Sudan'da devam eden iç savaş, milyonlarca insanın geçim kaynağını yok ederken, altın madenciliği birçok kişi için hayatta kalma umudu haline geldi. Ancak bu umut, beraberinde büyük tehlikeler getiriyor. Geçtiğimiz günlerde 16 yaşındaki Altayeb Alhadi'nin ölümü, geleneksel madenciliğin ne kadar riskli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Altın arayışının arka planı
Sudan, Afrika'nın en büyük altın üreticilerinden biri. Ülke ekonomisi büyük ölçüde altın ihracatına bağımlı. Ancak 2023'te patlak veren iç savaş, resmi madencilik sektörünü büyük ölçüde felç etti. Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasındaki çatışmalar, maden bölgelerinin kontrolünü de karmaşık hale getirdi. Bu ortamda, binlerce Sudanlı, geçimini sağlamak için geleneksel yöntemlerle altın aramaya başladı.
Altayeb Alhadi, Kuzey Darfur eyaletinde bulunan bir altın madeninde çalışırken meydana gelen göçükte hayatını kaybetti. Ailesi, Alhadi'nin okula gitmek yerine madende çalışmak zorunda kaldığını belirtiyor. Bu trajik olay, ülkedeki ekonomik çöküşün çocukları bile nasıl etkilediğini gösteriyor.
Geleneksel madencilik, yeterli güvenlik önlemleri alınmadan yapılıyor. Madenciler, dar tünellerde ve çökmeye müsait arazilerde çalışıyor. Cıva gibi kimyasalların kullanımı da yaygın ve bu da çevre ve insan sağlığı için ciddi tehdit oluşturuyor. Sudan Madenciler Birliği'nin verilerine göre, son bir yılda en az 200 madenci benzer kazalarda yaşamını yitirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki altın, sadece yerel ekonomi için değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel piyasalar için de önemli. Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere bazı ülkeler, Sudan altınını ithal ediyor. Ancak iç savaş nedeniyle resmi olmayan yollarla yapılan ticaret artmış durumda. Bu durum, altının çatışma bölgelerinden kaçakçılık yoluyla çıkarılmasına ve silahlı grupların finanse edilmesine yol açıyor.
Birleşmiş Milletler, Sudan'daki altın madenciliğinin çatışmayı körüklediğine dikkat çekiyor. Özellikle Darfur ve Kordofan gibi çatışmaların yoğun olduğu bölgelerde, madencilik gelirleri silahlı grupların eline geçiyor. Bu da barış çabalarını zorlaştırıyor.
Uluslararası toplum, Sudan'daki insani krize odaklanmış durumda. Ancak altın ticareti ve madencilik koşulları yeterince denetlenmiyor. İnsan hakları örgütleri, çocuk işçiliği ve güvenlik eksikliği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki ekonomik ve güvenlik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan'da uzun süredir yatırımlar yapıyor ve insani yardım sağlıyor. Ancak iç savaş, bu yatırımları riske atıyor. Ayrıca, altın kaçakçılığı ve silahlı grupların finansmanı, bölgesel güvenliği tehdit ediyor. Türkiye'nin, Sudan'daki barış sürecine destek vermesi ve madencilik sektöründe şeffaflığı teşvik etmesi, hem bölgesel istikrar hem de kendi ekonomik çıkarları açısından önem taşıyor.