Sudan'da üç yıldır süren iç savaş ve El Nino kaynaklı kuraklık, ülkenin yaklaşık yarısında gıda güvenliğini tehdit ederek kıtlık riskini ciddi boyutlara taşıdı. Bağımsız izleme kuruluşu Famine Early Warning Systems Network (FEWS NET) tarafından yapılan açıklamaya göre, ülkenin bazı bölgelerinde insani yardımın ulaştırılamaması ve tarımsal üretimin çökmesi nedeniyle milyonlarca insan açlıkla karşı karşıya. Uzmanlar, uluslararası toplumun acil adım atmaması halinde önümüzdeki aylarda kitlesel ölümlerin yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Çatışma ve İklim Krizi Kıskacında Sudan
Sudan, Nisan 2023'ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki şiddetli çatışmalara sahne oluyor. Bu savaş, ülke altyapısını büyük ölçüde tahrip etti ve milyonlarca insanı yerinden etti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 8 milyondan fazla kişi ülke içinde yer değiştirmek zorunda kaldı ve 2 milyondan fazla kişi komşu ülkelere sığındı. Tarım arazileri mayınlı veya güvenlik riski nedeniyle ekilemiyor; pazarlara erişim güçleşiyor, yardım konvoyları engelleniyor.
Öte yandan, El Nino olayının etkisiyle ülkenin büyük bölümünde yağışlar azaldı. FEWS NET'in raporuna göre, Sudan'ın tahıl üretiminin önemli bir kısmını sağlayan bölgelerde kuraklık nedeniyle hasat kayıpları yaşandı. Ülkenin kuzey ve batı kesimlerinde su kaynakları kururken, hayvancılıkla geçinen topluluklar da ciddi gelir kaybına uğradı. Gıda fiyatları son bir yılda iki katına çıktı; temel gıda maddelerine erişim neredeyse imkânsız hale geldi.
İnsani yardım kuruluşları, çatışma bölgelerine erişimde büyük zorluklar yaşıyor. Dünya Gıda Programı (WFP), Sudan'da 20 milyondan fazla insanın akut gıda güvensizliği çektiğini, bunlardan 5 milyonunun acil yardıma muhtaç olduğunu belirtiyor. Ancak çatışma taraflarının yardım koridorlarını açmaması, bürokratik engeller ve güvenlik sorunları nedeniyle yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılamıyor. Bazı bölgelerde insanlar ot ve yabani meyvelerle beslenmeye çalışıyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
Sudan'daki kriz, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel istikrar açısından da endişe verici. Komşu ülkeler Çad, Güney Sudan, Mısır ve Etiyopya, artan mülteci akınıyla karşı karşıya. Bu durum, zaten kırılgan olan bölgesel ekonomi ve güvenlik dinamiklerini daha da zorluyor. Ayrıca, Kızıldeniz ticaret yollarına yakınlığı nedeniyle Sudan'daki istikrarsızlık, küresel deniz ticareti ve enerji arz güvenliği açısından da risk oluşturuyor.
Uluslararası toplum, Sudan'a yönelik insani yardımları artırma çağrısı yapıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, çatışmanın sona erdirilmesi ve yardım erişiminin sağlanması için taraflara baskı yapılması gerektiğini vurguladı. Ancak şu ana kadar kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. Uzmanlar, kıtlığın önlenmesi için önümüzdeki kritik aylarda uluslararası toplumun daha koordineli ve hızlı hareket etmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi halde, 1990'lardaki Somali kıtlığına benzer bir felaketin yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki insani kriz, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasi ve Afrika açılımı politikaları açısından önemli bir sınav niteliğinde. Türkiye, son yıllarda Sudan'a yönelik kalkınma yardımları ve insani yardım faaliyetleriyle dikkat çekiyor; TİKA ve Kızılay aracılığıyla bölgede aktif. Ancak çatışma ortamı, bu yardımların sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Doğu Afrika'daki ticari ve stratejik çıkarlarını da etkiliyor. Türkiye'nin, bölgesel aktörlerle işbirliği yaparak insani koridorların açılması ve barış sürecine katkı sağlaması, hem bölgesel hem de küresel sorumluluk açısından önem taşıyor.