İngiltere Başbakanı Keir Starmer, yüksek gelirli çalışanlar için geçerli olan ve ekonomistler tarafından uzun süredir vergi sistemindeki bir arıza olarak nitelendirilen %60'lık etkin marjinal vergi oranını düşürmeyi değerlendiriyor. Bu oran, yıllık 100.000 sterlin ile 125.140 sterlin arasında kazananlar için geçerli olup, kişisel gelir vergisi dilimleri ile ulusal sigorta primlerinin etkileşimi sonucu ortaya çıkıyor. Starmer hükümetinin bu adımı, ekonomik büyümeyi teşvik etmek ve yüksek vasıflı iş gücünü ülkede tutmak amacıyla atılabilecek bir adım olarak görülüyor.
Vergi Tuzağının Arka Planı
İngiltere'de yıllık kazancı 100.000 sterlini aşan bireyler, kişisel muafiyetlerini kademeli olarak kaybediyor. 100.000 ile 125.140 sterlin arasında kazanç elde edenler için her 2 sterlinlik ek gelir, 1 sterlinlik kişisel muafiyet kaybına yol açıyor. Bu da efektif marjinal vergi oranını %60'a çıkarıyor. Ayrıca, bu gelir aralığındaki çalışanlar %2'lik ulusal sigorta primi ödemeye devam ediyor. Ekonomistler, bu durumun çalışmayı, ek mesai yapmayı veya terfi almayı cezalandırdığını, dolayısıyla verimliliği ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Muhafazakar hükümetler döneminde de bu konu tartışılmış ancak somut bir adım atılmamıştı. Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti, göreve geldiğinden bu yana vergi sisteminde reform yapmayı vaat ediyordu. Şimdi ise somut bir sinyal vererek, bu %60'lık oranın düşürülmesi için çalışma başlatıldığı anlaşılıyor. Hazine yetkilileri, olası bir değişikliğin bütçe üzerindeki etkisini hesaplıyor. Vergi indirimi, doğrudan gelir vergisi dilimlerinde bir değişiklik yapılmadan, kişisel muafiyetin kademeli olarak kaldırılması uygulamasının düzeltilmesiyle sağlanabilir.
Konuya yakın kaynaklar, Starmer'ın bu konuyu ekonomik büyüme gündeminin bir parçası olarak gördüğünü ve önümüzdeki bütçe döneminde bir düzenleme yapılabileceğini belirtiyor. Ancak, hükümet içinde kamu hizmetlerine ayrılan bütçenin azalması endişesiyle karşı çıkanlar da var. İşçi Partisi'nin seçim manifestosunda, gelir vergisi, ulusal sigorta ve KDV oranlarında artış yapılmayacağı taahhüt edilmişti. Bu nedenle, bir vergi indirimi yapılacaksa, bunun telafi edici bir kaynakla desteklenmesi gerekiyor. Olası seçenekler arasında servet vergisi veya sermaye kazançları vergisinde artış bulunuyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
İngiltere'nin vergi politikasındaki bu olası değişiklik, küresel ekonomik trendlerle de yakından ilişkili. Pandemi sonrası dönemde birçok ülke, yüksek enflasyon ve artan kamu borçlarıyla mücadele ederken, vergi sistemlerini gözden geçiriyor. ABD'de Başkan Joe Biden yönetimi, yüksek gelirliler için vergi artışı önerirken, İngiltere'de tam tersi bir yönde adım atılması dikkat çekiyor. Bu farklılık, ülkelerin ekonomik büyüme stratejilerindeki ayrışmayı gösteriyor. İngiltere, Brexit sonrası dönemde ekonomik olarak zorlanırken, yatırım çekmek ve rekabet gücünü artırmak için vergi sistemini daha cazip hale getirmeye çalışıyor.
Avrupa Birliği ülkelerinde de benzer tartışmalar yaşanıyor. Özellikle İrlanda, Hollanda gibi ülkeler, düşük kurumlar vergisi ve avantajlı kişisel gelir vergisi sistemleriyle yabancı yatırım çekiyor. İngiltere'nin bu hamlesi, Avrupa'da vergi rekabetini artırabilir. Ayrıca, yüksek vasıflı çalışanların mobilitesi göz önüne alındığında, İngiltere'nin bu adımı, Brexit sonrası kaybedilen yetenekleri geri kazanma çabası olarak da yorumlanıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve OECD gibi kuruluşlar, ülkelerin vergi sistemlerini daha adil ve verimli hale getirmeleri yönünde tavsiyelerde bulunuyor. İngiltere'deki bu değişiklik, küresel vergi reformu tartışmalarına bir örnek teşkil ediyor. Özellikle, dijital ekonominin yükselişi ve çok uluslu şirketlerin vergiden kaçınma stratejileri, ülkeleri vergi tabanlarını genişletmeye zorluyor. İngiltere, bu konuda öncü adımlar atmış ve dijital hizmetler vergisi getirmişti. Şimdi ise kişisel gelir vergisinde bir düzenleme yaparak, iç dinamikleri canlandırmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin yüksek gelirliler için vergi indirimi değerlendirmesi, Türkiye'nin vergi politikaları ve ekonomik stratejileri açısından dolaylı da olsa önemli ipuçları sunuyor. Türkiye'de de benzer şekilde yüksek gelir dilimlerinde efektif vergi oranları yüksek olup, kayıt dışılık ve vergi kaçakçılığı önemli sorunlar arasında. İngiltere'nin bu hamlesi, vergi rekabeti bağlamında Türkiye'ye yönelik yatırımları etkileyebilir; zira uluslararası yatırımcılar ve yüksek vasıflı iş gücü, daha cazip vergi ortamlarına yönelebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi vergi reformu tartışmalarında, benzer bir adımın ekonomik büyümeyi teşvik edip etmeyeceği sorgulanabilir. Ancak, Türkiye'nin mevcut ekonomik koşulları ve bütçe ihtiyaçları göz önüne alındığında, böyle bir indirim kısa vadede zor görünüyor. Yine de küresel trendler, Türkiye'nin uzun vadeli vergi politikası tasarımında dikkate alması gereken bir faktör.