlı güçler de suçlamalarla karşı karşıya. Rapor, bu saldırıların "savaş suçu ve insanlığa karşı suç" teşkil edebileceğini belirtiyor.
Cinsel şiddet, özellikle Hartum, Darfur ve Kordofan bölgelerinde yoğunlaşıyor. Saldırıların birçoğu, yerleşim birimlerine yapılan baskınlar sırasında, kontrol noktalarında veya silahlı grupların geçici kamplarında gerçekleşiyor. Mağdurların tıbbi yardım almaya çalıştıklarında damgalanma korkusuyla karşılaştıkları, adalete erişimlerinin ise neredeyse imkânsız olduğu belirtiliyor. BM raporu, bu suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılması ve mağdurlara kapsamlı destek sağlanması çağrısında bulunuyor.
Uluslararası toplumun sessizliği ve yetersiz müdahale
Sudan'daki çatışma, 2023'ün ortalarından bu yana binlerce sivilin ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve ülkenin bir kısmının kıtlıkla karşı karşıya kalmasına yol açtı. Ancak uluslararası toplumun, özellikle de büyük güçlerin müdahalesi sınırlı kaldı. BM raporu, cinsel şiddetin çatışmanın bir parçası olarak sistematik kullanımının, Sudan'da barış ve istikrar sağlanmasını daha da zorlaştırdığını vurguluyor.
Raporda ayrıca, çatışan tarafların uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiği, sivilleri korumak yerine hedef aldığı belirtiliyor. Cinsel şiddet, savaşan gruplar tarafından bir terör aracı olarak kullanılıyor; kadınların ve kız çocuklarının bedenleri, toplulukların onurunu kırmak ve etnik temizliği hızlandırmak için bir savaş alanına dönüştürülüyor. Sudan'daki bu durum, uluslararası ceza hukuku kapsamında soykırım ve insanlığa karşı suç iddialarını güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki cinsel şiddet krizi, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım çalışmaları ve diplomatik angajmanı açısından önem taşıyor. Türkiye, tarihsel olarak Sudan'da nüfuz sahibi olmuş ve çatışmanın başından beri taraflar arasında arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştur. Bu rapor, Türkiye'nin Sudan'daki insan hakları ihlallerine karşı daha net bir tutum almasını ve mağdurlara yönelik yardım programlarını artırmasını gerektirebilir. Ayrıca, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel güvenlik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir; bu nedenle Ankara'nın çatışmanın sona erdirilmesi ve insani krizin hafifletilmesi için uluslararası çabalara daha fazla katkı sağlaması beklenebilir.